Nakil İlmühaberi

Başbakan İstanbul'a gelenlerden, 'nakil İlmühaberi' istemeyi düşünüyormuş! Geçen hafta sonunda, yeni geleceklerin, 'nereye yerleşecekse belirlenmesini' gerekli gördüğünü söyledi.

Başbakan İstanbul'a gelenlerden, 'nakil İlmühaberi' istemeyi düşünüyormuş! Geçen hafta sonunda, yeni geleceklerin, 'nereye yerleşecekse belirlenmesini' gerekli gördüğünü söyledi. Belediye başkanlığını yaptığı için olacak, kentin sorunlarına 'İstanbul'dan bakıyor'!
Uygulanamaz bir istek; uygulanabilse bile, yanlış bir öneri. Herkesin, öncelikle politikacıların hiç unutmaması gereken bir gerçeği tekrarlayalım: Her yurttaşın her yere borcu ve her yerde hakkı olduğu gibi her yerden alacağı da vardır. Bu gerçeğin sonucu, yurttaşların oturacakları ya da oturamayacakları yeri kendileri belirlerler; herkes istediği yere gider, istediği yerde oturur!
Yurttaşlarının nereye gideceğini, hangi okulda okuyacağını, hangi işte çalışacağını belirlemek siyaset adamının görevi değildir. Onun işi, dünyanın, ülkesinin ve yurttaşlarının eğilim ve gereklerini karşılayacak nitelik ve nicelikte kurumların kurulma ve çalışma politikaları bulmak ve onları uygulamaktır.
Siyaset adamlarımız, maalesef aydınlarımızın çoğu, yurttaşlarının büyük kentlere göçüne, 'Niçin geliyorlar, gelmeseler ne iyi olur' düşüncesiyle yaklaşmışlar; böyle bakınca da doğru politika belirleyememişlerdir. Başbakan Erdoğan'ın son demeci de, korkarım aynı düşüncenin ürünüdür.
Bir-iki yıl içindeki iç göç denetim altında tutulamaz, 10-20 yıllık dönemler için, toplumsal diğer olaylarla birlikte değerlendirilerek yönlendirilebilir. Siyaset adamı, önümüzdeki yılda bulunduğu yerden kalkıp kente geleceklerle uğraşmak yerine, göçü tanımaya, nedenlerini araştırmaya, uygun politikalar aramaya çalışmalıdır.
En yanlış politika, gelenlerin köylerine-kasabalarına geri dönmelerini düşünmek ve istemektir. 50 yılda, köye geri dönüşün, yüzde 2'nin bile altında olduğunu bilmeliyiz, kimse geriye dönmez! İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümü hocası Hart'ın, yardımcısı Nephan Saran'la birlikte, 60'lı yıllarda yaptıkları heyecan verici araştırmadan, yeni gelenlerin kentlerde, geldikleri yerden daha mutlu olduklarını öğrenmiştik. Bu gerçeğin değişmediği, yeni kentlilerin geldikleri yerlerde oturuyor olmalarından bellidir.
Bundan sonra ne olacak, ne kadar kişi, nereden kalkıp, nereye gelecek? Çok kaba sayılarla anlatmaya çalışayım: Son sayımda nüfusu 100 bini geçen 55 kentimizin 1960 sayımındaki nüfuslarının toplamı 40 yılda, altı katına ulaşmıştır. Geri kalan yerleşim yerleri nüfusları ise, iki katına bile varamamıştır.
Nüfusumuzun 2020 yılında, 86 milyon olacağını tahmin ediyorum. Bunun 20 milyonu kırsal kesimde oturuyor olacaktır. 50 milyon kişi, nüfusu bugün 100 binin üzerindeki 55 kentimizde; 16 milyon kişi de diğer kentlerde yaşayacaktır Bu tahminler doğruysa 2020 yılına kadar, 12 ile 15 milyon kişi bugün nüfusu 100 binin üzerinde olan kentlere geleceklerdir. Bugün öngörebildiğimiz gelişmelere göre, 3-4 milyon kişi İstanbul'a, 4-6 milyon kişi Ankara, İzmir, Adana, Bursa kentlerinde yerleşeceklerdir.
Siyaset adamları, önce bu sayıları güvenecekleri biçimde hesaplamalı, sonra yeni geleceklerin ihtiyaçlarını da karşılayacak altyapı projeleri geliştirmelidirler. 'Nakil ilmühaberi' düşüncesi, 20 yılı daha kaybettirir.

2020'ye kadar, nüfus hareketi Milyon kişi
Kırsal kesimden ayrılacaklar 16
Nüfusu 100 binin altındaki kentlere gelecekler 3
Nüfusu 100 binin üstündeki kentlere gelecekler 13