Reşit Ülker

Son günlerine kadar, 50 yıldan fazla süredir, her gün, her an 'siyasal yaşayan' bir halk adamını kaybettik: Reşit Ülker.

Son günlerine kadar, 50 yıldan fazla süredir, her gün, her an 'siyasal yaşayan' bir halk adamını kaybettik: Reşit Ülker.
1950 öncesinde Kadıköy Halkevi'nde başlayan siyasal hayatında, CHP
İstanbul örgütünün hemen her kademesinde yönetim kurulu üyeliği,
ilçe başkanlığı, 1961-71 arasında dört dönem, 12 Eylül'den sonra da iki dönem milletvekilliği yaptı. 1991'den ölümüne kadar da sanki yakın bir gelecekte yine aday olup seçimlere katılacakmış gibi güncel konuları izledi.
Bu 84 yaşındaki dostum, iki ay önce son karşılaşmamızda, yeni çıkan bir kanunu Meclis'e iade etmesi için Cumhurbaşkanı'na yazdığı mektubu göstermişti. Cevap alabildi mi? Önemi yok, cevap almış olsun ya da olmasın o, durumu Cumhurbaşkanı'nın siyasal bir tercihi olarak önemseyerek yorumlamıştır.
İlk karşılaştığım günlerde, 1950'li yılların ortalarında, parti içindeki gelişmelerin heyecanı içindeydi. Eminönü'nün o zamanki karışık sokaklarından birinde, eski bir hanın ikinci katındaki, babasından kalma küçücük bir odada avukatlık yapardı. Çıplak bir tek ampulle aydınlatılan bu odanın kapısıyla, Reşit beyin masası arasında kitap ve dosyalardan bir koridor oluşmuştu.
1956 yılında 'Vazife' dergisini çıkarmaya başlamıştı. Ayda 1000 adet basılan bu 16 sayfalık dergide, siyasal konularda bilgi, kronoloji,
önemli konuşmaların özetleri, partiden haberler verilirdi. O zamanlar, bir klavyede yazılarak harfleri dizen entertip makineleri yeniydi, 'Vazife' büyük ölçüde elde dizilir, üçüncü hamur kâğıda basılırdı. Reşit bey, bu derginin yayımını 1960'lı yılların başına kadar sürdürdü.
1956 yılında, üyesi olduğum Beyoğlu ilçesi gençlik kolu, tek parti rejiminden kalma yönetim anlayışına karşı mücadele başlatmıştı. Bu uğraşın üçüncü yılında Reşit bey, Beyoğlu İlçe Başkanı seçildi. Beş-altı ay sonra 1957 seçim çalışmaları başladı. Beyoğlu'nda onun yönetiminde, kapı kapı halk ilişkisi sağlandı, iktidarın uygulamaları ve Demokrat Parti'nin yasadışı işlemleri hukuk yoluyla engellenmeye çalışıldı. Mahkemelere ve ilçe seçim kuruluna yüzlerce dilekçe verildi. 1957 seçimleri sonrasında Reşit bey ve arkadaşları, rejimi yıkma teşebbüsünde bulunma iddiasıyla mahkemeye verildi!
Sonra o milletvekili seçildi. Her hafta sonu trenle İstanbul'a gelir, parti toplantılarına, örgüt çalışmalarına katılır, iki-üç partiliyi evinde, dükkânında ziyaret eder, pazartesi akşamı yine trenle Ankara'ya dönerdi. İstanbul'daki seçmenleri ve derneklerle sıcak ilişkisini 1991 yılına kadar sürdürdü.
En çok yasa teklifi hazırlayan, en çok soru soran, en çok söz alan milletvekilleri arasında, sanırım ön sıralarda yer almıştı. 24 yıl süren milletvekilliğinin son gününe kadar, çantası dolu kalmış, heyecanını kaybetmemişti. Seyrek de olsa görüşüyorduk; her konuşmada o, kişisel sorunlarına hiç değinmeden, 'çok önemli' bulduğu konulardaki çabalarını anlatırdı.
Büyük sorunları çözme yolunu bırakmayan, ayrıntılarla uğraşmaktan bıkmayan Reşit bey bu dünyadan, eminim, huzur içinde çekildi.