Parti grupları

Dünkü gazetelerde, Meclis'teki iki partinin, AKP ve CHP'nin liderlerinin grup konuşmaları yayımlandı.

Dünkü gazetelerde, Meclis'teki iki partinin, AKP ve CHP'nin liderlerinin grup konuşmaları yayımlandı. Radikal'de ikisi aynı sayfadaydı, peşi sıra okudum: Al birini çarp ötekine!
Konuşma metinlerini ele alarak, siyasal hayatımızın sığlığını ve tutarsızlığını tekrarlamayı bir yana bırakıp, bu konuşmaların yapıldığı grup toplantılarına değinmek istiyorum.
Görüyorsunuz her hafta, liderler grup toplantılarını, propaganda meydanı olarak kullanmaya devam ediyorlar.
1969'dan 2002 yılına kadar pek çok dönemde milletvekili olan Cevdet Akçalı, grup toplantılarının görevini yerine getirmediğini belirten yazısında soruyordu: "Acaba AKP ve CHP yanlış uygulamayı değiştirebilecek mi?" (Yeni Şafak, 13 Ocak 2003)
Gerçekten, 1965 sonrasında grup toplantıları Meclis'in bir kurumu olmaktan çıkmış; partililerin ve milletvekili misafirlerinin katıldığı, hemen hemen sadece genel başkanların konuştuğu, partiye yeni giren tanınmış kişilere rozet takıldığı, genel başkana 'şükran plaketi' sunulduğu.. yer haline dönüşmüştür.
Meclis'te grup toplantıları için partilere salon ayrılır. Bunun nedeni, partilere propaganda için toplantı yeri sağlamak değil; grup toplantılarının yasama işlevinin bir parçası olmasıdır. İçtüzük'te, aynı nedenle, gruplara özel olanaklar sağlayan hükümler vardır. Günümüzde grupların yasama hayatımızda payı ve işlevi var mıdır?
Milletvekillerinin, Genel Kurul'da ele alınacak konular üzerindeki açık görüşlerini, hükümete ve arkadaşlarına duyuracakları, grup dışında başka bir yer yoktur.
1965 seçimlerinden sonra, grup toplantılarına genel başkanın konuşmasıyla başlanması, sonra dağılması âdet haline gelmiştir. O yıllara kadar sadece üyelerin, milletvekillerinin katıldığı gruba, milletvekili olmayan parti yöneticileri, sonraki yıllarda parti örgütünde çalışanlar da girmeye başlamışlardır.
Son dönemlerde iş çığrından çıkmış; gruplar, partililerin, orta boy iş takipçilerinin, yüzsüz bürokratların, bazı dernek yöneticilerinin parti genel başkan ve yöneticileriyle buluşma yeri olmuştur.
Böylece gruplar, çalışma toplantısı olmaktan çıkmış, dışa dönük siyasal eyleme dönüşmüşlerdir. 30 yıldan beri, milletvekillerinin parti politikalarını etkilemek için grupta konuşma olanakları giderek azalmış, son dönemlerde sıfırlanmıştır. Bugün artık, milletvekillerinin, parti politikalarının oluşmasına katılacakları meşru bir ortam yoktur.
Kanun teklifleri ve diğer gündem maddeleri hakkında grup dışında belirlenen parti politikasını, milletvekilleri grup başkanvekilinden, onlar da genel başkandan 'duymaktadırlar!' Komisyon ve Genel Kurul çalışmaları da hep aynı, tek merkezli sürecin parçasıdır.
İktidarın 'tezkere konusu'nu grupta konuşması, bu söylediklerimizle çelişmez.
O toplantılarda, milletvekillerinin 'ortak kararı' alınmamış, genel başkan manevra imkânını görmek istemiştir.
Parti politikalarının oluşmasına parti organ ve kurumlarında katılamayan milletvekili ne yapar? İlk aylarda, kuliste bulduğu meslektaşlarına görüşlerini heyecanla aktararak, kendini milletvekilliği yaptığına inandırmaya çalışır! Aylar geçtikçe gündemi ve konuları izlemez olur, adeta Meclis'e yabancılaşır; artık milletvekili için Meclis'in tanımı değişmiştir!
İşlevi kaybolmuş parti gruplarından oluşan Meclis, ne kadar parlamento ise, siyasal rejimimiz de o kadar demokrasidir.