Ortak deklarasyon nedir? Nasıl sağlanır?

2015 seçiminde, 1920 Meclisi'nin misyonunda bir Meclis niçin seçilmiş olmasın?

Evet günümüzün sorunu, ortak anlayışın ve ortak deklarasyonun ne olduğudur! Yani birlik olunacak ortak anlayışın nasıl sağlanacağıdır.

Türkiye’nin her yanında, halkının her kesiminde sıkıntı var, söylemler ve önerilerde birlik yok.

Demokrasimiz, kişisel nedenlerin yarattığı sorunları aşacak donanıma sahip değil; geleneğimiz ve hukukumuz kişilerin yarattığı sıkıntıların birikmesini engelleyemiyor; sorunlar büyüyüp yaygınlaşıyor…  

 Hükümetler zorlukların önündeki kapıyı açamadığında veya hükümetlere yetki veren meclisler karar alamadığında, ülkede siyaset tıkanmış demektir.  

Ülkeler ve milletler böyle tıkanıklıkla karşılaşırlar. Türkiye’de küçük-büyük tıkanıklıklar yaşamıştır. Tıkanıklığın derecesi, sıcaklığı  her zaman aynı değildir.

On beş yıl kadar önce de ülkemiz bir buhran içindeydi: Siyasal istikrarsızlık ekonomik buhran yaratmıştı;  toplumsal ayrışma başlamıştı; yönetim sistemimiz kalkınmayı ve demokrasinin gelişmesini engelliyordu;  demokrasi, yargı, hukuk sistemi genişlememiş, gerilemişti.

İkibinli yılların başındaki tıkanma Ak Parti ile geçildi.

2010’da tıkanma yaratacak gelişmeler yaşandı, yara kesilip atılamadı, yok kabul edildi.

2012’de tıkanma koyulaştı, 2014’e gelindiğinde tıkanma artık güncel sorun haline gelmişti.

2015 yılı seçimini halk tıkanmayı geçeceği bir fırsat olarak değerlendirdi: Dört parti meclise girdi, tek başına iktidar yoktu, dördü birlikte sorunu tanımlama amacıyla toplanıp, bu tanıma uygun çözüm yolu bulmalıydılar.

Oysa siyaset adamları halkın siyasete mesajının önemini  henüz anlamış görünmüyorlardı!

Temel birlik bozulmuş, ulusal hedeflerde halk ayrışmıştı.

Bazıları bundan siyasal çıkar sağladı; siyasal çıkar sağladıkça ayrışmayı körükleyen biçimde davrandı ve konuştu.  

Bugün dillenmeye başlanan ortak anlayış nasıl aranacaktı?

Başbakan Sayın Davutoğlu gibi, “Siyasi rant devşirkmeye çalışanlara”, “Siyaseti kanla kirletenlere” seslenerek, ortak anlayış aranabilir miydi?  

“Kim yarattı, nasıl yarattı?”  diye düşünüldüğünde, birlikte olunamaz! Ayrışmada birinin veya hepsinin payı olması neyi değiştirir; biz ayrıştık, şimdi onun hesabının sırası ve zamanı değil!

Aklımaza geldiğinde, hatırlatıldığında kovalım aklımızdan unutmaya çalışalım, telaffuz etmeyelim; kimin hazırladığını tarihe bırakalım!

“Gün birlik günüdür, gün sınav günüdür artık yeter”!

Çaresi birlikte dört partinin toplanması, anlaşıncaya kadar kesintisiz görüşmesidir.  

Ancak kerhen konuşmak için değil, bunu da deneyelim diye değil; biz söylemiştik zaten demek, toplantıdan halka kişisel mesajımızı göndermek, şimdiye kadar söylediklerimizi ve iddialarımızı tekrar saymak için toplanılmamalı; gerçekten nedeni bir türlü anlaşılamayan hazin bir durum vardır ülkemizde:

Gerçek dışı tartışmalar içindeki siyasal istikrarsızlık kapımızı çalmıştır; ekonomik buhran bürokrasiyi teslim olmak üzeredir; yönetim sistemimizi bir gün bile yaşatmak halka karışı suç haline dönüşmüştür; yargı sistemi hemen yeniden yapılandırılmalıdır; siyasal kurumlarımız tek adam yönetiminin esaretindedir!

İşte bu durumun yapısını, dinamiklerini anlamak, tanımak ve temel ortak politika belirlemek  için dört parti birlikte, -Meclis veya heyetler olarak- toplanmalı, sonuca ulaşıncaya kadar görüşmelidir.

2015 seçiminde, milletin –ortak- “azim ve iradesinin eseri” olan 1920 Meclisi’nin misyonunda bir Meclis niçin seçilmiş olmasın?

7 Haziran’da, halkın bilinçli siyasal iradesiyle dört partiye birlik için birlikte görev verilmiştir; “Halka gidelim” demek, “görevimizi bırakıp gidelim” demektir!