Tarıma ne kadar yakınız?

Dünya Çiftçiler Günü, hafta sonundaki bir toplantıyla kutlandı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin (TZOB) toplantısında Baykal ile Başbakan'ın atışmaları dünkü gazetelerde yer aldı.

Dünya Çiftçiler Günü, hafta sonundaki bir toplantıyla kutlandı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin (TZOB) toplantısında Baykal ile Başbakan'ın atışmaları dünkü gazetelerde yer aldı. İnternette Başbakan ve TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar'ın konuşması yayımlandı, Baykal'ın konuşmasının tamamını bulamadım.
Benim çok önemli gördüğüm tarımla ilgili şu üç soruna, çiftçiler günü toplantısının açılış konuşmalarında fazla değer verilmemiş: 1) Tarımda verim düşüklüğü, 2) Tarımdan geçinenler sayısının azalması zorunluğu; 3) Ülkemizin girmiş olduğu kuraklık kıranının süreklilik kazanıyor görünmesi.
Başbakan konuşmasının sadece bir yerinde 'verim' kelimesini kullanmış: "Türkiye'nin 10-15 yıl içinde tarımda rekabetçi, verimli ve kaliteli üretime mutlaka geçmek zorunda olduğunu" söylemiş, ama bu geçiş için uygulanacak politikaları açıklamamış.
TZOB Başkanı konuşmasının bir yerinde, ülkemizdeki buğday üretim maliyetinin gelişmiş ülkelerdekinin iki katı olmasının nedenini girdi maliyetleriyle açıklıyor; diğer bir yerinde de, 'en önemli sorun' olarak 'verim düşüklüğünü ve maliyet yüksekliğini' gördüğünü söylüyor. Sayın Bayraktar'ın, 'üretim maliyetlerini azaltıp verimliliği yükselten' yolları, -olmayan yolları- aradığı anlaşılıyor!
Başbakan, kırsal alandan kentlere gelecek olan milyonları, çiftçi gününde hatırlamamış. TZOB Başkanı'ysa, tarımın önemini vurgulamak için değindiği iç göçü önlenebilir olarak görüyor ve 'göç sorununun çözümü ve işsizliğin artmasına engel olmak üzere' öneriler geliştiriyor. Başkana göre, 'İş ve aş veremeyeceğimiz insanlarımızın şehirlere taşınması, Türkiye'nin huzuru için tercih edilir bir durum değildir'. Bu durumda, 'Tarımsal gelirlerin artırılması için tarımın daha fazla desteklenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.'
Kuraklık kıranından, ne Başbakan ne de TZOB Başkanı söz etmiştir. Gazetelerdeki haberlerden, çiftçiler günü toplantısında Baykal'ın bu konuları ele alıp almadığı anlaşılmıyor. Tarımda verimlilik; ihracattan kalkınmanın sürdürülebilmesine kadar, ekonomimizin her alanını etkilemektedir. Verim artırmanın basit bir reçetesi vardır da onu arıyor değilim. Ancak, bu konunun politikacılarımızın ve meslek odalarının başlıca meselesi olması gereğine inanıyorum. TZOB Başkanı herhalde, maliyet yüksekliğinin, verimsizliğin sonucu olduğunu; girdi fiyatları desteklenerek verimin artmayacağını biliyordur.
Çiftçiler günü toplantısında, hepimizin ilgisine layık ve muhtaç olan tarımda verim artışına, özellikle politikacılarımızın fazla önem vermediğini anladık.
Gelelim iç göçe: Kentlerimiz altyapı ve planlama bakımından yeni dalgaları kabul edebilecek durumda değildir, ama önümüzdeki 10 yıl içinde, 10 milyondan fazla insan, tarımdan kopup, kentlere geleceklerdir; üstelik tarımın gelişmesi, ülkemizin kalkınması için gelmelidirler. Bizim düşüneceğimiz, kentleri bu milyonların sağlıklı yaşayacağı ortamlar haline dönüştürmektir.
TZOB Başkanı'nın sandığı gibi, tarıma hükümet desteğini artırırsanız iç göç durmaz! Tarım gelirleri ve toplumsal kalkınma, iç göç ile ilgilidir, ama hiçbiri iç göçü tersine döndüremez; döndürmemelidir de!
Köyden kente gelenler hükümetin, belediye başkanının, muhtarın kararıyla evlerini bırakıp yeni bir hayata başlıyor değillerdir. İç göç denetlenebilir, belirlenebilir bir olgu değildir ki; 'az olur ya da hızlanırsa; kalkınma artar veya azalır' diye düşünelim!
En önemli konu kuraklık, çiftçiler gününde hiç görüşülmemiş!