Yönetim kanunları ve Anayasa

Cumhurbaşkanımız, geçen Haziran'ın 24'ünde kabul edilen İl Özel İdaresi Kanunu'nu 'bir kez daha görüşülmesi için' Meclis'e geri göndermişti.

Cumhurbaşkanımız, geçen Haziran'ın 24'ünde kabul edilen İl Özel İdaresi Kanunu'nu 'bir kez daha görüşülmesi için' Meclis'e geri göndermişti. Evvelki gün, Meclis Plan Bütçe Komisyonu, bazı maddelerini
değiştirerek kanunu kabul etmiştir. Kanun Genel Kurul'da yakında görüşülecektir.
Kanun bazı görev ve yetkileri il özel idarelerine veriyor, vali, meclis, encümen ilişkilerini düzenliyordu. AKP iktidarı, kamu yönetimini yeniden düzenlemek amacıyla, beş tasarı hazırlamış ve Meclis'ten geçirmiştir. Bunlardan Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün kaldırılmasıyla ilgili kanunlar yürürlüğe girmiştir. Diğer (Kamu yönetimi temel ilkeleri, belediyeler ve il özel idaresiyle ilgili olan) üç kanun Cumhurbaşkanı'nca iade edilmiştir.
Okuyucularım hatırlayacaklardır; bu kanunların, kamu yönetiminin yeniden yapılanması için, cesaretsiz ama doğru yönde atılmış adımlar olduğunu birçok kez yazmıştım. Eğer yürürlüğe girselerdi, reform gereği daha iyi görülecekti ve çözüme yaklaşılacaktı. İkisinin yürürlüğe girip diğer üçünün geride kalması, kanunlarımızdaki karışıklığı da artırmıştır.
Cumhurbaşkanı'nın, iade nedeni iki başlık altında toplanabilir: 1) Anayasa'ya aykırılık, 2) Kamu yararına uygun düşmeme.
Bu kanunların, merkezdeki yetkilerin kısmen de olsa yerel yönetimlere devrini öngörmeyen Anayasamıza aykırı olduğu açıktır. Çünkü Anayasamız, her şeyin merkezden denetim altında tutulması ve siyaset adamı yetkilerinin azaltılması amacıyla hazırlanmıştır; yetkilerin yerel yönetimlerine devredilmesi, bu Anayasa'nın felsefesiyle bağdaştırılamaz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın görüşüne karşın bu kanunların, kamu yararına ve devlet güvenliğine uygun düştükleri, bence Anayasa'ya aykırı oldukları kadar açıktır. Bugünkü yönetim biçimimizin devletimizin sorunlarını çözemediğini, kamu yönetiminin etkisiz ve hantal olduğunu, idarenin eskimiş yöntemlerle sürdürülmek istendiğini halkımız çok iyi bilmektedir.
Cumhurbaşkanımız İl Özel İdaresi Kanunu'nun 14 maddesini 'uygun görmeyerek' geri göndermişti. Bütçe Komisyonu'nun, bu 14 maddeden üçünü
(3, 6 ve 10'uncu maddeleri), iade gerekçesini göz önüne alarak
değiştirdiği, diğer maddelerde değişiklik yapmadığı bildirilmiştir.
Muhalefet, özünü göz ardı ederek, bazı kurallarına ve mekanizmalarına takılarak kanunlara karşı çıkmıştır. İktidar da, Anayasa'ya karşı çıkmak yerine, onun çağdışı maddelerinin kenarından geçerek bir şeyler yapmaya çalışmaktadır. Ürkek, bir yönde ileri bir adım atıp, sonra geri çekilerek, bu kanunların eksik ve zayıf kurumlarıyla bir yere varılamaz; ihtiyacımız, yönetimde temel değişimdir.
Genel Kurul'da kanun geçer ve yürürlüğe girerse, Anayasa Mahkemesi'ne takılacak ve biz, bugünkü yönetim biçimine mahkûm, yaşamaya devam edeceğiz. Biz bu eskimiş, geri, iş yapamayan, eli kolu bağlı yönetimden kurtulamayacak mıyız?
Bu mahkûmiyeti kabul ederek, çaresizlik içinde bocalayıp duracak mıyız?
Yanlız etkin yönetim için değil, devleti çözülemez sorunlarla karşı karşıya bırakmamak için de demokratik yerinden yönetimi kurabilmeliyiz. Bunun için de Anayasa'yı, tümüyle değiştirmek amacıyla, iktidar ve muhalefetiyle, en geniş katılımla ve her yerde tartışmaya başlamalıyız.