Şener'in başarısı

Dün ekonomi günümüzdü. Öğleden önce TUSİAD Başkanı Tuncay Özilhan ve Hazine'den sorumlu Bakan Ali Babacan konuştu.

Dün ekonomi günümüzdü. Öğleden önce TUSİAD Başkanı Tuncay Özilhan ve Hazine'den sorumlu Bakan Ali Babacan konuştu.
Özilhan iktidarı ölçülü ve dikkatli sözlerle uyardı, cevap bekler gibi bir tavır içindeydi. İlk cevabı toplantıda bulunan Babacan verdi ve enflasyonu indirmenin gereğine inancını belirtti. Genç bakanın samimiyetinden kuşku yok, söz konusu olan, siyasal odak karşısında Babacan'ın güçsüz kalışıdır. Başbakan, toplantı devam ederken Özilhan'ı telefonla aradı; galiba eleştirileri tatlıya bağladılar.
Bu konuşmaları izledikten hemen sonra, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'i dinledik; bugünkü gazetemizde okuduğunuz iddialı yeni özelleştirme programını açıkladı. Sayın Şener'in her halinden konuyu çalıştığı belliydi. Özgüven içinde konuştu, özellikle soruları cevaplarken rahattı.
Programda, bu yılın ilk iki çeyreğinde ve ikinci yarısında ihaleye çıkacak işletmeler sayılmış. Bunların dışında kurumlar, bağlı işletmeleri özelleştirecekler ve talep olursa programa alınmamış olanlar da satılabilecek. Bakan, bu yılki hedeflerinin 4 milyar doları geçtiğini söyledi.
Hükümet, özelleştirmeyi 'Ekonominin rasyonelleşmesi için gerekli ve kaçınılmaz' görmektedir. Amaçları, 'uluslararası rekabette güçlü bir ekonomi' ortaya çıkarmaktır. 'Kamu işletmeciliği ve uluslararası rekabet birlikte' olamaz. Hükümetin 'Özelleştirme iradesi vardır', 'takvimi belli, somut' bu programın arkasında kararlılıkla duracaklardır.
Bakan'a göre, 17 yıldan beri özelleştirmenin gecikmesinin 'temel nedeni' özelleştirmenin güçlü bir 'siyasi dayanak bulamamasıdır.'
Bu yıl içinde 40 kadar işletme özelleştirilecektir. Buralarda, çoğu Türk-İş üyesi 64 bin işçi çalışmaktadır. Bakan, kamu işletmelerinde çalışanların durumu ve özelleştirme hedefi birbirini 'frenleyen' hususlar olmadığını, 'rasyonalite neyi gerektiriyorsa onun yapılacağını' söyledi.
Haberler arasında da okuduğunuz bu sözleri, Şener'in yaklaşımını özetleyip bir görüşümü belirtmek için yazıma aldım.
Ben programı ve siyasal iradenin kararlılığını çok olumlu karşılıyorum. Ancak, programın bu yılki hedefine ulaşmasını çok güç gördüğümü belirtmek istiyorum.
Bugünkü siyaset anlayışımızla ve mevcut bürokrasimizle, programdaki 40'a yakın kuruluşun 11 ayda ihaleye çıkmasının ve söylendiği gibi ihaleden sonra en geç 8 ayda sonuçlanmasının zorlukları vardır.
Siyaset adamlarımız basında yazılanlardan kolay etkilenmektedir. Her özelleştirme işlemi dedikodu yaratmaya müsaittir, bu dedikoduları basına taşımayı iş edinecekler çoktur. Yazılanlardan siyaset adamı etkilenir; bürokrasinin karar verme gücü azalır. Söylentiler, bütün işlemlerin açıklığı ve geniş tanıtım programlarıyla azaltılabilir. Bizim bürokrasimiz bu tip çalışmaya alışık ve hazır değildir.
Bir diğer husus, bürokrasimize, iş bitirmek ve karar vermek yerine, kendini koruma içgüdüsünün hâkim olmasıdır.
Bu engeller mikro projeler üzerinde çalışarak aşılabilir. Bizim siyaset adamlarımız ayrıntıya girmeye vakit bulamazlar. Bürokrasi de bakan adına karar vermekten çekinir.
Açıkladığı heyecan verici programın başarısının ilk koşulu sayın Şener'in, basın toplantısındaki yaklaşımını değiştirmeden, işi işletme bazında her gün izlemesidir.