Üniversite araştırması

Türk Eğitim Derneği'nin (TED) Üniversiteye Giriş Sistemi Araştırması Raporu'ndan, geçen hafta haberim oldu. Görebildiğim gazete ve TV'lerden anladığıma göre medyamız Rapor üzerinde fazla durmadı.

Türk Eğitim Derneği'nin (TED) Üniversiteye Giriş Sistemi Araştırması Raporu'ndan, geçen hafta haberim oldu. Görebildiğim gazete ve TV'lerden anladığıma göre medyamız Rapor üzerinde fazla durmadı. NTV bir haber programında ele aldığı internette yayımlanan araştırma raporunu incelemeye çalıştım. (www.180dk.org.tr)
TED yöneticileri, yayımladıkları raporla başlattıkları, 'herkesi göreve çağıran' kampanyalarına destek beklemektedirler. İnternet sitesinde özel işareti tıklayarak desteğini gösterenlerin sayısı dün sabah ancak 16 bini geçmişti. Bu sayı bana cesaret vermedi. Araştırma iki bölümden oluşmuş: 1) Saha çalışması; 2) Arşiv ve literatür taraması. Öğrenciler, öğrenci velileri, öğretmenlerle konuşularak gerçekleştirilen saha çalışmasının amacı; 'Üniversiteye giriş sisteminde yer alan bireylerin özellikleri, sınav ile ilgili deneyimleri; davranış, kanaat, sorun ve beklentileri konusunda sahada veri toplayarak incelemek' olarak tanımlanmış.
Araştırmanın teknik tanımlamaları ve özellikleriyle okuyucularımı yormak istemiyorum; ancak TED yöneticileri ve araştırmaya emek vermiş olanları kutlamadan geçemeyeceğim; raporda adları geçen Akart firması çalışanları, Ömer Kayır, Soner Yıldırım, Uğur Ersoy, eğitim sorunlarına çare arayanlara kazandırdıkları kaynakla övünebilirler sanıyorum.
Araştırmanın binlercesi arasından, bir-iki bulgusunu buraya alayım: Sistem içinde üniversite kapısına gelinceye kadar yapılan dershane ücreti, özel ders, kitap, dergi, sınav harcı, kılavuz, (...) gibi masrafların bir öğrenciye düşen ortalama tutarı 6 bin 600 YTL'dir. Bir öğrenci ortalama 2.5 kez üniversite giriş sınavına girmektedir. 860 bin lise son sınıf öğrencisi (toplamın yüzde 46'sı), sınav hazırlığı amacıyla okula devam etmemektedir. Araştırmacıların bulgulardan çıkarak vardıkları sonuçlardan bazılarını özetleyeyim: Eğitim sistemi üniversiteye giriş sistemi odaklı hale gelmiştir. Dershane sistemi, özellikle ilk ve ortaöğretimin son sınıfları bakımından örgün eğitimin yerini almış durumda. Meslek liseleri gibi ara kademeler fiilen işlevsel olmaktan çıkarıldığı için eğitimde bütün yollar üniversiteye çıkmaktadır.
Üniversiteye giriş sınavı hazırlığı, öğrenciler açısından tüm zamanlı bir iş haline dönüşmüş durumdadır. Öğrenciler kendilerine bir sosyal hayatı ancak üniversiteye kayıt yaptırdıktan sonra kurabilmektedirler.
Üniversiteye giriş sınavına hazırlık araçları için, giderek artan rakamlarda harcamalar yapılmaktadır. Bu sistem, çok büyük bir kaynağı, geri dönüşü olmadan yutan bir dipsiz kuyu halini almıştır. Üniversiteye hazırlık yolunda harcanan kaynağın sadece bir kısmı üniversitelerin kapasitesinin artırılmasına ve meslek okulları gibi ara kademe eğitim kurumlarının güçlendirilmesine harcansa, sorun kendiliğinden çözülecektir. Araştırma raporunda, bu sonuçlara dayalı öneriler de verilmektedir; işte bunlardan birkaçı: Türkiye mutlaka uygulanabilir nitelikte ve toplumun bütün kesimlerinin katıldığı bir bilim siyaseti oluşturmalıdır.
Öncelikle mevcut kapasitenin iyileştirilerek kalitesinin artırılmasına dönük tedbirler alınmalıdır. Önümüzdeki 18 yılda 2.5 milyonluk örgün eğitim kapasitesi yaratmak hedeflenmelidir. Yeni üniversitelerin kurulabilmesi için gerekli olan kriterler tespit edilerek kamuoyuna açıklanmalıdır. Mesleki eğitime cazibe kazandırılmalıdır.
Üniversite giriş sistemi değiştirilmelidir. Üniversiteye girişteki baskı hafiflemeden diğer alanlarda alınacak tedbirler fayda vermeyecektir. Araştırmanın bulguları ve önerileri olabildiğince halkımıza duyurulmalıdır. Çünkü, bu önerilerin önemli bir kısmı, sonuçta Anayasa'yla çelişir; onu değiştirmenin yolu da, sorunları ve durumu halka anlatmaktır.