Sorunlarımızı bu Meclis'te çözebiliriz

Geçilmesi en zor engelleri bu Meclis'le aşabileceğimiz gerçeği, yaşadığımız dönemin en değerli gerçeğidir.

Ülkeyi hangi maceraya taşıyacağını bilmeden, “tekrar seçim” isteyenler var.

Ankara’da son günlerde söylenenleri duydukça Yunanistan’da yaşananlar hatırıma geliyor.

Yunanistan, 2004’te başlayan sıkıntılar ve siyasal çalkantılar sonunda 2012 seçimlerinde iktidara kavuşmuştu. İki yıl sonra Cumhurbaşkanı seçiminde adaylar parlamentoda yeterli oy alamayınca Anayasa gereği genel seçimlere gidildi. 25 Ocak’taki genel seçimlerde Syriza Partisi en çok oyu aldı ve lideri Aleksis Tsipras (Çipras) da başbakan koltuğuna oturdu.

Altı ay çabalandı, AB ile görüşmelerde hazırlanan sözleşme teklifini Çipras halkoyuna sundu; o sözleşme oylanıyor. Çipras seçmenlerin “hayır” demesini istiyor, muhalifleri de “Evet”.

O günlerde yazdığımız gibi, 25 Ocak sonrası gelişmeler seçim sonucuna bağlıydı; “Yunan seçmeni iktidarı Syriza lideri Çipras’a teslim ederse, yeni bir maceraya” girilecek, “hükümet kurulsa da kısa süre sonrasında huzur getirecek çözüme gidilmeden, yeni seçimler çare gibi” görülecekti (Radikal, 26 Ocak).

Bizde de, seçimlerin verdiği imkanlar kullanılmadan, “Anayasa’nın belirlediği zamanda hükümet kurulamaması” kuralından yararlanılarak seçimlere gidilmek isteniyor.

Yunanistan'da, 2012 seçimlerinde kurulan hükümete sorunları çözme zamanı verilmemişti. Orada Anayasa’nın cumhurbaşkanının seçilmesi için yeterli oy sayısı gibi, bizde de hükümet kurulması için Anayasa’nın belirttiği süre kullanılarak yeni bir maceraya girilmek isteniyor.

Yani, kısaca söylemek gerekirse benim için, bugünkü Meclis tablosunda hükümet formülleri ortadayken, koalisyon yollarını sorumsuz sözler ve isteklerle kapayarak, “tekrar seçime” gitmek, yeni bir maceraya girmektir.

Siyasal söylemde bir önerinin eğrisi doğrusu ortaya konulurken, “olmazsa şu olur” denmemelidir; eğer olmazsa ne olacağı öneriyle birlikte söyleniyorsa söyleyenin onu istediği anlaşılır. Yani, koalisyon önerileri tartışılırken, “koalisyon kurulmazsa seçime gideriz” demek, “ben seçim istiyorum” anlamındadır.

Öneriler ortaya çıkmış değil, bu önerilerin gerçek muhatabı belli değil, o gerçek muhatapların ne dediği belli değil; Cumhurbaşkanımız her konuştuğuna, “Ben koalisyon istiyorum ama, olmazsa millete gidilir” demesini, kendisinin deneyimine yakıştıramıyorum.

Sayın Erdoğan, yasal çalışmanın geciktiği her gün; gazetede kendi adını görmekten zevk alan bir çok siyasal parti yöneticisinin; kimi niçin, hangi yetkiyle cevapladığı anlaşılmayan biçimde konuşacağını bilmez mi? Bir aydan beri siyaset adamlarının söylediklerinin, ciddi koalisyon görüşmelerinde söylenebilir şeyler olmadığı çok açıktır. Bunu en iyi herhalde Başbakan biliyordur.

8 Haziranda Türkiye, mutlak çoğunluğa sahip bir partinin bulunmadığı ve en az üyesi olan partinin, meclisin sandalye sayısının yedide birinden fazla milletvekili bulunduğu bir Meclis’e uyanmıştır!

Bu yapı ülkemize, Türkiyemize; birlikte yaşadığımız herkese, her inanç ve anlayıştaki insanımıza bulunması zor bir fırsat vermiştir

Ülkenin önde gelen her sorununa Mecliste bulunan partilerin hepsi, değişik biçimde sahip çıkmaktadırlar. Bu sorunların çözüm iradesini bütün partiler belirlemeden yönetimin sürdürülmesi olası değildir.

Sorunların böyle bir mecliste çözümünün zorluğu bellidir, yeni seçimle “başkanlık sisteminin faziletleri de anlatılarak” bir parti iktidarının sağlanabileceği düşünülebilir, ancak sorunların özelliği bunların sayı üstünlüğüne dayanarak değil, tam anlaşarak çözülmesini gerektirmektedir.

Sorunlarımız, “bin kişinin ne önemi var?” denilebilecek cinsten değildir; o bin kişinin aynı çıkar tarafında olmasına hiç gerek yok, o bin kişinin aynı düşüncede, aynı eğilimde olması da gerekmez; çözümde uyum yoksa, milyonlar hayatları pahasına o bin kişinin yanında yer almayı görev bilmektedirler, bileceklerdir.

Bugünkü Meclis yapımız, özellikle bu dönem için  bir fırsattır; tek parti iktidarının çözemeyeceği sorunlar bu meclis ile çözülebilir; aman dikkat, bu Meclisi kaybetmeyelim, bununla sorunlarımızı çözebiliriz; 400 milletvekiline sahip bir partinin bulunduğu Mecliste çözeceğimizi sanırız, oysa o Meclisle bunlar çözülmez!

Yönetim sorunu, yargı reformu, ifade özgürlüğü, ekonomik reformlar, eşit yurttaşlık, siyasal haklar gibi temel sorunlarımızı bu Meclisle çözebiliriz; iktidar partisinin 400 üyesi olan bir meclisle, “özerklik”, “vatandaşlık tanımı”, “terör meselesi”, “bizim statümüz”, “değerlerimizi korumak” gibi muğlak meseleleri konuşuruz, anlamadan tartışırız, çözemeyiz!

Geçilmesi en zor engelleri bu Meclisle aşabileceğimiz, yaşadığımız dönemin en değerli gerçeğidir.