Yargıyı siyasallaştırma iddiası

Bir haftadır, bir gerçeği arıyorum, bulduğumu iddia edemem, konuyu size de anlatmak istiyorum: Aradığım, 'Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' hakkında söylenenlerin ne kadar doğru olduğudur.

Bir haftadır, bir gerçeği arıyorum, bulduğumu iddia edemem, konuyu size de anlatmak istiyorum: Aradığım, 'Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' hakkında söylenenlerin ne kadar doğru olduğudur.
1983 yılında kabul edilen ve bugüne kadar 30 kezden fazla değiştirilmiş kanun, yargıdaki hâkim açığını azaltmak amacıyla bir kez daha değiştirildi. Son öneri, geçen ay Adalet Komisyonu'nda incelendikten sonra, 25 Haziran Cumartesi günü Meclis'te görüşülmeye başlandı ve 29 Haziran Çarşamba günü gece yarısına doğru kabul edildi; 10 gündür Cumhurbaşkanlığı'nda imza bekliyor. Kanun, 124 madde olan Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun, bazısı esasa ilişkin 44 maddesini değiştiriyor.
Bazı yüksek yargı organları ve Barolar Birliği'nin görüşleri, kanun kabul edildikten sonra gazetelerde yayımlandı. Bu bildirilerde üzerinde durulan esas konu, hâkim adaylığına kabul ve adaylıktan hâkim sınıfına geçişle ilgili maddelerdir.
Herkesi ilgilendiren bu iddiaları, CNN'in pazar günkü 'Ankara Kulisi' programında Barolar Birliği Başkanı Hüsamettin Özok özetledi: "4 bin hâkim atayıp 20 yıl rahat edecekler" (Hürriyet, 11 Temmuz). Yüksek yargı organlarının bildirilerinde de, yargıyı siyasallaştırma amacına işaret edilmişti.
Gerçekten, önümüzdeki bir-iki yılda, çok sayıda yeni hâkim atanması gereklidir. Bu ihtiyaç, iki yıl sonra çalışmaya başlayacak Bölge Adalet Mehkemeleri için 1460 birinci sınıf hâkime ihtiyaç vardır. Bunun dışında 2003 iş durumuna göre mahkemelerde 3 binden fazla hâkim açığı vardır. Mahkemelerde 7 binden fazla hâkim olması gerekirken, 4 bin 300 hâkim bulunmaktadır, yani 3 bine yakın açık vardır. Bölge Adalet Mahkemelerinin kurulması bu açığı 4 binin üzerine çıkaracaktır.
Bu kanunla staj ve atama sürecinde süre kısaltılmakta, işlemler sadeleştirilmektedir. Böylece 2-3 yıl içinde, mevcut hâkim sayısı kadar yeni hâkim atanması biraz olsun kolaylaşacaktır.
İddialara göre, bu kanunla iktidarın amaçladığı, yargıyı AKP eğilimindeki kişilerle doldurmaktır.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 1982'den beri uygulanan yöntemin değişmediğini, yargıyı siyasallaştırma amaçlarının bulunmadığını söylemektedir.
Kim doğruyu söylemektedir? Adaylığa ve hâkimliğe atama sürecinin tanımın değişmemiş olması ve hâkimliğe atama kararının, eskiden olduğu gibi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda verilecek olması Bakan'ı haklı kılar mı? Diğer yandan, hâkim tayininde sürelerin kısaltılması ve bazı düzenlemelerin yönetmeliğe bırakılması, yargıyı siyasallaştırma amacının varlığını gösterir mi?
Bakan'ın söyledikleri doğrudur ancak yapılan iş, konuyu öğrenmek isteyenleri yanıltacak ölçüde eksik ortaya konmaktadır. Eksiklik, yargıya, bir-iki yıl içinde, mevcut hâkim sayısı kadar yeni hâkimin girmesi zorunluğudur.
Kısa sürede bu kadar hâkim adayının bulunması, yetiştirilmesi, imtihanı, kabulü ve işe yerleştirilmesi bir sistem gerektirir. Böyle bir sistem, 12 Eylül idaresinin getirdiği yöntem içinde aranamaz ve aransa da bulunamaz; nitekim bulunamamıştır.
Yanlışlıkları dile getirerek kanuna karşı çıkmak yerine, durumu ve koşulları göz önüne alan bir sistem aramalı, tartışmalı ve geliştirmeliyiz. Yeni kanunu sade bir soruyla ele alabiliriz: "Bu kanunla 5 yıl içinde, mevcut hâkim sayısını, iki katına çıkarabilir miyiz?"