Ordu, siyaset ve maceracılar

Ülkeyi bağnazlığa sürükleyenler akıl ve gerçekten ne kadar uzaksa, TSK'yı siyasetin zaptiyesi sayanlar da o kadar uzak.

Mustafa Balbay'ın 'Genç subaylar tedirgin' haberinin kaynağının kim olduğunu bilmiyoruz, ama tanıyoruz: Geri adım heveslerini, meslektaşlarının engellemesini isteyen, bir maceraperest!
Türkiye'yi bağnazlığın tutsaklığına taşıyacak girişim sahipleri, akıl ve gerçekten ne kadar uzaktaysalar; TSK'yı, siyasal hayatın zaptiyesi saymak ve göstermek isteyenler de o kadar uzaktır.
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve de 28 Şubat hareketlerinin hiçbiri, TSK içindeki maceracıların tasarımı ve kışkırtmasıyla olmamıştır. Kim ne derse desin, nasıl yorumlarsa yorumlasın; bunların hepsinin temelinde, halkın huzursuzluğu, aydınların çare arayışı vardır. Her şey güllük gülistanlıktı, toplum huzur içindeydi, kimsede tedirginlik yoktu da, buna karşın TSK duruma el koymuştu, denilebilir mi?
Bu hareketleri muhaliflerin kışkırttığını, iktidara geçmek isteyen muhterislerin dışarıdan yardımıyla gerçekleştiğini, hatta ülkenin ilerlemesine karşı olanların eseri olduğunu yazan ve söyleyenler olmuştur. Hareketleri halkın onaylamadığı, hep iddia edilmiştir.
Olaylar sonunda yerinden olanlar, değişimden zarar görenler veya yararlananların yorumlarına bakmayın; her hareket toplumsal nedenlerin sonucuydu; kişisel hevesler toplum eğilimlerinin önünde değildi. Halk yoğun tedirginlik içindeydi. Geleceğe güven azalmış, her gün siyasal
olaylar korkuyla izlenmeye başlanmıştı. Anne-babalar çocuklarının okuldan dönmesinden, işadamları yatırımlarından, aydınlar demokrasinin kazanımlarından endişeliydi.
Her şeye karşın, askeri hareketin karşısında olan demokrasi taraftarları, iktidara yüzlerini çevirip, ondan doğru teşhis beklemişler, o teşhise göre politika izlenmesini istemişlerdir.
Bütün iktidarların içinde, ülkemizi Batılılaşmanın ve demokrasinin gelişmesini durdurmak, hatta geriye taşımak isteyenler bulunmuştur. Bunlar siyasetin içindeki maceracılardır. Halka rağmen, halkı geriye götürmeye çalışırlar.
Askerin içinde de her zaman, demokrasi dışı yönetim isteyenler, kendi anlayışlarına uygun, dünyaya ve kendi içine kapalı yönetim kurulmasını, hayal edenler olmuştur. Bunlar da askerin içindeki maceracılardır.
Sivil ya da askeri maceracılar, hiçbir zaman, hiçbir harekete hâkim olamamışlardır.
Sivil maceracılar iktidarı yönlendirmeye başladıklarında, karşılarında önce aydınları, sonra halkın çoğunluğunu bulmuştur. Cumhuriyet'in 80 yıllık tarihi, geri dönüşe karşı, sivil ve asker karşı koymanın yüzlerce örneğiyle doludur.
Askeri hareketlerden sonra, ordu içindeki, maceracıların hevesleri de kursaklarında kalmıştır. 27 Mayıs sonrasında 14'ler hareketi bunun bir örneğidir. Hareketin demokrasi dışında bir yerlere, belki de iyi niyetle, taşımak isteyenler halk ve TSK tarafından saf dışı edilmişlerdir.
Bugünkü sorunumuz iktidarın içindeki, ülkeyi demokrasi ve Cumhuriyet'in dışına taşımak isteyen maceracıların zaman zaman ileri adım atışlarından doğmaktadır. Bunlar etkinliklerini artırırlarsa, sorunu önce iktidar partisinin yönetimi çözmelidir.
Maceracılara, iktidar partisini yönetenler katılırsa, sorunu halk bir biçimde çözer. Önümüzdeki ilk seçimde oylarıyla, katıldığı siyasal etkinliklerle, sözleriyle, yazılarıyla...
Bunları, beni tekzip etmeyeceğine inanarak, Genelkurmay Başkanımızı dinlemeden yazıyorum.