YSK'nın kararı

YSK'nın son kararı, sorulara cevap vermesinin ve görüş bildirmesinin sakıncalarını bir kez daha göstermiştir.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Seçimlerde milletvekili adayı olabilmek için görevlerinden ayrılması gerekenlerin istifa tarihiyle ilgili iki karar yayımladı.

6 Ocak tarihinde yayımlanan ilk karar, Kanuna göre “Adaylık için görevden çekilmesi gerekenlerin" en geç 10 Şubat günü saat 17'ye kadar amirlerine yazı ile çekilme isteklerini bildirmelerine dairdi.(*)

İkinci kararda, "Siyasi Partiler Kanunu’nun 40. maddesi uyarınca, siyasi partilerin genel merkez organlarında görev alan parti mensuplarının, bağımsız milletvekili adayı olabilmek için partilerinden istifa etmelerinin zorunlu" olduğu belirtiliyordu. (Resmi Gazete, 27.01.2015)

İkinci kararın, usul ve esas bakımından Anayasaya, seçim yasalarına ve YSK kararlarına aykırı olduğu inancımı okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

1/ 2015 seçiminin oy verme günü, Milletvekili Seçimi Kanunu'nun (22.10.2009 tarih ve 5922 sayılı Kanunla) değişik 6'ncı maddesine göre 7 Haziran 2015 tarihidir. Bu madde Anayasa'nın TBMM'nin yenileme kararı verme hakkını kaldırmamıştır. Örneğin 10 Şubat tarihinde TBMM, oy verme gününün 24 Mayıs olacağına karar verebilir. Böyle bir karar, kamu görevlilerinin istifa gününün de 18 Şubat'a ertelenmesi sonucunu doğurur. Hatırlanacağı gibi 2011 seçimi, benzer yenileme kararıyla alınmıştı.

YSK, yukarda anılan birinci ve ikinci kararında bu hususu öngörmemiş, TBMM'yi bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakmıştır.

2/YSK, "Siyasi partilerin genel merkez organlarında görev alan parti mensuplarının", bağımsız milletvekili adayı olabilmek için partilerinden istifa etmelerinin zorunlu olduğuna karar vermiştir.

Kararda dayanılan, Siyasi Partiler Kanunu'nun 40'ıncı maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Tartışmaya, madde metnini buraya yazarak başlamalıyım:

"Bir kimse, bir partiden önseçim veya merkez adaylığı yoklamasına katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve partisinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz."

Darbe öncesi anılarla 1961 sonrası kanunlarına giren bu hükmün, il ve ilçe yöneticileriyle, etkili yerel siyasetçilerin önseçimleri etkilememesini sağlamak üzere konulmuş bir maddenin devamı olarak yorumlanmasının anlaşılır tarafı yoktur.

Seçim döneminin başlamasıyla birlikte partilerin il ve ilçe yöneticilerinin görevlerinden ayrılmasıyla, genel merkez yöneticilerinin istifa nedeni çok farklı şeylerdir.

Siyasi Partiler Kanunu'nun 40'ıncı maddesine konulan hüküm, partisine başvurup, aday olamayacağını anladıktan sonra başka seçim imkanı arayan siyaset madrabazlarının adaylığını önlemek için düzenlenmiştir.

Burada zorunlu olan istifa, merkez yoklamasından sonraki bir durumu tanımlamaktadır.

Kararda ise, Milletvekili Seçimi Kanunu 18'inci maddesinde yazılı "görevden ayrılma" ile merkez yoklamasından sonraki istifa aynı hükme dayanılıyormuş gibi anlaşılmıştır.

3/ Partilerin il ve ilçe yöneticilerinin, belediye ve il genel meclisi üyelerinin aday olabilmeleri için seçimin başlangıç tarihine bağlı bir günde istifalarının zorunlu olmasının nedeni; ön seçimlerde kendileri yararına, parti, belediye ve il genel meclisi yetkilerini kullanmalarını engellemektir.

Ciddi önseçim yapılmayan günümüzde, bu hükmün gereği kalmamıştır, asıl amacının dışında kullanılmaktadır.

4/ Medya YSK kararını, genel merkez yöneticilerinin "en geç 10 Şubat 2015 Salı günü saat 17.00’ye kadar mevcut görevlerinden istifa etmeleri" gerektiği biçiminde vermiştir.

YSK kararında ise, "Siyasi partilerin genel merkez organlarında görev alan parti mensuplarının", yayınlanacak seçim takviminde bağımsız milletvekili adayları için belirtilen son başvuru günü itibariyle partilerinden istifa etmeleri gerektiğini belirtmiştir.

Oy verme günü 7 Haziran ise, seçim takviminde, bağımsız adayların son başvurma günü 6-8 Nisan günleri olarak belirlenecektir.

Medyanın, siyasi partilerin merkez yöneticilerinin istifa günü olarak YSK'nın belirlediği "bağımsız milletvekili adayları için belirtilen son başvuru günü" ile, il ve ilçe yöneticilerinin görevden ayrılmaları günü olan 10 Şubat'ı birbirinden ayırmaması, tuhaf bir yanılgıdır.

5/ YSK kuruluşundan bu yana, il seçim kurulları dışındaki kurum ve kişilerin sorularını veya görüş bildirme isteklerini cevaplandırmamış, bu yoldaki isteklere, "yasalarımıza göre, seçim kurullarının şikayet ve itirazları inceleyip kararlaştırmaları dışında, görüş bildirme görevleri yoktur" mealinde cevap verilmiştir.

Gerçekten, herhangi bir olasılık hakkında ilçe ve il seçim kurullarının veya YSK'nın, görüş bildirmeye başlamaları halinde çıkacak karışıklık, çelişki ve sonuçta kanunsuzluğun sonunun alınamayacağı açıktır. YSK'nın bu yolda yayımlanmış pek çok kararı vardır.

YSK'nın, önceki kararlarına karşıt son kararı, sorulara cevap vermenin ve görüş bildirmenin sakıncalarını bir kez daha göstermiştir.

(*) 2829 sayılı kanunun 18'inci maddesine göre, aday olmak için, görevlerinden çekilmeleri gereken kamu görevlileriyle diğer kurumlarda çalışanlar şunlardır: Hâkimler ve savcılar, Yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, Kamu kurumu ve kuruluşlarında çalışan ve işçi sayılmayan görevlileri, Belediye başkanları,Subaylar ile astsubaylar, Siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri, Belediye ve İl genel meclisi üyeleri, Kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar ile sendikalar, kamu bankaları ve bunların üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar.