Seçimlerde eşitliğin zerresi var mıydı?

CHP eşitlik ilkesi tahrip edilmiş bir seçim karşısında niçin hukuk mücadelesi yapmamıştır?

Pazartesi günü HDP’nin seçimlerin iptal edilmesi ile ilgili itiraz ettiği haberi açıklandı. Açıklamada, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Kanun (298 sayılı Kanun) 130’uncu maddesine göre hazırlanmış olduğu bildiriliyordu.

YSK ertesi gün, bu itirazın oybirliğiyle reddedildiği internette yayımlandı.

Okuyucularım hatırlayacaklardır, önceki hafta “Seçimin temel ilkelerine saygı gösterilmedi” başlıklı yazımda, 1 Kasım seçimlerinin bütünüyle, yasal seçim ilkelerine ters düşen ve bütün yurdu kapsayan eylem ve işlemlerle geçtiğini, bu nedenle 298 Sayılı Kanunun 130’uncu maddesine uygun itiraz hazırlanarak iptali talep edilebileceğini yazmıştım. (9 Kasım, radikal.com.tr)

Üzerinde durduğum başlıca yasa dışı eylemler şunlardı:

1950 yılından beri, seçimin temel ilkesi, "serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılması"dır. Seçmen oyunu kendisi kullanır, oy gizli verilir, oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.

Cumhurbaşkanı; yurdun çeşitli yerlerinde, Cumhurbaşkanlığı Sarayında, kimin hangi yetki ve kaynakla düzenlediği bilinen ve bilinmeyen, dış ülkeler devlet adamlarının ziyaretleri sonrasındaki basın toplantıları dahil muhtarlar buluşması ve diğer değişik isimlerle düzenlenen toplantılarda, hangi partiye oy verilmesini istediği, HDP’ye oy vermenin memleketin aleyhine bir davranış olacağını açık biçimde söylemiştir.

Diğer taraftan, Ak Parti’nin kullandığı kaynakların diğer partilerin kullandıklarıyla karşılaştırılamayacağı açıktır.

Seçim dönemi boyunca; gazete, internet ve televizyon kanallarının yayını adeta bir partiye aşırı oranda öncelik ve yer verilmesi sağlannıştır.  

YSK’nın, siyasi partilerin propagandaları ve yayım kanallarının eşitlik ve adalet içinde yayım yapmalarına dair kararlarına uyulmadığı açık olarak bilinmektedir.  

Özellikle son beş ay içinde, Cumhurbaşkanı ve başbakan, “terör olayı” olarak adlandırdıkları olayları gösterip, açık açık, “malum partiye” oy verilmemesi gerektiğini söylemişlerdir.

Bu hususların seçim propagandasının eşitlik, serbestlik ve adalet içinde olmadığını göstermeye yeter.

Bu durumda, seçimin milli iradeyi ortaya koyduğu söylenemez.

298 Sayılı Kanun, seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle, mağdur olan partilerin haklarının teslim edilmesi yolunu 130’uncu maddeyle açmıştır: Olağanüstü itiraz.

Bu madde, "Seçimin sonucunu etkileyen olaylar ve haller"  varsa, olayın üstünden çok vakit geçmiş, bunlardan birine karşı itiraz üzerine karar verilmiş ve belli koşullarda yetkili kurullara başvurulmuş olmasına bakılmaksızın, YSK'ya itiraz edilmesini düzenlemektedir.

Propagandası bu kadar adaletsiz olan bir seçimin sonucuna "halkın tercihi" veya "milli irade" denilebilir mi?

Bütün partiler  eşit kaynak ve imkana mı sahipti?

Eğer bu kadar farklı kaynak kullananla kullanmayan eşit sayılacaksa, propagandanın hiçbir değeri ve etkinliği yok demektir.

2015 seçimlerinde, "seçimin neticesine müessir olaylar ve haller" sayılamayacak kadar çoktur. Seçimlerin başlangıcından sonuna kadar bütün olayların belgelenmesi, belgelerinin nerede bulunduğu tespit edilip, YSK'na zamanında itiraz edilebilmelidir.

Ancak, durumun vahametini halka gösterecek olan muhalefet partilerinden bir ses çıkmadı.

Benim yazımla aynı günlerde HDP itirazı açıklandı.

YSK’nun bu itiraz üzerine verdiği kararın hükmünü biliyoruz: Red!?

Bu karar yayımlanmadı!

Red kararı usulen mi, esas bakımından mı verildi? Biz seçmenlerin YSK’nun kararını bilmek hakkı vardır; kararı görmemiz gerekli ve zorunludur.

Ben YSK’nun, 1 Kasım seçimlerinin, eşit ve serbest olup olmadığı yolundaki görüşünü merak ediyorum.

YSK’nun, yüzlerce idarecisinin nedeni bildirilmeden göz altına alınmasının, yüzlerce yönetim binasının yakılmış olmasının, alacağı oyu hiç etkilemediğine iananıp inanmadığını gerçekten öğrenmek istiyorum.

YSK Kararının hiçbir anlamı olmadığını bildikleri için mi TRT ve televizyonlar bu kadar vahşi yayım yapabilmişlerdir?

YSK’nın kararları nasıl gizli tutulabilmektedir? Doğrusu hayret! CHP eşitlik ilkesi tahrip edilmiş bir seçim karşısında niçin hukuk mücadelesi yapmamıştır?