Yeni seçimlere

Yargıtay, 3 Kasım seçimlerinin kanunsuzluğunu belirledi. Temeli yasal olmayan seçimler, 'yenilenecektir'.

Yargıtay, 3 Kasım seçimlerinin kanunsuzluğunu belirledi. Temeli yasal olmayan seçimler, 'yenilenecektir'. Seçimlerin yenilenmesi gereği, Yargıtay kararı kadar açıktır.
Hemen söylenmesi gereken bir gerçek de şudur: Yeni seçimlerle oluşacak Meclis toplanıncaya kadar, bugünkü Meclis ve onun güvenoyu verdiği hükümet göreve devam edecektir. Meclis'in meşruiyeti tartışılamaz.
Ortaya çıkan kanunsuzluğun Yüksek Seçim Kurulu'nca (YSK) değerlendirilmesinin doğru olduğunu düşünenler vardır. Gerekçeleri Anayasa'nın 79'uncu maddesidir: "Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma.. görevi YSK'nındır."
Bu maddede geçen, 'seçimin başlangıcı ve bitimi' hangi günün tarihidir? Bir seçimde, yasaların belirlediği süreler içinde, yasalara uygun biçimde, yetkili kişilerce seçim kurullarına verilen itiraz ve şikâyetlerin sonuncusunun incelenip karara bağlandığı tarih, seçimin bitimidir.
Bugünkü Meclis, 10 Kasım 2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan YSK kararıyla oluşmuş ve toplanmıştır. Oy verme gününden sonra verilen itirazlar da o günlerde karara bağlanmıştır. O itirazların sonuncusunun karar tarihi, seçimin bitiş tarihidir.
Mevcut YSK'nın her kararını ilan etme alışkanlığı olsaydı, 3 Kasım seçimlerinin bitim tarihini bilecektik. YSK, kanunun açık hükmüne aykırı olarak, kararlarının hepsini yayımlamamaktadır. 3 Kasım seçimleriyle ilgili son karar tarihini ancak YSK bilmektedir. Biz bilelim ya da bilmeyelim, işte o tarihten sonra, YSK'nın Meclis'in bütünüyle ilgili karar verme görevi ve yetkisi kalmamıştır.
Seçim bittikten sonra, Meclis'in bütününün ortadan kalkması sonucunu verecek bir karar Anayasamızca da öngörülmemiştir. Seçimler bittikten sonra, TBMM dışında bir organın Meclis'in iptali sonucunu verecek bir karar ve uygulama düşünülmüş olsaydı, bu karar sonrasında yasama görevinin kime ait olduğu da Anayasa'da düzenlenirdi.
Seçimler bittikten sonra, YSK'nın seçimleri bütünüyle iptal etme yetkisini kabul ettiğimizde, demokrasiyi ve parlamenter sistemi tartışıyor oluruz. Hangi nedenle ve nasıl olursa olsun, Meclis'i fesih yetkisinin, Meclis dışındaki bir organa verilmesi demokrasilerde söz konusu değildir.
Ancak, Anayasa'nın 116'ncı maddesinin yazdığı durumlarda, (hükümetin güvenoyu alamaması ve belirli sürede kurulamaması hallerinde) Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı'na 'danışarak' seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu özel durum dışında, seçimler ancak TBMM kararıyla yenilenebilir.
AKP'den sayın Fırat, YSK'nın karar verebileceğini söyledikten hemen sonra ekliyor: "İptal kararı veremez, çünkü bu durumda kanunsuzluk var diyerek kötü niyetli kişilerin tertiplerine yol açılır!"
İşte bu tertip veya tehdit yolu açılmaması için, seçimlerin bitiminden sonra, YSK'nın Meclis'in bütünüyle ilgili karar yetkisine Anayasa ve kanunlarımızda yer verilmemiştir.
Kanunsuzluğu anlaşılmış bir seçimle oluşan Meclis'in, seçimlerin yenilenmesi kararı vermekten kaçınacağını düşünenler vardır. Seçim yolsuzlukları, ağırlığı her gün artan bir yüktür, kimse böyle bir yükü taşıyamaz. Tereddüt, iktidarda ya da muhalefette olsun, siyasal partileri zayıflatır.
Bugünden tezi yok iktidar partisi, yüzde 10 barajı kaldırarak, seçimlerin yenilenmesini Meclis'e önereceğini ilan etmeli, meşruiyet tartışmasının açılmasını önlemelidir.