Seçmen kütüğünde "buharlaşma mı?" 

Kütük, propaganda, yurt dışındakilerin oy vermeleri ve diğer  konularda seçim kanunlarımız değişmelidir.

Seçmen kütükleri tartışılmaya devam ediliyor.

4 Ekim tarihli Pazar günkü gazetelerde  "672 bin 649 seçmen buharlaştı mı?" başlıklı haberler yayımlandı.
İddia şöyle özetleniyordu:"1 Kasım seçimlerinde oy kullanacak seçmen sayısı 308 bin 101 artış gösterdi. Bu seçimlerde 557 bin 903 seçmen de ilk kez oy kullanacak. 7 Haziran listelerinde oy kullanma hakkına sahipken listede bulunmayan 400 bin 345 kişi 1 Kasım seçmen listelerinde yer aldı. Buna karşılık, 7 Haziran’da listelerde yer alan 672 bin 649 seçmen, bu kez listede yer almadı."
Here zaman kütüklerden yakınılmıştır. Ancak, kütük verileri ellerinde bulunan siyasal partilerin, gördükleri yanlışlıkları, seçim kurullarına ve YSK'ya şikayet ve itirazda bulunmak yerine, çok kez yapıldığı gibi, sadece basına duyurmalarının yararını anlayamadığımı itiraf etmeliyim.

Neyse, 1908 yılındaki ilk İntihab-ı Mebusan Kanunu Muvakkatı'na göre; "İlçedeki imamlar  ve papaz ve muhtarlar ile her mahallenin kişilerinden ikişer veya üçer kişiyi şehir merkezi ve kasaba mahalleleri defterinin düzenlenmesiyle" görevlendirlerdi. Bu defterlere,  "hangi cemaatten olursa olsun mahallelerinde eskiden beri yaşamakta olan ve bir seneden beri orayı vatan edinmiş Osmanlı erkek nüfusu" örneğine uygun olarak yazılırdı.
O tarihte muhtarların denetiminde yazılan "seçmen defterleri" sonraları belediyeler ve nüfus memurlukları tarafından düzenlenmiştir. 1950'de "seçmen Listelerinin" ilçe seçim kurulu başkanının denetiminde hazırlanması, yazılması ve askıya çıkarılması öngörülmüş; 1979 yılında da seçmen kütüklerinin bilgisayar ortamına yazılması kanunlaşmıştır.
Seçmen kütüğünün devamlılığı veya her yıl yeniden yazılması, verilmesi  siyasi partilerin çalışmalara katılması, listelerin askıya çıkması, kesinleşen listelerin siyasi partilere verilmesiyle ilgili hükümler sık sık değişmiştir.
Seçmen Kütüğü, nüfus ve nüfusa yazılma işlemlerinin düzenlenmesiyle yakından ilgilidir.  Bu konudaki ilk yasal metin,1914 tarihli Sicilli Nüfus Kanunudur. 58 yıl bu Kanun yürürlükte kaldıktan sonra, 1972’de Nüfus Kanunu çıkarılmıştır. Nüfusun "ne bir eksik ne bir fazla" sayılabilmesi amacıyla, bu esas kanunlar sürekli değişmiş, fakat bir türlü "doğru sayım" başarılamamıştır.
2006'da yapılan temel değişiklik ve buna bağlı olarak hazırlanan Yönetmeliklerle, tabii mali kaynaklar da ayrılarak proje yeniden yapılmış, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) adı verilen bu sistemle ilk genel nüfus sayısı 2007 sonu itibariyle  ocak 2008 sonunda açıklanmıştır.

  1950'de nüfusumuz 21 milyona varmıştı. Bunun 9 milyonu yani sadece yüzde 43'ünü seçmen listelerine yazabilmiştik. 1990’da sayabildiğimiz 57 milyon insanımızın, 30 milyona yakınını, yani yüzde 52’sini kütükte yazılıydı. Yazılanların içinde 500 binden fazla mükerrer vardı ve kaba hesapla 5 milyon kişi seçmen listelerinde yoktu.

2014 yılı nüfusumuz 77 milyon 700 bin olarak sayıldı. 7 Haziran seçimlerinde seçmen saysı 53 milyon sekizyüz bindi; yani altı ay önceki nüfusun yüzde 69'unu seçmen olarak yazdık. Altı ay içinde seçmen yaşına girenleri de dikkate alsak seçmen sayısı, nüfusun içindeki seçmen yaşında olanlar sayısına çok yakını kütüğe yazılmıştı.

Yıllar içinde seçmen oranının artmasında 2006'dan beri uygulanan tsayım tekniklerinin payı büyüktür.

Hiç bir zaman nüfus ve seçmenimizi değişik nedenlerle, yüzde yüz doğru olarak sayamayız! Son yıllarda, seçmen kütüğündeki eksik veya mükerrer yazım ile vefat ve diğer nedenlerle çıkarılması gerekip de, çıkarılmayanların toplam sayısının dörtyüz binin altına indiğini sanıyorum.

Bilindiği gibi, her seçimde partilere seçmen kütüğünün tüm listesi bilgisayar ortamında verilmektedir. 1978 yılında, kütüklerin bilgisayar ortamına alındığı Kanun'u hazırlayan, Partiler Arası Komisyon üyesiydim. Tasarıya, kütük datasının bilgisayar ortamında verilmek yerine, sadece mahalle kütük listelerinin printerden çıkmış kağıt (hard) kopilerinin verilmesini;  ilçe, il ve ülke çapında listelerin kağıt kopyası da olsa verilmemesini önermiştim. Fakat, bilgisayar ortamı ile kağıt kopya arasındaki farkı ve yetişkin nüfusa ait tüm bilgilerin bilgisayar ortamında verilmesinin ülke güvenliği bakımından sakıncalarını, iyi çalışmadığımdan olacak, komisyon üyesi arkadaşlarıma anlatamadım. Kütük datasının siyasal partilere verilmesi usulünün kaldırılmasını bir kez daha okuyucularıma öneriyorum. 

Kütük verileri ellerinde bulunan siyasal partilerin, gördükleri yanlışlıkları, seçim kurullarına ve YSK'na şikayet ve itirazda bulunmak yerine, çok kez yapıldığı gibi, sadece basına duyurmalarının anlamı var mıdır?

Seçmen Kütüğü yazım ve kullanımı, propaganda, yurt dışı ülkelerdeki yurttaşlarımızın oy vermeleri ve diğer konularda seçim kanunlarımızın değişmesi gereklidir. Hükümetin tasarısı beklenmeden, partilerin politikalarını örgütleriyle görüşerek belirlemeleri ve kamu oyuna açıklamaları doğru olacaktır.