TSK vakıflarının sakıncaları

Türk Silahlı Kuvvetleri'yle (TSK) ilgili bir vakfın kurduğu serum fabrikasıyla ilgili bir yazı yazmıştım (Radikal, 2 Haziran). 'TSK vakıfları ticaret yapabilir mi?' başlıklı bu yazımda;

Türk Silahlı Kuvvetleri'yle (TSK) ilgili bir vakfın kurduğu serum fabrikasıyla ilgili bir yazı yazmıştım (Radikal, 2 Haziran). 'TSK vakıfları ticaret yapabilir mi?' başlıklı bu yazımda; TSK'nın 'kurduğu' vakıfların işletme sahibi olmalarını irdelemiş ve bu işletmelerin vakıf anlayışına, serbest rekabet ilkelerine, devletin düzenleme ve denetleme kurallarına aykırı olduğunu anlatmaya çalışmıştım.
Bu yazıma karşı Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) armasının bulunduğu bir 'Açıklama' aldım. 'Muhabere Kurmay Albay, Genel Sekreter' unvanına sahip bir imza taşıyan bu açıklamada özetle şunlar belirtiliyor:
Serum Fabrikası'nı yaptıran Türktıpsan'ın ortakları, TSK yararına faaliyet gösteren altı vakıftır. Bu vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, kendi denetleme kurullarının ve MSB Teftiş Dairesi Başkanlığı'nın denetimindedir.
Türktıpsan'ın üreteceği serumun pazarlanması işi bir özel şirket tarafından yapılacaktır. Tesisin üretime ilişkin ruhsatları mevzuat çerçevesinde hiçbir ayrıcalık olmaksızın yürütülmektedir. TSK sağlık kuruluşları da Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre işlemlerini yürütmektedirler. Vakıflar, Dernekler ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun (KVK) hükümlerine uyum gösterilerek vakıf senetlerinde gerekli değişiklikler yapılmıştır.
Bu açıklama aslında, yazdıklarımın doğruluğunu gösteriyor. Yazım bir vakıfla ilgili, ama açıklama MSB'den geliyor ve altında bir devlet görevlisinin imzası var. Bu durum vakıfla MSB arasındaki yönetim ilişkisini gösterir. Şimdi kanuna bakalım:
KVK'nın 2'nci maddesinde 9 ilke sıralanıyor, bunların hepsi vakıflarla devlet hizmetlerinin ilişkisinin kesilmesini düzenliyor. Maddenin ilk fıkrasında vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamayacağını, devlet kurumlarının binaları içinde faaliyet gösteremeyeceğini; son fıkrasında da, vakıfların bünyesinde bulundukları kurum ve kuruluşların yapacakları ihalelere katılamayacaklarını söylüyor. Birincisini ve dokuzuncusunu görünce KVK'nın diğer ilkelerini tahmin edebilirsiniz.
Bana gönderilen açıklama boyunca hep, 'TSK yararına faaliyet gösteren' vakıflardan söz ediliyor. Vakıflar TSK'nın yararına çalışıyorsa, bir işbirliği, bir birliktelik söz konusudur. TSK'nın yararının neler olduğunu kim belirler? Vakıf mı, o kurumun başındakiler mi? Herhalde TSK'nın başındakiler. O halde vakıf görevini TSK'dan almaktadır; yani vakıf TSK'dan bağımsız değil, içindedir.
Benim yanlış bulduğum 'TSK ile iç içe olan' vakıfların oluşturduğu yapıdır. Böyle bir yapının doğru olmadığını, üstelik yasal da olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
Vakıfların rekabet içinde çalıştıklarının kanıtı 'Serumun özel bir şirket tarafından pazarlanacak' olmasıymış! Bana açıklama gönderenlerin, bu yazdıklarına inanabilmelerini anlayamıyorum. Tekrarlayayım; pazarlayan kişi veya şirket üretici kurumun ayrıcalığını azaltmaz, aksine kendileri de ayrıcalık kazanırlar.
İlk yazıma dönersek, amacım, devlet kurumlarıyla ilişkili bütün vakıfların işletme kurmaktan kaçınmaları ve üretim işine girmemeleri gereğini göstermekti. Devlet kurumları, görev tanımları içine ne giriyorsa onları başkasına devretmemeli; bu tanımın dışındakilere de el sürmemelidirler. Bazen devletin içinde, bazen dışında görülen vakıflar, yapıdaki zaafları genişletir ve derinleştirirler. Yöneticiler bu görüşü anlamaya çalışmalıdırlar.