Yedi yıl önce CHP

Sayın Baykal, "Şimdi de bir aday çıkararak partiyi ele geçirmeye çalışıyorlar. Bütün bunlar Atlantik ötesinde planlanıyor. Bu mücadele, benim kişisel mücadelem değil...

Sayın Baykal, "Şimdi de bir aday çıkararak partiyi ele geçirmeye çalışıyorlar. Bütün bunlar Atlantik ötesinde planlanıyor. Bu mücadele, benim kişisel mücadelem değil, Anafartalar'da verilen mücadelenin devamı; partinin tarihine sahip çıkma, dürüst bir parti olarak varlığını sürdürme mücadelesi. CHP teslim alınamayan tek kaledir" demiş. (Radikal, 17 Ocak)
Bu sözler aslında, partinin ne hale geldiğini gösteriyor. Aklına göre, karşısına bir aday çıkınca 'Kale teslim alınmaya çalışılıyor', adaylar, kendi iradeleriyle de ortaya atılmıyorlar, 'Atlantik ötesinde' planlanarak il il dolaştırılıyorlar! Henüz, Atlantik ötesi planlardan söz edilmediği yıllarda, 1998 Mayısı'nda da CHP'de, Baykal'n kürsüye 'inişi'nin Ricky Martin'e benzetildiği 28'inci Kurultay'a gidiliyordu; o günlerde CHP'yle ilgili beş yazı yazmışım (21-28 Mayıs 1998, Radikal).
İlk yazının başlığı 'CHP, atılım mı, devam mı?' diğer birinin ise, 'Değişmeden değiştirme?'dir. Partinin bugünkü sorununu, o yazılardan aldığım cümlelerle anlatmaya çalışacağım.
"Ülkemiz, içinde bulunduğumuz duruma benzer bir durumu 1960 öncesinde de yaşamıştı. Muhalefetteki CHP, siyasal düzenin değiştirilmesi önerilerini tartışmaya başladı. Partinin bütün kongre ve toplantılarında yeni öneriler konuşuldu, tavsiye kararları alındı, parti yöneticileri halka açık toplantılarda bu önerileri savundular ve sonuçta 1959 yılı başında toplanan 14'üncü kurultayda İlk Hedefler Beyannamesi yayımlandı.
Üç sayfalık beyannamede, CHP'nin, 'Büyük Millet Meclisi'nde gereken çoğunluğa kavuştuğunda, en geç ilk yasama devresinde gerçekleştirilecek hedefler' yazılıydı.
Toplanacak CHP kurultayı, bundan 40 yıl önceki çıkışa benzer bir adım atabilecek mi? Ortaya bir sonraki kurultay'da bütün partililerin benimsediği bir siyasal belge koyabilecek mi? CHP düzeyini değiştirecek bir adım mı atacak, yoksa bir-iki günlük haber olup, 'makyaj tazeleme' ve gösterişli toplantılarla mı yetinecek?
Hangi yolun seçileceği, kurultay delegelerinin 'talebine' bağlıdır. CHP mevcut partilerden biri mi olacak, yoksa yeni Türkiye'nin mimarı olmaya mı karar verecek? Kurultayı, bu soruyu cevaplamak için heyecanla bekliyorum!"
Birkaç cümle de kurultay salonundan: "21'inci yüzyıl liderinin salona gelmek üzere olduğu bildirildi, mikrofondan seslenene göre 'CHP'nin muhalefetteki son kurultayındaydık.'
"Kurultay partiye yeni bir yol çizmiş veya yön vermiş değildir. Milliyet ve Sabah'ın birinci sayfalarındaki, 'İktidar yürüyüşü' ve 'Yeni CHP' abartılmış başlıklardır. Ortada ne iktidara yürüme kararı, ne yeni bir program vardır. Kaldı ki kurultay delegelerinin böyle bir karardan ve partilerindeki değişiklikten haberleri yoktur. Ortada bulunan, iyi niyetle ve birbiriyle ilişkisiz komisyonlarda birbirinden habersiz hazırlanmış raporlardır.
Baykal, delegelerden 'iktidara yürüyen partide bir iç çekişme yaratmamalarını' istemiş, kapanış konuşmasında da partinin daha yüksek yerlere geleceğini söylemiştir.
Kurultay, CHP'nin iktidarı hedeflemesi için kullanılabilecek fırsatlardan biriydi. Baykal ve arkadaşları bu fırsatı görmemişlerdir. Yasalarımızın ve siyasal kültürümüzün sonucu olarak, her partide lider 'bir sorun'dur; CHP'deyse daha da fazla, 'önemli bir sorun'dur. CHP'de seçilen 'yeni bir yönetim' midir? Bence 'eski Baykal yönetimi' devam etmektedir."
Bunlar o gün yazdıklarım, eklenecek başka şey var mı? Hatırlayacaksınız, 1998 kurultayından sonraki ilk seçimde CHP barajın altında kalmıştı. Bugüne kadar ne değişti?