YSK, Meclis'e göndermiş!

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 4 Ekim'de sonucunu gazetecilere bir notla açıkladığı, DEHAP'la ilgili kararını düne kadar Resmi Gazete'de yayımlamadı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 4 Ekim'de sonucunu gazetecilere bir notla açıkladığı, DEHAP'la ilgili kararını düne kadar Resmi Gazete'de yayımlamadı.
Oysa, 298 sayılı kanuna göre "YSK'nın nihai kararları ile prensip kararları
Resmi Gazetede'de en kısa zamanda yayımlanır" (Madde 13). DEHAP kararı
'prensip kararı' değilse, hangi karara bu sıfat verilecektir? Neyse, konumuz YSK kararlarının yayımlanma zorunluğu değil.
Dünkü Cumhuriyet'te, eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, YSK'nın DEHAP'ın seçimlere girmesiyle ilgili işlemlerini ve kararlarını ele alan, çok yararlı makalesi yayımlanmaya başladı. Bu yazıda, YSK'nın 4 Ekim tarihli ret kararının iki gerekçesi nakledildi:
"1) Kurulumuz görevlerini ifa ederek 22'nci dönem milletvekili seçimini sonuçlandırmış, böylece seçim sürecindeki seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası işlemleri nihayet bulmuş, bundan sonra yapılacak her türlü itiraz ve şikâyet süreleri geçmiştir."
"2) Yapılan itiraz ve şikâyetler, 02.08.2002 gün ve 411 sayılı kararımızın iptaline ilişkin olup, Anayasa'nın 79/2 fıkrasında ve seçim yasalarımızda, YSK kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı başka bir mercie ve kanun yoluna başvurulamayacağının açıkça belirtilmiştir."
Yargıtay kararındaki konuyla ilgisi bulunmayan bu gerekçeler, kanunsuzluğu ortadan kaldırmıyor: Seçimlere girme yeterliliği olmayan bir parti, YSK'nın yasa dışı kararlarıyla seçime girmiş, seçim sonuçlarını geniş ölçüde etkileyen oran ve dağılımda oy almıştır.
Bu gerçeğe değinmeyen YSK önemli bir saptamada bulunuyor: 'Seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası işlemleri nihayet bulmuştur.' YSK, bir seçimle ilişkili görev süresinin başının ve sonunun olduğunu belirtmektedir. Gerçekten YSK'nın, bir seçimdeki 'görevi', seçimlerin başlamasından bitimine kadar, süresi içinde yapılan itirazlara karşı YSK'nın verdiği son kararla son bulur.
YSK'nın, itirazlar üzerine verdiği bütün kararları Resmi Gazete'de yayımlanmadığı için, 3 Kasım seçimleriyle ilgili görevinin ne zaman, hangi tarihte bittiği açık değildir. Ancak seçim sonuçları 12 Kasım'da ilan edildiğine göre, teorik olarak, YSK'nın 3 Kasım seçimleriyle ilişkili görevi, en geç 20 Kasım 2002'de bitmiş olmalıdır.
YSK, görevinin Yargıtay'ın söz konusu kararından çok önce bittiğine inanarak, 'işlemlerin nihayet bulduğunu' not etmiştir. Böylece, 29 Eylül 2003'te Yargıtay karar verdiğinde ortaya çıkan şu iki gerçeği, YSK de teyit etmiştir:
1) 3 Kasım 2002 seçimlerinde, sonuçları etkileyecek açık kanunsuzluk yapılmıştır; 2) Bu kanunsuzluk hakkında görevi bittiği için YSK karar veremez.
Ancak YSK, işin özünü açıkta bırakmıştır: YSK'nın görevi sona erdikten sonra, seçimlerde kanunsuzluk yapıldığı ortaya çıktığında kim, hangi organ karar verecektir? 'Kanunsuzluklar' hakkında değil, kanunsuzluk yapılan seçimlerle oluşmuş 'Meclis hakkında' verilecek karardır söz konusu olan!
YSK'nın bu seçimlerle ilgili görevi bittiğine göre, açık kanunsuzluk yapıldığı anlaşılan 3 Kasım seçimlerinde oluşan Meclis ortada mı kalacaktır?
Anayasamıza göre, bu kararı yine Meclis vermelidir, ama açıkça 'Bu kanunsuzluğu seçimlere kadar taşıyabilirim' ya da 'Taşıyamam, seçimleri yenileyelim' diyerek!