Üniversitede siyaset

Başbakan, siyaset kürsüsünden Çankaya'ya cevap yetiştirdi. Baş başa konuşmayı zorlaştırarak ne yapmak istiyor dersiniz?

Başbakan, 'Üniversitelerin siyasallaştırılması' üzerine konuştu; dün Kastamonu'da, adını anmadan, Cumhurbaşkanı Sezer'in sözlerini cevapladı, üniversite yöneticilerini kınadı.
Cumhurbaşkanı salı günü, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin açılışında
"Üniversiteler, üstlendikleri işlevler ve ülkeye sağladıkları kazanımlarla,
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel kurumlarındandır. Herhangi bir kurumun ya da çevrenin değil, devletin organlarıdır. Üniversiteleri bu konumundan uzaklaştıracak, siyasallaşmaları sonucunu doğuracak yöntem, yaklaşım ve düşünceler kabul edilemez" demişti. (Radikal, 24 Eylül)
Başbakan, Kastamonu'daki konuşmasında, 'Üniversiteler siyasallaşmasın' sözünü ele alarak, Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılmış değişiklikle, öğretim üyelerinin ve öğrencilerin parti kurullarında görev alabildiklerini hatırlattıktan sonra, 'En büyük siyaseti' 'hükümeti çirkin sözlerle' eleştiren üniversite rektörlerinin yaptığını iddia etmiştir.
Kullanılan kelimelerin sözlük anlamlarını hatırlayalım:
Siyasallaşmak: Siyasal bir nitelik edinmek.
Siyasal (politik): Siyasa (politika) özelliğinde olan, siyasayı ilgilendiren, siyasayla ilgili.
Siyasa (politika): 1. Yurt ve devlet işlerini düzenlemek, yürütmek için tutulan ölçülü yol. 2. Yurt ve devlet işleriyle ilgili anlayış, görüş. 3.Herhangi bir işte tutulan yol, uygulanan ilke
Siyasa yapmak (politika yapmak): Siyasayla uğraşmak, siyasa yoluyla bir sorunu çözümlemeyi istemek.
Cumhurbaşkanımız, 'siyasallaşma'yı, 'günlük siyasal olayların içinde olma, siyasal partilerin emrine girme, onların politikalarının uygulayıcısı olma' olarak tanımlamış ve bu anlayışla 'üniversitelerin siyasallaşma-ları sonucunu doğuracak' düşüncelerin kabul edilemeyeceğini söylemiştir.
Sayın Sezer'in, 'siyasallaşma' kelimesini 'yurt ve devlet işleriyle ilgilenme niteliği edinmek' anlamında kullanmadığı açıktır.
Sayın Erdoğan ise, üniversite rektörlerinin, kendileriyle ilgili bir yasa tasarısı üzerinde düşünüp, görüşlerini açıklamayı 'siyaset' olarak kabul etmektedir. Oysa üniversite organlarının, rektörlerin, öğretim üyelerinin yükseköğretim yasası üzerinde görüş bildirmeleri sadece hakları değil, görevleridir.
Diğer yandan, öğretim üyelerinin siyasi partilerin üst kurullarında görev alabilmelerinin, üniversitelerin siyasallaşması olarak anlaşılması doğru değildir. Başbakan'ın sözlerinden, bireylerin özgürlükleriyle, kurum tanımlarının aynı şey olduklarını sandığı anlaşılıyor. Oysa, öğretim üyeleri ve öğrencilerin örgütlere seçilme haklarının bulunması; onların içinde bulundukları üniversitelerin siyaset yaptığını göstermez.
Başbakan, rektörlerin 'edep dışı' olarak nitelendirdiği bazı sözlerinden rahatsız olmuş. 'Kem söz sahibine ait' deyip, tasarı üzerine söylediklerini
cevaplasaydı daha doğru olurdu.
Sayın Erdoğan'ın, üniversitelerin 'yurt ve devlet işleriyle ilgili anlayış, görüş' anlamında siyasetin içinde bulunmalarına karşı olmadığını umut ediyorum. Eğer farklı düşünüyor, üniversitelerin halkın sorunlarıyla ilgilenmelerini yanlış görüyorsa, işimiz zordur, hem kendisinin hem de biz yurttaşların!
Asıl yanlışlığı, tarafsız Cumhurbaşkanı'na, Kastamonu'daki siyaset kürsüsünden cevap yetiştirmesidir. Baş başa konuşmayı zorlaştırarak ne yapmak istiyor dersiniz?