Şener'in hedefine varılamadı

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 13 Ocak 2003 Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, hükümetin 2003 yılı özelleştirme programını açıklamıştı.

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 13 Ocak 2003 Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, hükümetin 2003 yılı özelleştirme programını açıklamıştı. Şener o günlerde, Başbakan Abdullah Gül hükümetinde özelleştirmeden sorumluydu. Mart ayında Erdoğan başbakan oldu, özelleştirme politikalarını değiştireceğini söylemedi, ancak sorumluluk Maliye Bakanlığı'na verildi.
Maliye Bakanı Unakıtan, geçen ocak ayında ilan edilen özelleştirme program ve politikalarını uygulamakta Şener'den daha istekli ve hızlı göründü.
Başlıca iki hedef açıklanmıştı: Biri 4 milyar dolar gelir; diğeri Petkim, Eti Gümüş, Tüpraş, Tekel Sigara, SEKA, Tügsaş gibi önemli devlet kuruluşlarının satılması.
Bugün hedeflere varılamadığı anlaşıldı. Oysa Abdüllatif Şener o gün özgüven içinde iddialı konuşmuştu. Hatta basın toplantısında tereddüt bildiren habercileri, 'Görürsünüz' tavrıyla cevaplamıştı.
Şener'e göre, 17 yıldan beri özelleştirmenin gecikmesinin 'temel nedeni' özelleştirmenin güçlü bir 'siyasi dayanak bulamamasıydı'. 2003 yılında,
40 kadar işletme özelleştirilecekti; buralarda çalışan çoğu Türk-İş üyesi 64 bin işçinin durumu özelleştirme hedefini frenlemeyecekti, 'Rasyonalite neyi gerektiriyorsa onun yapılacağını' söylemişti.
O gün de, programın hedefine ulaşması çok güç görünüyordu. Çünkü, AKP'nin siyaset anlayışı ve mevcut bürokrasimizle, programdaki 40'a yakın kuruluşun 11 ayda ihaleye çıkmasının ve söylendiği gibi ihaleden sonra en geç sekiz ayda sonuçlanmasının zorlukları vardı.
Bu zorlukları özetleyeyim: Siyaset adamlarımız basında yazılanlardan kolay etkilenmektedir. Her özelleştirme işlemi dedikodu yaratılmaya müsaittir, bu dedikoduları basına taşımayı iş edinecekler çoktur. Yazılanlardan siyaset adamı etkilenir; bürokrasinin karar verme gücü azalır. Söylentileri azaltacak, bütün işlemlerde açıklık ve geniş tanıtım programlarını uygulamaya bürokrasimiz alışık ve hazır değildir. Bürokrasimize, iş bitirmek ve karar vermek yerine, kendini koruma içgüdüsü hâkimdir.
Şener'in 11 ay önce söylediği gibi, siyasal dayanak yok muydu? Ya da, akılcılığın gerektirdikleri mi ihmal edildi? Bence, hükümetin özelleştirmeye bilinçli siyasal dayanağı yoktu; tanımlanmamışsa akılcılık zaten yok sayılır.
Diğer yandan, Şener'in o gün, Unakıtan'ın da daha sonra açıkladığı politikalar, üzerinde çalışılmış, her unsuru dikkate almış politikalar değildi.
Şener ve Unakıtan'ın başarısızlıklarını açıklayan nedenlerini duyar gibiyim; gösterdikleri engellerin hepsi gerçek olması bile kendilerini ibra etmez; kimse onlara, Türkiye'nin bütün koşullarını hedeflerinin gereklerine göre değiştirmeye söz vermemişti, yağmur yağacak, insanlar alıştıkları gibi davranacaklardı.
Bugün varılan yer, var olan politikaların -doğru ya da yanlış- uygulanmasının sonucu olmaktan daha çok, politikanın doğru belirlenmemiş olmasının sonucudur.
Hükümet önce bir karar vermelidir: Özelleştirmenin amacı, kamu gelirlerini artırmak mıdır; yoksa kamunun üretim ve dağıtımdan çekilmesi midir? Doğrusu ikincisidir. Sonra da, güvenilecek bir kişi bulunup, o kişinin verdiği kararlar başka bir kurulca onaylanmadan uygulanmalıdır. Hedef, satılan işletme taşınmazlarının mülkiyeti kamuda kalma koşuluyla, tanımlanan özelleştirmenin belli sürede -bence iki yılda- bitirilmesi olmalıdır.