Seçim dönemi ve sonrası

Yüce Divan ve başkanlık tartışmaları, seçim sonrasında AK Parti içinde, siyasal bir mücadelenin başlayacağını göstermektedir.

AK Parti sözcüsü Beşir Atalay, dünkü basın toplantısında, partisinin seçim çalışmalarını anlattı ve habercilerin sorularını cevapladı.

Basın toplantısının ilk konusu çalışma programıydı, Beşir Bey programı şöyle özetledi:

"AK Parti'ye adaylık başvurusu 11 Şubat'ta başlayacak 20 Şubat’ta bitecek.

"İl ve ilçe yöneticiliğine seçilen ve seçilemeyen adaylar ile Belediye başkanlarımız belediye ve il genel meclisi üyelerimiz aday listesine alınmayacaklar.

"6 Marttan itibaren aday adaylarıyla mülakatlar başlayacak, örgütlerin ve yurttaşların eğilimleri, geniş görüşmeler ve kamuoyu araştırmalarıyla belirlenecek.

"Partimizde, kadın adayların da milletvekillerinin de diğer partilerden fazla olacağını düşünüyorum.

"Geçen hafta Afyon'da, MKYK komisyonlarımız, strateji ve uygulamayla görevli arkadaşlarımız ile toplandık, kampanyanın esaslarını belirledik. Seçim Beyannamesini ve aday listesini 23 Mart'ta toplanacak MKYK'da ele alacak ve kesinleştireceğiz.

"Seçim Beyannamemizi 15 Nisan'daki kampanya tanıtım toplantımızda açıklayacağız. Tanıtım toplantıları 7 bölgede devam edecek.

Böyle bir toplantıda, Sayın Erdoğan'ın, geçen hafta TRT'deki söyleşisinde söylediği, ayrıntılı görüşlerinin hatırlatılması doğaldı; habercilerden üçünün sorusu da, anayasa konusunun Seçim Beyannamesi'ne nasıl gireceğine dairdi.

Beşir Bey, bu soruyu hiç beklemiyormuş ve hazırlanmamış gibi cevap verdi:

"Son güne kadar seçim beyannamesinde ne alacak söylemeyiz, usulümüz budur", "Son dönemde başarılamayan yeni anayasa kampanyada gündemde olacak".

Sayın Atalay, konuyu diğer konulardan ayırmamaya çalışıyordu, haberciler "partide farklı görüşler mi var?", "Siz ne düşünüyorsunuz?" sorularını da yine soğukkanlılık la cevapladı:

"Farklı düşünceler olabilir", "Bizim partimizde her konu kendi platformlarında farklı açılardan tartışılır, bir karar verilir ve hepimiz o farklılıkları unutur ve çalışırız".

Gerçekte, "Bireyin özgürlüğü, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamaya yönelik" çoğulcu, Yeni Anayasanın ertelenemez hale geldiği", "Anayasanın uzlaşmayla TBMM'nde yapılacağı" 2011 Ak Parti Seçim Beyannamesinde, yazılıydı.

Şimdi Türkiye'nin sorunu, AK Parti'nin 2011 felsefesini sürdürüp sürdürmeyeceğidir: Anayasayı başkanlık rejimini kurmak için mi yapacağız, 2011 beyannamesinde yazılı temel felsefeye sahip bir anayasa mı?

Bu soruyu haklı olarak cevaplamadan Sayın Atalay, "farklı görüşler dile getirilir, sonra partinin organları bir karar verir, herkes uyar" diyordu!

Gerçekçi olarak bakarsak, son dört yılda köprülerin altından 2011'den sonra çok sular geçmişti...

Sayın Erdoğan, Sayın Atalay'ın konuşmasından hemen sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan Esnaf Dernekleri temsilcilerine, "ön yargı yok, dayatma yok" gibi yumuşak bir üslupla anayasa ve başkanlık konusundaki görüşünü anlatmıştı ama, gerçek istediğinin, "başkanlık sistemi kurmak" olmayıp, "Erdoğan dönemi kurmak" olduğu belliydi.

Bence AK Parti Seçim Beyannamesinde, Yeni Anayasa gereği ve Mecliste anayasa konusunun tartışılacağı yazılacak; seçim kampanyasının, "başkanlık mı- değil mi" tartışmasına dönüştürülmesinden kaçınılacaktır.

Dört bakanın Yüce Divan'a gönderilme görüşmeleri ve son günlerdeki başkanlık tartışmalarına bakıldığında, seçimin ertesi günü AK Parti içinde, ertelenmiş siyasal bir mücadelenin başlayacağı görünmektedir.

Bu mücadelenin dayandığı odakları ve bu odakların hedeflerini ancak, Ankara kulislerinin içinde yaşayanlar tahmin edebilirler.