Sahipsiz kuraklık

Araştıran haberci arkadaşımız İbrahim Günel'in dünkü yazısını okudunuz mu?: </br>'50 yılda üç Van gölü kayboldu'!

Araştıran haberci arkadaşımız İbrahim Günel'in dünkü yazısını okudunuz mu?:
'50 yılda üç Van gölü kayboldu'! Haber, "Sulak alanları besleyen akarsular üzerine yapılan barajlar bu alanların bozulmasına yol açtı. Bu durum Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde başını ağrıtacak konuların başında geliyor" yargısıyla bitiyor.
İnceleme, 15 sulak alanın durumunu anlatan bir çerçeve yazıyla tamamlamış. Kıyısında oturduğum, kuşlarını seyrettiğim, kayıkla gezdiğim göllerin hikâyelerini, görmediklerimin acı sonlarıyla birlikte okudum. Çocuklarımıza bırakamadığımız güzellikler demek artık sadece fotoğraflarda ve anılarımızda kalacak!
Sevgili dostumun, bu kaçıncı kaybolan çevre haberi bilemiyorum. Galiba iki yıl önceydi, kirleterek kaybettiğimiz denizlerimizi ele aldığı haberiyle sarsılmıştım. Dört yıl önce Demokratik Değişim Derneği'nin düzenlediği,
'Kuraklık Kıranı' başlıklı toplantıya hazırlanırken, sadece iki ay içinde azalan sularımızla ilgili 20'den fazla haber okuduğumu hatırlıyorum.
Göller çekiliyor, çoban çeşmeleri kuruyor, bir yıl önce gördüğümüz yerde bulamadığımız kuşlar iklimin değiştiğini, kuraklığın sürekliliğini söylüyorlar.
Ülkemiz bir deprem ülkesi olduğu gibi, kuraklık ülkesidir de! Bir adım daha atayım, Türkiye bugünkünden daha kurak bir ülke olacaktır.
Geçen dönem Meclis'te su konusunu araştıran bir komisyon kurulmuştu,
galiba raporunu yazamadan seçime gidildi. Birkaç öğretim üyesi ve yayın dışında, üniversitelerimizin kurumsal ilgisine rastlamadım. Önümüzdeki mart ayında, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 'Su Politikaları Kongresi' toplayacağını duyurdu. TEMA Vakfı, yıllardır, 'Türkiye çöl olmasın' diye çabalıyor! Bunlar halkın kuraklık kıranını gereği kadar önemsediğini gösterir mi?
Bugünkü iktidarın Acil Eylem Planı'nda ve hükümet programında 'kuraklık'
yoktur. Kuraklık başlangıçta Hükümetin sorunu değildi; bugün ilgisi var mıdır, ne kadardır, bilinmez? Belirlenen ve açıklanan bir politika duymadım.
Türkler, Orta Asya'dan buralara gelmişlerdi. Acaba, kuraklığın içindeki ülkemizden başka bir yere gitmek zorunda mıyız? Hayır, başka bir Türkiyemiz yok, bu ülkede, kuraklıkla birlikte yaşayacağız; öğreneceğimiz bu birlikteliktir.
Türkiye kuraklık ülkesidir, ama kuraklığın sahibi vardır denemez. Kuraklıkla birlikte nasıl yaşayacağımızı düşünen, çözüm geliştiren, kuraklıkla mücadele eden bir kamu kurumumuz yoktur.
Kuraklıkla mücadeleyi kurumlaştıran yasalarımız gibi projelerimiz de yoktur. Önce kuraklığı tanımlamak, izlemek ve çözümlemek gerekir. Tanındıktan sonra bugün ve gelecekte vereceği zararlar anlaşılabilir, kuraklıkla mücadele planları yapılabilir. Bu özetlediklerim bulunmadığı için "Kuraklık sahipsizdir" diyorum.
Göllerin ve sazlıkların kurumasının nedeni kuraklıktır. Kuruyan tekrar geri gelmez. Toplumsal hastalıklarda bile mücadelede, kayıplar göze alınır; yıllarca hastalıkla yaşayarak savaşılır, zaman içinde hastalık, toplumu etkilemeyecek düzeye indirilir. Kuraklık gibi doğal kıranlarla mücadelenin hedefi kuraklığı kaldırmak ve verdiği zararları geri getirmek değil; kuraklığın zararlarını azaltarak birlikte yaşamaktır.