Taslağın yaklaşımı

Daha çok öğretim üyelerinin katıldığı, 'Yükseköğretim kanunu tasarısı taslağı'nın görüşüldüğü toplantıda Başbakan Gül içtenlikle, "Türkiye'nin kayıp nesilleri vardır" dedi.

Daha çok öğretim üyelerinin katıldığı, 'Yükseköğretim kanunu tasarısı taslağı'nın görüşüldüğü toplantıda Başbakan Gül içtenlikle, "Türkiye'nin kayıp nesilleri vardır" dedi. Gerçekten ülkemizin 'kayıplarında' yükseköğretim kurumlarımızın payı büyüktür.
18 Şubat'ta bakanlığın internet sayfasında yayımlanan taslağın bugün Bakanlar Kurulu'na sunulacağı açıklanmıştı. Ben de görüşlerimi yazmayı sürdürüyorum:
Taslak metninde birçok teknik hata ve eksiklik var. Herhalde hükümete dil hataları düzeltilmiş, tekrarları ayıklanmış, eksikleri tamamlanmış bir metin sunulacaktır.
Yanlışlıkların kaynağı, yükseköğretim kurumlarına yaklaşım ve çalışma sürecidir. Elimizdeki taslağın hata ve eksiklerinin de nedeni budur sanıyorum.
Böyle bir belgenin maddelerini yazmaya başlamadan önce, sorun ve ihtiyaç, bu ihtiyacı karşılayacak sistem ve bu sistemin ilkeleri üzerinde çalışılmalı, tartışılmalıydı. Bu tartışma sürecinde yeni yasanın çerçevesi ortaya çıkardı, kurumlar tanımlanabilirdi.
Bu bakımdan, rektörlerin 'Uzmanlarca hazırlanan ayrıntılı ve somut raporlar üzerinde yürütülen uzun süreli çalışma ve tartışmalar' gereğine işaret eden düşünceleri yerindedir. (Türk Üniversiteleri Rektörler Komitesi Duyurusu, 5 Şubat 2003)
Sadece eksiklerine ve teknik hatalarına değil, içeriğine bakınca da, sayın Mumcu'nun taslak çalışmalarına yeteri kadar zaman ayıramadığı anlaşılıyor.
Yürürlükteki Yüksek Öğretim Kanunu'nun kabulünden (4 Kasım 1981) sonra geçen 21 yılda, 40'tan fazla değişiklik yasası, 10 kanun hükmünde kararname, dört tüzük ve 55 yönetmelik çıkmıştır. Bu sayılar konunun yasal düzenlemesinin hiç de kolay olmadığını göstermeye yeter.
Geneline bakıldığında, taslak yeni bir sistem önermemekte, mevcut sistemin özünü korumaktadır. Yürürlükteki kanunun bazı maddeleri değiştirilerek de aynı sonuca varılabilirdi.
Geçen yazımda da değinmiştim: Devletin bireyleri korumak ve kamu düzenini sağlamak amacıyla çıkaracağı, yükseköğretim kurumlarının uyacakları esas ve kuralları düzenleyen yasayla, devletin sahibi olduğu yükseköğretim kurumlarının nasıl yönetileceğini, değişik kamu kurumları ve öğrencilerle, üniversitelerin ilişkilerini belirleyen esas ve kuralları düzenleyen hukuki belgeler, birbirinden amaç olarak da, alan olarak da, görevli daireler olarak da farklıdır, farklı olmalıdır.
Basit bir örnek vereyim: Meclis, hükümet veya güvenlik otoriteleri ulaşım ve trafikle ilgili kuralları kapsayan hukuki belgeler yayımlar. Bu belgelerde yazılı kurallara, bütün araçlar gibi belediye otobüsleri de uyar. Devletin koyduğu bu kuralların dışında bir de, otobüs işletmecisi olarak belediyenin yol güzergâhlarını, otobüslerin kullanılmasını, şoförlerin çalışma koşullarını, bilet ücretlerini ve diğer konuları düzenleyen yönetmelikleri, talimatları vardır. Devletin ulaşımı düzenlemek için çıkaracağı normlarla; otobüs işletmecisi belediyelerin yürürlüğe koyacakları kuralların amacı, muhatabı ve ilkeleri aynı değildir, bunların aynı hukuki belgede birleştirilmesinin pek çok sakıncası vardır.
Tartışılmakta olan taslak, kamu düzen ve yararını düzenlemekle kalmıyor; hükümetin, sahip olduğu yükseköğretim kurumları, yöneticileri ve öğrencilerle ilişkilerini de aynı belgede düzenlemeye çalışıyor. İşte yanlış olan budur.
Bu ayrım yapılmadan, tartışmadan sonuç almak zordur.