Partilerin müfredata ilgisizliği

Altan Öymen'in gazetemize kazandıracaklarını, Almanya seçim haberlerini okuyanlar görmüşlerdir.

Altan Öymen'in gazetemize kazandıracaklarını, Almanya seçim haberlerini okuyanlar görmüşlerdir. Hakkı (Devrim) beyin, Altan beyin ustalığını anlattığı dünkü sıcacık yazısına ben bir şey eklemeye cesaret edemem. Ne güzel, CHP Genel Başkanlığı döneminde birlikte çalışma fırsatı bulduğum Altan beyle şimdi de aynı gazetede yazıyorum, mutluyum, hoş geldin Altan bey!
Yazıma başladığım sıralarda internetten gelen bir rapor, CHP'nin, Altan bey döneminde uygulanan bir yöntemin ne kadar uzağında bulunduğunu anımsattı. CHP'nin, uzağında kaldığı sadece bir yöntem değil, siyasal hayatın kendisiydi. Anlatmaya çalışayım:
Biliyorsunuz, bu yıl ilköğretimde, aylar önce belirlenen yeni müfredat programı uygulanacak. Hacettepe Üniversitesi'nden Petek Aşkar başkanlığında bir kurul bu programı inceleyip bir rapor yayımlamış. Bana dün ulaşan ise, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nin oluşturduğu, 'Müfredat Değerlendirme Komisyonu'nun, Aşkar'ın raporu üzerine açıklamasıydı.
Açıklamanın altında; Koç Üniversitesi'nden Çiğdem Kağıtçıbaşı'nın, ODTÜ'den İlhan Tekeli ve Süha Sevük'ün, Gürkaynak Yurttaşlık Enstitüsü'nden İpek Gürkaynak'ın, Hacettepe Üniversitesi'nden Petek Aşkar'ın, Sabancı Üniversitesi'nden Tosun Terzioğlu ve Üstün Ergüder'in, imzaları var.
Yeni müfredat programı, yakın geleceğimizi oluşturacak bugünün çocuklarının düşünme, algılama, değerlendirme ve sorun çözme yeteneklerini etkileyecek, hatta belirleyecektir.
Yeni müfredat programı hakkında güvendiğim kişilerin görüşüne muhtaçtım, açıklamayı hemen okudum. Bence bu değerli öğretim üyelerinin, yeni öğretim programı konusunda aynı açıklamaya imza atmış olmaları bile, başlı başına önemli bir olaydır.
Değerli bilim adamlarımızın ortak açıklamasından bazı düşünceler aktararak, siyasal partilerimizin ilgisizliklerinin anlamını göstermek istiyorum:
"Yeni öğretim programları uzun dönemde eğitimimizin gelişmesi için önemli bir fırsattır. Gelişim ve değişim uzun ve sancılı olacaktır. Yeni programların 'pasif yurttaş' modelinden 'aktif yurttaşa' doğru bir toplumsal dönüşümü hedeflediği söylenebilir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet içi eğitime yaklaşımında yeni bir anlayış geliştirmesini gerektirmektedir. Okullara verilecek kurumsal destek ile öğretmenlerin, idarecilerin ve velilerin de sürece dahil edilerek bilgilendirilmeleri, bilinçlendirilmeleri ve değişimi sahiplenmeleri sağlanmalıdır.
Hepimiz değişime sahip çıkmalı, karşımıza çıkacak sorunlar karşısında direnç göstermeli ve geriye dönmeden bu sorunlara ivedi çözümler üretilmesine katkıda bulunmalıyız."
'İlköğretim Müfredat Programı' hakkında, siyasal partilerimizin halka söyledikleri bir cümle hatırlıyor musunuz? Ben duymadım! Söyleyecek bir sözleri mi yoktur; yoksa 10 milyondan fazla öğrencimizin neler öğreneceği onları ilgilendirmemekte midir?
İlköğretim müfredat programı, uygulanması ve sonuçları hakkında görüş sahibi olmak için, önce çalışma planlanmalı, değişik çevrelerin ve parti örgütünün görüşleri alınmalı, uzman raporları hazırlanmalı, raporlar birleştirilmeli, sonra bu raporlar incelenip değişik kurullarda tartışılarak parti görüşü ortaya konulmalıdır.
Bugünkü muhalefet partilerimiz, böyle zaman alan ve emek isteyen yöntemlerle politika belirlemek yerine, sabah kalkıp gazete manşetlerinden politika üretiyorlar! Halkın ne düşündüğünü bilip bilmedikleri belirsiz, ama durumdan memnun görünüyorlar.