Yunanistan Syriza macerasına girer mi?

Yunanistan Syriza'ya teslim olursa, huzur getirecek çözüme girilmeden, yeni seçimlerden çare aranacaktır!

Bu yazı Yunanistan’da sandıklar kapanmadan gazeteye gönderilmiş olacak; okuyanlar seçim sonuçlarını bilerek okuyacaklar. Seçim hakkında sonuçları bilmeden yazılabilecekler çoktur, ben onlardan bir kısmını ele alacağım.

Kamuoyu yoklamalarının bildirdikleri sonuç alındığında, komşumuzda neyin değiştirilmek istendiği, bana göre neyin değiştirilmesi gerektiği, seçmenin hangi tercihle oy verdiğini anlatmaya çalışacağım.

Yunanistan’da cumhurbaşkanı anayasaya göre, 300 sandalyelik Meclisteki seçimle belirlenir; bir adayın seçilebilmesi için ilk turda 200, 2 ve 3’üncü turda 180 oy alması gerekir; üçüncü oylamada hiçbir aday 180 oy almamış ise, milletvekili seçimleri yenilenir.

Yılbaşına yakın günlerde, 29 Aralık’taki cumhurbaşkanı seçiminin son turuna, iktidardaki parti Yeni Demokrasi Partisi (ND) adayı Stavros Dimas tek aday olarak katıldı, aldığı oy 168’de kaldı ve 132 milletvekili de çekimser oy kullandı. Bu durumda, Anayasa’nın 10 gün içinde Meclisin feshedilmesi ve erken seçime gidilmesi hükmüne göre, seçimin 25 Ocak’ta yapılması kararlaştırıldı.

Cumhurbaşkanı seçemeyecek bu meclis yapısı, 2004 sonrasında başlayan tıkanmanın devamında, 2012 seçimlerinde oluşmuştu.

Bu oluşumu hatırlatayım: 12 milyona yakın nüfuslu Yunanistan’da kişi başına düşen milli gelir, bizimkinin iki katından fazla, 26 bin dolardır. On yıl önceleri başlayan ekonomik krizden sonra, Avrupa Birliği bazı reformların yapılması koşuluyla kriz başlarındaki bir iki yılda Yunanistan’ın 250 milyar dolardan fazla borcunu silmişti.

Birçok kez ertelenen borcu ödeme planına bağlama görüşmeleri son kez seçim sonrasına bırakıldı.

Kriz, 2004-09 arasında başbakanlık yapan ND partisi lideri Kostas Karamanlis döneminde başlamıştı. 2009’da seçimini muhalefetteki Pasok kazandı; meclisin yapısı krize çare bulamıyordu, Başbakan Yorgo Papandreu iki yıl dayanabildi.

Bu siyasal koşullar, dışarıdan başbakan arama yolunu açtı, başbakan ve hükümeti Kasım 2011’de istifa ederek, Avrupa Birliği Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Lukas Papadimos kriz yönetiminin başına geçti.

Bazı teklifleri kabul edilmeyen Papadimos 6 ay sonra, seçimler arefesinde başbakanlığı Yüce Divan Başkanı Panagiotis Pikrammenos’a devretti.

Haziran 2012’de yapılan seçimde, ND lideri Antonis Samaras yüzde 29 oyla seçimleri önde bitirdi ve birinci partinin aldığı 50 milletvekiliyle Başbakan oldu.

Son günlerdeki araştırmalarda bile yüzde 14 kararsız bulunduğuna işaret eden araştırma kurumları, Aleksis Tsipras liderliğindeki radikal sol Syriza Partisi’nin yüzde 35 oy alacağını, Syriza’yı, şimdiki Başbakan Antonis Samaras liderliğindeki merkez sağ parti Yeni Demokrasi (ND) Partisi’nin yüzde 30 civarında oyla izleyeceğini açıklamışlardır.

Ayrıca, merkez soldaki Patomi, sosyal demokrat Pasok, Demokratik Sosyalist Kinima, Yunan Komünist ve Anel partilerinin, baraj sınırı olan yüzde 3’ün üzerinde oy alacakları; seçime katılan demokratik sol Dimar ve yeşiller Prasinoi partilerinin barajın altında kalacağı söylenmektedir.

Seçmenin içinde bulunduğu durumu anlatmak için şunları da yazmalıyım: Genel işsizlik oranı yüzde 25, gençlerde yüzde 50’dir; ülkenin borcu milli gelirin neredeyse iki katıdır.

Syriza partisinin açıklanan programında, borçların silinmesi, bedava elektrik, ödenemeyecek banka borçlarının silinmesi, asgari ücretin arttırılması gibi hususlar vardır ama ekonominin yapısını değiştirecek bir reform önerisi yoktur.

Bu vaadlerin sahibi, dün oy verdikten sonra gazetecilere, “kemer sıkma değil, demokrasi, dayanışma ve işbirliği gelecektir” demiştir! Yunanistanda çalışma süresinin düşüklüğünü hatırlamayan Aleksis Tsipras’ın program ve sözlerinde turizm karşısında sanayinin payını yükseltme de yoktur.

Özetlemeye çalıştığım koşullarda araştırmacıların söylediği eğilimle sandık başına giden Yunan seçmeni, Syriza lideri Aleksis Tsipras’a iktidarı teslim ederse, sonuç bellidir; yeni bir maceraya girilecektir.

Yunan seçmeninin uzun demokrasi ve seçim deneyimi vardır; 2004’ten sonra yaşananların seçmene “macera” yolunu gösterdiğini sanmıyorum.

Seçimler Syriza’ya Yunanistan’ı teslim ederse, hükümet kurulsa da kısa süre sonrasında huzur getirecek çözüme girilmeden, yeni seçimler çare gibi görülecektir.

Tıkanan siyaset, istikrarsız siyaseti getirir! Tıkanan siyaseti açacak çözüm, hayalle değil başınızı iki eliniz arasına alıp, ekonominin ve evrensel hukukun soğuk kurallarıyla düşünerek bulunur.