Olmayanı var etmek!

Modern kimyanın öncüsü kabul edilen Lavoisier'nin (1743-1794), 'Var olan yok olmaz, yoktan hiçbir şey var olmaz' biçiminde özetlenen 'Maddenin Korunumu Kanunu'nu bilirsiniz.

Modern kimyanın öncüsü kabul edilen Lavoisier'nin (1743-1794), 'Var olan yok olmaz, yoktan hiçbir şey var olmaz' biçiminde özetlenen 'Maddenin Korunumu Kanunu'nu bilirsiniz.
Bilimin ilerlemesini sağlayan bu kanun 1789'da yayımlanan bir kitapta yer almıştır. Aradan geçen iki asırdan fazla zaman içinde, maddenin korunumu ilkesinden çıkarak binlerce buluşa varılmıştır.
Eski hükümetler gibi, bugünkü iktidarın zorladığı, 'Belki olabilir' dedikleri, işte bu kanundur!
Yıllardan beri hükümetler, 'olmayanı var etmeye' özenmektedirler. Bu özenti, Türkiye'yi uçurumun dik yamaçlarına getirmişti! İki yıllık çabayla ve daha çok fakir - fukaranın açlığı karşılığında, kayma durduruldu, bıçak sırtında önümüzü görmeye başladık. İşte tam bu noktada seçimler yapıldı. Seçmenimiz 'Neyin nasıl yapılacağını' arayıp sormadan, 'Kiminle çıkarız?'ı aradı, eskileri değiştirdi, hükümeti yeni bir partiye, yeni kişilere teslim etti!
Yeni hükümetin 'acil eylem planı' 3 ay önce bugünlerde yayımlandı. Harcamalar için aceleyle geçici bir kanun çıkarıldı ve yeni bütçe çalışmalarına başlandı. Yeni bütçe kanun tasarısının, geçen ay ortalarında Meclis'e sunulacağı duyurulmuştu. Bugünlere geldik, henüz IMF'yle anlaşılamadığı için, bütçe sayıları da ortada yok. Bütçe tabloları niçin kapanamıyor? Bana göre hükümet 'olmayanı var etme' özentisini sürdürmek için, bütçeyi bağlayamıyor.
Olmayan ve olmadığı halde var edilmek istenen nedir? Olmayan bütçe tablosunda görülmektedir: Son sekiz yılın (1995-2002) bütçe gerçekleşmeleri
özetine, faiz, bütçeden harcamalar ve açıklarına, bütçe gelirlerini 100 kabul ederek, bakalım:



Bütçe gelirlerinin yarıdan fazlası (yüzde 57'si) faize gidiyor. Elimizde kalan (gelirin yüzde 43'ü) para; personel ve emeklilere, cari ve yatırım harcamalarına yetmiyor. Harcamaların yarısını bütçe açığıyla, yani borçla yapıyoruz. Sekiz yılda ortalama gelirimizin yarıya yakın (yüzde 42'si kadar) borçlanarak masraflarımızı yapabildik. Bunları herkes biliyor! Hükümet, herkesin bildiğini ve gerçeğin gereklerini bir türlü halka söyleyemiyor. Çünkü bugünkü iktidar partisinin lideri seçimlerde halka, 'Un, helva, şeker var, mutfakta usta yok' demişti. İşte şimdi usta mutfakta ama helva ortaya çıkmıyor!
Biraz da mistik yaklaşım sonucu, kafalarda 'Her şeyimiz var' düşüncesi yerleşmiştir. Her gelen 'heyete' umut dağıtılıp, sözler veriliyor, sonra da çay ve fındıkta olduğu gibi ödemeler yapılıyor. Gerçekler halka bütün çıplaklığıyla açıklanmazsa, ortadan kalkmazlar. Memura zam için uğraşılır, yatırım için söz verilir, hizmet alanlarında miktar ve kalite artırmaya uğraşılır, bir-iki ay sonra gelişme olmadığı görülür, ama fakir fukaranın sıkıntıları artar!
İktidar öncelikle, burada verdiğimiz tabloyu, neden ve sonuçlarıyla anlamalı, harcamaların kısılması gereğini görmelidir. Yani önce iktidar mensupları olmayanı var edemeyeceklerine inanmalıdırlar.
İnandıktan sonra yolları açılacak, sorunlara akılcı çözüm yolları arayacaklardır. Ancak bu tablonun gerçekleri anlaşıldıktan sonra, 'olmayanı
var etmekle' uğraşmak yerine, 'var olanla' neler yapılabileceği düşünülür.