"Tuzak" veya "Bit yeniği"! Değilse Ne?

AB-Türkiye açıklaması, ABD ve Avrupa ile birlik içinde olduğumuzun kanıtı olarak açıklanmış olabilir!

Türk dış politikasında, tam açıklanmadan, değişiklikler yaşanıyor.

Bildirilerin değişik yorumlanabilecek  cümlelerinden anlayabildiğimiz kadarı ile kalıyoruz.

Bir örneği ile geçen hafta pazar günü karşılaştık.  

Avrupa Birliği (AB) Devlet ve Hükümet başkanları Türkiye Toplantısı hafta sonunda yapıldı ve geç vakit alınan kararlar açıklandı.

İlkinden 11 yıl sonraki toplantının "Açıklama"sı da, kesin bir şey yazmadan, niyetleri ifade ediyor, hedefler sıralıyordu.

Pek çok şey konuşulmuş, birçok şey yazılmıştır; yeni fasıl açılması, ortak eylem planları, vize serbestliği, geri kabul anlaşması, insani yardım, Gümrük Birliğinin gözden geçirilmesi ve diğerleri... Bunların gerçekleşme yükümlülüğü, planı belirsiz!

Dünkü gazetelerde de, Fransa ve İngiltere'nin, İŞİD'e karşı hava harekatlarında İncirlik Hava Üssü'nden yararlanmak istedikleriyle ilgili bir haber yayımlandı.  

Haber olup bitmiş havasındaydı, fakat bu meselenin bir kaç ayda kotarılamayacağı belliydi. İncirlik uzun iş, AB Açıklaması'nda yazılı işlere bakalım.

Açıklamada ele alınan konulardan bazıları şunlardı:

·         Aralık ayı ortasında, 17'nci Faslın açılması doğrultusunda Hükümetler arası bir Konferans düzenlenecektir.

·         Avrupa Komisyonu 2016 yılı Mart ayı başlarında, vize serbestisi yol haritasının Türkiye tarafından uygulanmasına dair ikinci ilerleme raporunu sunacaktır.

·         AB-Türkiye geri kabul anlaşması Haziran 2016’dan itibaren tam anlamıyla uygulanabilir hale gelecektir.

·         Başlangıç olarak 3 milyar Avroluk ek bir kaynak taahüdünde bulunan AB Türkiye’ye derhal ve sürekli bir insani yardım desteği sağlayacaktır.

·         Suriyeliler 'in desteklenmesi ve göç yönetimi alanında işbirliğinin hızlandırılması amacıyla, Ortak Eylem Planı uygulamaya konulacaktır.

·         İkili geri kabul anlaşmalarının hükümlerinin uygulanması sağlanacaktır.

·         Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin müzakereler, hazırlık aşamasının tamamlamasının ardından, 2016 yılı sonlarına doğru başlatılabilecektir.

Pazar günkü Toplantının , hangi konuda ne kadar ciddi olduğu, on gün sonraki Pazartesi günü belli olacaktır.

"Hükümetler arası konferans", toplanacak mı, ertelenecek mi, toplanıp uygulanabilir karar alabilecek mi göreceğiz.

Böylece Türkiye Toplantısı'nı, “tarihi”, "dönüm noktası", “İlişkileri derinleştirecek", "stratejik işbirliğini geliştirecek", "yeni bir sürecin başlangıcı" olarak nitelendiren Sayın Davutoğlu’nun umutlarının dayanağı da ortaya çıkacaktır.

Açıklamada görülen, hedefler ,çi,n kesin ifadeler yoktur; AB devletlerinin kabulüne, çalışmaların başarısına, gelişmelere bağlıdır; yapılabilir veya yapılamaz.

Eğer, AB-Türkiye geri kabul anlaşması,  vizesiz dönemin başlamasından sonraya bırakılmış olsaydı "olabilir" denilebilirdi. Diğer hususlarda da, Türkiye'nin üstlendiği görevlere öncelik verilmiş, AB'nin görevleri  sonraya bırakılmış!

Açıklamada yazıldığı gibi,  önce Türkiye görevini yapacak, sonra AB fasıl açacak ise; 1961'den beri, en azından 2004'ten beri yaşadığımız model tekrarlanacak demektir!

Yazdıklarımı hükümetin görmediğini varsaymamalıyız; Başbakan benim yazdıklarımdan daha ilerisini görmektedir; görmüştür de! Pek iyi, görülmesine rağmen açıklamanın dayandığı anlaşma niçin imzalamıştır?

Bu soru değişik biçimde yorumlanabilir.

Bir neden açık: Türkiye'nin Batı'nın işbirliğine ihtiyacı olduğu günlerdeyiz; ABD ve Avrupa ile birlik içinde görünmek zorundayız! Anlaşma bu birlikteliğin kanıtı olarak açıklanmıştır.

İkinci nedeni de, iki yorumcumuz da uçak düşürme olayını aynı kapıya çıkacak biçimde yorumladılar:

Bekir Ağırdır iki hafta önce, uçak düşürülme olayını, "...Türkiye'ye bir tuzak kurulmasın?" diye yorumladı.

Cengiz Çandar'da dünkü yazısını, " Rus savaş uçağının düşürülmesinde bir bit yeniği olabilir mi? Bir soru. Sadece, soru..." diye bitiriyordu.

Türkiye'ye tuzak veya bir bit yeniği mi var? Bunlar değilse NE?