Yasallık, eşitlik

Bundan önce de bir-iki kez yazmıştım. Seçim, yasaların tanımladığı sade, her insanın yapabileceği işlemlerin milyonlarca kez tekrarlanmasıdır.

Bundan önce de bir-iki kez yazmıştım. Seçim, yasaların tanımladığı sade, her insanın yapabileceği işlemlerin milyonlarca kez tekrarlanmasıdır.
Her işlemi her seçmen ve her parti aynı biçimde, aynı kurallara uyarak yapmalıdır. Açıklık ve genellik, her seçmen, her parti, her işlem için geçerlidir, yasalar bu ilkelerin nasıl uygulanacağını en ince ayrıntısına
kadar düzenlemiştir.
1946 seçimleri, tasnif her sandıkta gizli yapıldığı için 'şaibeli' sayılmamıştır. Kamuoyu, belirlenebilen bazı sandıkların devlet dairelerinde memurlarca sayılmasını genelleştirmiştir. Birkaç örnek, 'sayımın gizli yapıldığı' yerlerin varlığını gösterdiğinden, aynı koşullardaki diğer bütün sandıklarda sayımın gizli yapılmış olduğu varsayılmıştır. 1946 seçimlerini güvenilir olmaktan çıkaran yasaya aykırı örneklerdir.
İçinde bulunduğumuz seçim döneminde de eşitlik ve yasallık ilkesi korunamamaktadır. Bir-iki örnek vereyim:
Partilerin broşür ve el ilanı dışında hediye ve eşantiyon dağıtmaları yasaktır. Dağıtılan şeyin seçmenin oy vermesini etkileyip etkilemediğinin araştırılması gerekmez. Broşür ve el ilanı dışında her şey hediyedir. Bir parti başkanı her gittiği yerde yemek dağıtıyor. Seçmeni ne kadar etkiler, o bizim işimiz değil, yasa 'verilemez' diye yazmış, verildiği zaman yasa dışına çıkılmış, eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olur. İlke bozulduğunda seçim işlemleri nasıl yürütülür, bütün bunları yasalar yazmış; partileri ve kurulları görevlendirmiş.
Bu yemek paraları nereden geliyor? Siyasi Partiler Kanunu, partilerin kimlerden, ne kadar bağış alabileceklerini yazmaktadır. Yasalara aykırılık çok açık ortada durmuyor mu?
Başka örnek, propaganda için kullanılan el ilanları ve matbualar üzerinde Türk bayrağı, dini ibareler bulundurulması yasağı dışına çıkılmasıdır. Bir partinin propaganda için kullandığı malzemede ay-yıldız kullanılmaktadır. 'Efendim, ne olur, kimi ne etkiler?' diyebilirsiniz! Yasa etkilediğini varsaydığı için yasaklamıştır. Bir işlem yasaya aykırı olunca, seçim güvenliği kalmamış olur, eşitlik bozulur.
'Parti üyesi olamaz ama genel başkan olur' saçmalığı başka bir kanunsuzluktur. Tayyip Erdoğan yürürlükteki yasalara göre, parti üyesi olamaz. 'Anayasa Mahkemesi kararında şöyle yazmış da, o nedenle kurucu üye olamazmış, ama genel başkan olarak kalırmış' anlayışıyla seçim yönetilir mi?
Bu kişinin imzaladığı hiçbir belge hukuki değildir, verdiği aday listesi yasalara aykırıdır, genel başkan olarak imzaladığı bütün başvurular geçersizdir! Tayyip Erdoğan'ın katıldığı işlemleri kabul ederseniz, seçimleri yasal olmaktan çıkarırsınız. Yasalara aykırı işlemlerle başlayan seçimlerin serbest ve eşit olduğu iddia edilemez, o seçimlerin yasallık ve genelliğinden bahsedilemez.
Kanunların yanlışlığı, demokrasiye aykırılığı iddia edilebilir, bu iddialar doğru da olabilir, ama hukuk devletinden önce yasa devleti kurulmalıdır. Yasaları doğru bulmadığınız yerde uygulamaz, doğru bulduğunuz yerde uygularsanız; yasa değil kişisel anlayış hâkim olur, sonunda keyfilik nereye taşırsa oraya varırsınız.