Terör politikası ve söylemiyle nereye?

Bugün yürüttükleri politikalardan vazgeçerek varacakları en kötü yer; ısrar ederlerse Türkiye'yi  taşıyacakları en iyi yere göre cennettir.

Son günlerde yaşadığımız acıların nedeni, devletin politikaları, bu politikaların dayandığı görüş de siyaset adamlarımızın terör tanısıdır.

Aşağıda, Cumhurbaşkanının ağzından bu politika ve tedbirleri kısaca okuyacaksınız. Gerçekte bu politikayı Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildikten sonra Meclis   konuşmasında da söylemişti.

Sayın Erdoğan’ın okumasını ve inanmasını çok arzuladığım bazı görüşlerimi yazacağım bu yazımda.

Önerim, Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu’nun, birlikte oturup, şimdiye kadar yaptıklarını gözden geçirerek ortak çalışma kararı almalarıdır.

Şu anda birbirlerini nasıl gördüklerini unutarak, önce iki yoldaş gibi ortak çalışmaya hazır hale gelmelidirler.

Ortaklıklarının bilincine vardıktan sonra, “yahu biz ne yapıyoruz, memleket elimizde batıyor!” deyip, birlikte veya ayrı ayrı, aşağıda özetlenen politikaların yanlışlığını anladıklarını ve terk ettiklerini halka açık yürekle açıklamalıdırlar!

Bu aşamaya gelip, beklediğim açıklamayı yapmazlarsa; ülkemizin idaresi kendi ellerinde dağılacak, onları toplamaya kalkarken yeni sorunlarla karşılaşacaklardır!

Öncelikle bütün içtenliğime şu gerçeği yazayım: Bugün söyledikleri ve yürüttükleri politikalardan vazgeçerek varacakları en kötü yer; ısrar ederlerse Türkiye’yi ve kendilerini taşıyacakları en iyi yere göre cennettir.

 Şimdi, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın terör konusundaki tanılarını ve alınmasını gerekli gördüğü tedbirleri belirleyen cümlelerini aşağıya koyuyorum: (tccb.org sitesinde yayımlanan, son muhtarlar toplantısı konuşmasından alınmıştır.)

Tanılar:

“Pek çok farklı isim altında faaliyet gösteren, ama hepsinin de amacı aynı olan terör örgütleri sadece birer piyondur.

Terör örgütü yöneticisiyle aynı dili kullanmaktan, aynı yaklaşımı sergilemekten çekinmeyenlere terörist demeyeceğiz de, ne diyeceğiz? …

Bu meselenin insan haklarıyla, düşünce özgürlüğüyle, basın hürriyetiyle, demokrasiyle bir ilgisi yoktur. …

Hiçbir sıfat, terör örgütü yandaşlığının örtüsü olamaz. …

Terör örgütünün yan kolu olarak faaliyet gösteren partinin mensuplarını artık meşru siyasi aktörler olarak görmüyorum.

Terörle mücadelede yanımızda olan dostumuzdur, karşımızda olan da düşmanımızdır, bunun bilinmesi lazım. Mesele bu kadar açık, bu kadar nettir.”

Tedbirler:

“Devlet, kadife eldivenin altındaki demir yumruğunu teröristlerin başına geçirmezse, onlar her gün bizim canımızı yakmaya devam edecektir.

Asıl mesele, yeniden ayağa kalkan, güçlenen, dostlarının umudu hâline dönüşen Türkiye’yi, kendi akıllarınca tedip etme, ıslah etme, sindirme meselesidir.

Terör tanımını, terörist tanımını derhal yeniden yapmalıyız. Bu yeni tanıma göre ceza kanunumuzu hemen değiştirmeliyiz.

Dokunulmazlıklar meselesinin de süratle neticelendirilmesi gerekir.”

Yukardakiler Cumhurbaşkanının açıkladığı politikalardı; şimdi görüşlerim:

Tanılar hakkında:

Terör örgütleri değişik ülkelerde değişik amaçlarla faaliyet gösterirler; genellikle bulundukları ülkenin komşusu veya dostu olan çeşitli örgüt ve devletlerle işbirliği içindedirler.  

Bağımsız ve tabii yargıcın belirleyeceği açık ve yakın tehlike içermeyen her görüş ifade özgürlüğü içinde sayılır. Görüşünü ifade edenlerin terörist sayılması kabul edilemez. Onlar, görüşünü söyleyen ve yaymak isteyen yurttaştır, devlet adamları onları, şudur budur diye tasnif ederse ülkede birlik kalmaz.

Hükümetin bütün politikaları insan haklarıyla, düşünce özgürlüğüyle, basın hürriyetiyle, demokrasiyle ilişkili ve birleşiktir.

Hiçbir siyasal sıfat, yurttaşları “terör örgütü yandaşı” veya “karşıtı” diye tasnif etme hakkı vermez; tam tersine siyasal sıfat tasnif yapmayı önler!

Siyaset adamı ve partiler meşruluğunu cumhurbaşkanı ve başbakanın tensibinden almaz, halktan alır.

Siyaset adamı yurttaşlarını “dostumuz” ve “düşmanınız” olarak tanımlamamalıdır. Tanımlarlarsa yurttaşlar da siyaset adamını aynı sıfatlarla tanımlamaya hak kazanırlar. Oysa siyaset adamı sadece yandaşlarının yöneticisi değil, bütün yurttaşların yöneticisidir.  

Evet, “mesele bu kadar açık, bu kadar nettir.”

Tedbirler hakkında:

Önce, teröristi tanımlayalım; sonra üzerine nasıl gideceğimizi belirleriz: Her türlü şiddet kullanarak, genellikle kendisine ait olmayan görüşünü kabul ettirmek isteyenlerin yaptıklarına “terör”, bu işlerin içinde olanlara da “terörist” denilir. İktidara karşı çıkan herkese, siyasal amaçla, “terörist” denirse, gerçek teröriste terör imkanı verilir.

Asıl mesele; yabancıların Türkiye’yi sindirme meselesi değil, Türkiye’nin insan hakları ve demokrasiden uzaklaşmasıdır.

Ceza Kanunu’ un, terör tanımını genişletmek için değiştirilmesi ve  dokunulmazlıkların düşünüldüğü gibi “süratle neticelendirilmesi” çok yanlıştır.

Hükümetin ve Cumhurbaşkanının baskılarıyla; Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’nın yargı organlarının seçimi maddesindeki, “… her üye sadece bir aday için oy kullanabilir” ibaresini iptal etmesiyle; Türk Ceza Kanunu’nun, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ve Terörle Mücadele Kanunu’nun insan haklarına aykırı olarak sık sık değiştirilmesiyle … yargı ve hukuk sisteminin ne hale geldiğini görüyoruz. Stalin-vari yeni kanun değişiklikleriyle bugünkünden de geriye gitmeyelim.

http://www.radikal.com.tr/153340115334010

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.