Seçim menzili

DYP Başkanı Mehmet Ağar, Milliyet Yazıişleri'ni ziyaret etmiş ve "Türkiye'nin artık erken seçim menziline girdiğini düşünüyoruz" demiş (Milliyet, 6 Haziran).

DYP Başkanı Mehmet Ağar, Milliyet Yazıişleri'ni ziyaret etmiş ve "Türkiye'nin artık erken seçim menziline girdiğini düşünüyoruz" demiş (Milliyet, 6 Haziran).
Menzil, yolculukta konaklanacak yer, iki konak arasındaki uzaklık, bir merminin ulaşabildiği uzaklık, bir günlük yol anlamındadır. Menzil önceden belirlenmiştir, yol boyu giderken çıkan nedenlerle durulduğunda menzil öncesi durulmuş olur. Her neyse, sayın Ağar'ın, 'Seçim menzili' birleşik sözünü 'seçime yakın dönem' anlamına kullandığı anlaşılıyor.
Kendi sözleriyle, 'Hükümete karşı muhalefetin büyüyeceği sürecin önü daha yeni açılmış' olduğu için 'Türkiye, 2007 Mayıs ayında yapılması gereken cumhurbaşkanlığı seçiminden önce muhtemelen bir genel seçime gidecektir.'
Değişik nedenlerle seçimin beş yıl dolmadan bir yıl kadar önce yapılacağı 'düşüncesinde' sayın Ağar yalnız değildir; birçok siyaset adamı ve yazar da bundan önceki dönemlerde olduğu gibi, 2002 Meclisi'nin de seçiminden 4 yıl sonra yenileneceği kanısında, daha doğrusu umudundadır.
Bu beklentide olanlar önce, Anayasa'da 'beş yılda bir' yapılacağı yazıldığı halde, 1983'ten sonra hep beş yıla varmadan, seçimlerin yenilendiğini ileri sürmektedirler. Bence her sayısal tekrar, aritmetik
ve siyasal kurala dönüşmez.
Meclis'in yenilenmesini gerektirecek siyasal gelişme bugün yoktur. Seçime zorlayacak siyasal gelişme olamaz mı? Olabilir! Bizim gibi ülkelerde, nelerin olacağı önceden bilinemez; ancak bugün bildiklerimiz ve gördüklerimiz yeni seçim beklentisini haklı kılmamaktadır. Sayın Ağar, herkesin bildiği dışında, seçim gerektirecek bir neden ortaya koymuyor, sadece, halkın umutlarının gerçekleşmeyeceğini gördüğünü, muhalefetin büyüme yolunun açılmış olduğu kanısıyla 'seçim menziline' girildiğini söylüyor.
Sayın Ağar ve tahminini paylaşanlar, bildikleri ama üzerinde durmadıkları bir eksiklik nedeniyle yanılıyorlar. İktidarın bütün beklentileri karşılamadığı ve işsizliğin sürdüğü doğrudur; bu gerçeğin seçime zorlaması için, hükümet politikaları karşısındaki muhalefetin herkesin anlayacağı programı olmalıdır. Bugün böyle bir programa sahip muhalefet partisi yoktur.
Sayın Ağar, bu yaz meydanlara daha çok gidileceğini söylüyor. Anadolu'ya gidilir, mitingler düzenlenir, kürsülerde konuşulur ancak o meydanların etkisi, kürsüde söylenenlere bağlıdır. Toplantılara katılanların sayısı tek belirleyici gösterge değildir.
Partilerin mitinglerinde, halkın yakınmalarını dile getirmekle yetinilirse, insan ve alkış toplanabilir; konuşmaların üslup ve akıcılığıyla heyecan da artırılabilir, ama alkış ve heyecan akılda kalmaz ve iktidarı etkilemez, sonuçta seçimin yenilenme yolu açılmaz.
Halkı, dolayısıyla iktidarı etkileyecek olan, halkın çaresizliğini dile getirmekle birlikte, ondan daha güçlü ve anlaşılabilir olarak, çarenin de tutarlı biçimde söylenmesidir. Seçmen, 'İşsizlik vardır, bu iktidar işsizliği azaltamadı; kürsüdeki şunun yapılmasını istiyor, o iktidar gelince şunları yaparak her yıl şu kadar gence işyeri yaratacak' demelidir.
Herkesin, esnafın da, gencin de, işsizin de anlayabileceği, hesabını yapabileceği bir programdır aranan. Bu program varsa, muhalefetin önü açılır, ve seçim önümüzdeki yılın sonbaharında hatta ilkbaharında yapılabilir; bu yoksa, ki yoktur, seçim zamanı beklenmelidir.