Tıkanma seçimle aşılacak

Her şey devletin tıkandığını gösteriyor!

Oy verme gününe 16 gün kaldı. Bir hafta kadar önce yaptığımız araştırmada, deneklerin yüzde 90'dan fazlası "kesinlikle oy vereceğim" diyordu.  

Verilere göre, bu günden sonra seçmenin büyük çoğunluğu oy vereceği partiyi değiştirmeyecektir; ancak yüz seçmenden 3-4'ü oyunu değiştirmeyi düşünebileceğini söylemektedir. Bunların hepsinin aynı partiye oy vermesi düşünülemeyeceğinden, olsa olsa seçimlere kadar bugüne göre yüzde bir iki fark olacaktır.

Oy oranı değişmeyeceğine göre, siyasal hayatta işlevi olan kişilerin bundan sonraki görevi, seçmenin oy vermesini kolaylaştırmak ve sonuçların doğru sayılması, tutanağa doğru yazılmasına yardım etmek, yanlışlıklar karşısında kurullara itirazdan başka yapacakları bir şey yoktur.

Bugün beklenen oy dağılımı, ancak demokrasiyle bağdaştırılamayacak olaylarla değiştirilebilir.

Anlatmaya çalıştığım şudur: Seçime bu kadar yaklaştıktan sonra seçim sonuçlarını partililerin umdukları gibi değiştirmeleri zordur.

Bundan önceki seçimlerde görüldüğü gibi, son bir ay içinde bir parti oyunu en çok yüzde 2-3 çevresinde değiştirebilir.  

1965 seçiminde AP ile YTP arasında, 1999 seçiminde CHP ile DSP arasında, oy vermeye üç dört hafta kala, bu ölçüde oy geçişi olmuştur.

Genel olarak, yüzde 3'den büyük geçişlerle, partinin tanım ve kimliğinde önemli değişim görüldüğü seçimlerde karşılaşılır. 1957, 1991 ve 2002 seçimlerindeki oy geçişleri, partilerdeki kimlik değişimi sonucunda oluşmuştur.  

Örnek vereyim: 1957'de, otoriterleşen iktidar partisi DP halktan ilk uyarısını 1957'de almış, oy oranı yüzde 57'den, yüzde 48'e düşmüştür. Askeri darbe ile karşılaşıldığı için DP'nin 1957 uyarısına, "Yeter söz milletindir" sloganıyla oluşan demokrat ve kalkınmacı parti kimliğine sahip çıkarak mı, yoksa 1954'de başladığı otoriterleşmeyi sürdürerek mi cevap vereceğini bilemiyoruz.

Partilerdeki kimlik değişimleriyle seçim öncesindeki gelişmelerle oy ve hatta iktidar kaybıyla karşılaşan partilerden biri de ANAP'tır. 1991'de, oyunun üçte birini kaybeden ANAP, iktidarını DYP-SHP koalisyonuna devretmek zorunda kalmıştır.

Gerçekte her seçim sonucuna bakarak, benzer yorumlar yapılabilirse de, onlardan bugün için siyasal sonuç çıkarılamaz.

Oy vermeye iki üç hafta kala, hangi koşullarda partiler arası oy geçişlerinin ortaya çıkabileceği hakkında, yeterli deneye sahibiz.

Oy verme etkenlerinin her türlüsünü gördük!

1 Kasım'da, partiler arasında ne kadar geçiş olacaktır?

Halkımız, Ankara Gar Meydanı olayı benzeri olağanüstü olaylarla karşılaşmak istememektedir.

Halk karşılaştığı olağanüstü olayı, aynı şiddetle karşılamama gayreti içindedir. Neyle karşılaşırsa karşılaşsın, görmezden gelmiş gibi davranacaktır; seçime kadar her olayı dürbünün tersiyle görür gibi tanımlayacaktır.  

Baksanıza, Türkiye'nin ne hale geldiğini gerçek nitelikleriyle tanımlamıyor; sadeleştiriyor, doğallaştırıyor.

Dört yıl öncesinde kısa vadeli yanlışlık olarak görülen uygulamalarla başlayan rejim değişikliği;

Kime karşı sorumlu olduğu bilinmeyen hükümeti,

Hükümete bağımlı iktidar grubu,

İktidar grubu dışına çıkamayan Meclis yaratıldığı halde,

Halk "Barış!" diye haykırıyor!

Yargı belirsizlik içinde; Anayasal kurumlar Anayasa ve kuruluş yasalarına göre karar alamıyor!  

Her şey devletin tıkandığını haykırıyor!

Halkın her olayı doğalmış gibi karşılamasının nedeni kararlılığıdır.

Halk seçimle engelleri aşacak ve tıkanmayı açacaktır.  

Kitap Notu:

Seçim 2015, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme; Erol Tuncer, Hanife Yurtseven, Bülent Tuncer; TESAV Yayını;  

Tlf:(312) 467 04 62; Umur Basım ve Sanayii; Ankara 2015; 384 büyük s.;

TESAV, 1946 seçiminden başlayarak yapılmış 18 milletvekili seçimin, 11'inin kitabını yayımlamış bulunmaktadır. 1965-1991 arasındaki 7 seçimin kitabı hazırlanmaktadır.