Yine CHP

Siyasal hayatımızın bir zaafının da, iktidar partisinin karşısında ciddi bir muhalefet partisi bulunmayışı olduğu her gün daha çok anlaşılıyor.

Siyasal hayatımızın bir zaafının da, iktidar partisinin karşısında ciddi bir muhalefet partisi bulunmayışı olduğu her gün daha çok anlaşılıyor. Bugünkü muhalefet partisi CHP görevini, iktidar partisinin söylediklerinin tam aksini sloganlaştırarak halka yansıtmak olarak tanımlıyor. Önceki beyanlarıyla tutarlılık, siyasal gereklilik, halkın isteklerine uygunluk gibi endişeleri yok.
Son çıkış, Erdemir işletmelerinin özelleştirilmesidir. Baykal, geçen salı günü partisinin Meclis grubunda söylediklerini, Odalar Birliği Genel Kurulu'nda da tekrarladı: Özelleştirme İdaresi, elindeki yüzde 47'nin biraz altındaki Erdemir hisselerini satmamalıdır.
CHP, iktidar partilerinin kârlı Erdemir işletmelerinin yönetimindeki ağırlığının sürmesini istemektedir! Yıllardır zarar eden İzmit SEKA işletmesinin de özelleştirilmesine karşı çıkılmıştı. Anlaşılıyor ki CHP, kârlı-zararlı olduğuna bakmadan işletmelerde devlet ağırlığının devamından yanadır. İşte bu tavır CHP'ye güveni azaltıyor.
Milliyet'ten Hasan Cemal, halkın siyasal eğilimini yoklamaya devam ediyor. Bu hafta sonuna kadar süreceği anlaşılan gezinin yayımlanan bulgusu, 'AKP'nin alternatifi olmadığı'dır. 'Başkasını aramam, benim tercihim CHP'dir' diyenlerin yok denecek kadar az olduğu biliniyordu, anlaşılan şimdi ikinci dönem başlıyor; AKP'ye vermek istemeyenler de yüzlerini CHP'ye çevirmemektedirler.
Bir türlü, CHP doğru yönetime geçememektedir. Yönetimin başlangıcı, devamı, temeli, her şeyi genel başkandır. Son günlerde 2 Nisan'da toplanan Parti Meclisi'ne sunulan Merkez Yönetim Kurulu Raporu elime geçti. Büyük boy 238 sayfa kitap. Hemen her sayfasında Baykal'la karşılaşılan rapor, 'siyasal gelişmeler', 'ekonomik gelişmeler', 'sosyal gelişmeler', 'parti faaliyetleri' başlıklarıyla dört bölüme ayrılmış. 'Parti faaliyetleri' başlığında sıralananlar, siyaset anlayışlarını yansıtıyor: Yargıtay Başkanı'na ziyaret, Hak-İş Başkanı'nı kabul, il gençlik kolu başkanları toplantısı, İsmail Cem'in PASOK Kurultayı'na katılımı, Merkez Yönetim Kurulu'nun Cumhurbaşkanı'nı ziyareti, Yaşar Okuyan'ı kabul, ...
İşte değişmesi gereken, CHP'yi seçenek olmaktan çıkaran bu siyasal anlayıştır: Halkın ne söylediğini anlamaya çalışmadan, örgütün düşüncelerini bilmeden genel başkanın söyledikleriyle siyaset yapmak, onu yeter görmek.
Hasan Cemal'in gezi notlarını en çok CHP'li yöneticiler okumalı ve bu siyaset anlayışını tam tersine çevirme yolunu bulmalıdırlar.
CHP'nin yeni siyaset anlayışı geliştirmesinden umudum olmadığını birçok kez yazdım, bugün de aynı kanıdayım: Baykal yeni politika aramaz, arasa bulamaz, bulsa görmek istemez. Bir-iki yıl önce yeni politika diye ortaya atılan 'Anadolu solu' ciddi bir politik yaklaşım mıydı? Ne felsefesi, ne temeli, ne geçmişi ne de ütopyası olduğu için, bir-iki ay söylendi, geçti gitti.
Asıl aranacak olan, Baykal'dan sonra yapının değişip değişmeyeceğidir. Buraya geldiğimizde ilk önce, halkın sevgisini kazanacak bir liderin bu yapının içinden çıkma olasılığıdır. Kim, bilinen usullerle toplanıp çalışan CHP kurultayında aday olabilir? Deneyimli, onurlu, ahlak değerlerine saygılı, yetişmiş bir insan mı; yoksa her türlü karışık işlere girmiş çıkmış, partide çıkar ilişkileriyle güç kazanmış bir kişi mi? 'Birincisi' diyenlerin çoğunlukta olmasını dilerim.