Seçimde basın yayın organları ve YSK

Özel kanalların yayımları ifade özgürlüğü içinde düşünülmelidir. Onlardan beklenebilecek olan, basın hayatının kuralları içinde dürüst haber vermeleridir.

Yarın seçim dönemi başlıyor. YSK dün geçen seçimlerdekine benzer, 6 karar yayımladı. 

Bunlardan ikisi, sandık, ilçe ve il seçim kurullarının kuruluşları, görev ve yetkilerini düzenleyen genelgelerdi.

Bir diğeri, seçmen kütükleri suretlerinin partilere verilmesine dair karar. Bu hususta birçok kez yazdım, kimse umursamadı, 54 milyon kişimiz hakkında toplu bilgi kümesinin, hem de bilgisayar ortamında, 32 partiye verilmesi nasıl bir aymazlıktır anlatamadım; bir gün gelip umarım anlaşılır!

Diğer üçü, televizyon yayınları ve siyasal reklamların düzenlemesiyle ilgili.

Propaganda da eşitliğin sağlanması, sadece yasalarla ve bazı kurallarla sağlanamıyor. Bu konuda etkili olan halkın, siyaset adamlarımızın ve hükümetin anlayışıdır.

Bir örnek vererek yayımlarla ilgili YSK kararını anlatmaya başlayacağım:

Seçim döneminde, güvenlik güçleri ve ekonomi yönetiminin olduğu kadar, özellikle devlet radyo ve televizyonunun yayımlarında “eşitlik” ilkesini koruması istenir.

Bundan 60 yıl önceleri, PTT’nin seçim tutanaklarını Ankara’ya ulaştırmasındaki yolsuzluklarından, polisin muhalefete müdahalelerinden, savcıların ve seçim kurullarındaki memurların tarafgir davranmalarından çok çekildi.

Bu deneyimlerle 1961 Anayasasına, seçim dönemi başında adalet, içişleri ve ulaştırma bakanlarının yerine, bağımsız kişilerin gelmeleri ilkesi konuldu ve bu husus 1982 Anayasasında da korundu. Fakat ilk seçimden sonra, “bağımsız” bakanlar atanması ilkesi, “Müsteşarlar” bağımsız sayılarak bozuluverdi. O bozukluk halen sürüyor!

Partizanlık yapabileceği düşünülerek ayrılması kuralı konulmuş bir bakanın tayin ettiği müsteşarların ne kadar bağımsız olduklarını okuyucularımın takdirine bırakıyorum.

Verdiğim “müsteşar bakanlar” örneği gibi, seçim kanunlarındaki “eşitlik ilkesi”; siyaset adamlarının eşitlik ilkesine inanmamaları, teknolojinin gelişmesi, kanunların aceleyle yazılması gibi nedenlerle, sorun kaynağı olma özelliğini korumaktadır.

YSK’nun dün yayımlanan 290 nolu kararı da, “basın ve yayın kuruluşlarının yayın ilkeleri” ni kapsıyordu.

Bu kararda, radyo ve televizyonların kuruluşlarıyla ilgili kanunların, “seçim hukukunun temel ilkeleri olan eşitlik, serbestlik ve dürüstlük ilkelerini kapsadığı, seçim döneminde de bu ilkelere uyulması gerektiği vurgulanmaktaydı.

Kararın iki paragrafını okuyucularıma aynen sunuyorum:

“Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun davranmakla yükümlü radyo ve televizyon kuruluşları ile yazılı, sözlü ve görsel basının tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacaklarına, bu kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorunda olduklarına;

“Siyasi parti ve adayların seçim döneminde görüşlerinin eşitlik, serbestlik, dürüstlük ilkelerine uygun bir şekilde yansıtılması için gerekli katılımın sağlanması, bu konudaki girişimlerini ve sonucunu yayınlarında açıkça ilan ederek kamuoyuna duyurması gerektiğine, ... oybirliğiyle karar verildi”.

Kararda, uygulanma sırasında haftalık raporlama ve haber verme kuralları da düzenlenmektedir.

Gerçekte basın organlarının gerçeklik, dürüstlük, fırsat eşitliği gibi ilkelere tarafsızlıktan daha çok değer vermeleri istenebilir. Haber ve kişilere aynı ölçüde yer verme, tarafsızlık gibi ilkelerden çok daha etkilisi, haberlerin gerçekliği ve doğruluğudur.

YSK, bu ilkeleri karar haline getirirken, devlet kuruluşları (TRT) ile özel kuruluşları ayırmamıştır. Bence TRT tarafsız olmalıdır ama diğerlerinin tarafsız olma zorunluluğu yoktur; onlar gerçekçi, dürüst, demokratik kurallara saygılı olmalıdır. Yasal “zorunluluktur” konumuz, kendimize göre “doğru” beklentisi değildir!

Kamu adına düzenlemede, TRT’nin tarafsızlık, eşitlik, serbestlik ve dürüstlük ilkelerine uyup uymadığı YSK tarafından denetlenmeli, denetleme sonucu kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu denetleme seçim güvenliği bakımından zorunludur; Anayasa ve seçim yasaları bakımından da gereklidir.

TRT yukarda verdiğim karar hükümlerinde yazılı ilkelerin hepsine uygun davranmalıdır.

Ulusal veya yerel özel kanal veya gazetelerin hepsinin, seçim döneminde de olsa, partiler arasında tarafsız kalması mümkün değildir; partiler arasında eşitlikçi olmaları da... Gazete ve kanalların bazıları tarafsız olurlar, bazıları bir partiyi veya adayı tutar, savunur, bir başkasını kötüler…

Özel kanalların yayımları ifade özgürlüğü içinde düşünülmelidir; halk onları izler, karar verir, o karar hepimizi bağlar! Onlardan beklenebilecek olan, basın hayatının koşulları içinde doğru haber vermeleri, dürüst davranmalarıdır. Bu beklenti halkın beklentisidir veya değildir; ona kimse karışamaz.

YSK veya başka bir kamu organının, basın ve kanalların yayınlarında tarafsız davranıp davranmadığını denetlemesi, ifade özgürlüğüne aykırıdır.

TRT ve Radyo Televizyon Kuruluşları Yayın Hizmetleri kanunları ile seçim kanunlarındaki hükümler birbirine karıştırılmakta ve hepsinin, her zaman aynı geçerlikte olduğu kabul edilmektedir.