Zeynep Gürel kopmuş

Dünkü Radikal'de CHP Milletvekili Zeynep Damla Gürel'in '3 Ekim'in tarihi önemi' başlıklı yazısını, siyasal hayatımızdaki bir rahatsızlığın bulgusu olarak değerlendirdim!

Dünkü Radikal'de CHP Milletvekili Zeynep Damla Gürel'in '3 Ekim'in tarihi önemi' başlıklı yazısını, siyasal hayatımızdaki bir rahatsızlığın bulgusu olarak değerlendirdim!
AB'de görüşmelerin başlaması kararını, 'dönüm noktası' olarak gördüğünü, Türkiye-AB ilişkilerinde CHP'nin büyük katkıları olabileceğini ve müzakere sürecinde aktif rol üstlenmesi için hazırlık yapması gerektiğini yazan Gürel, gerçekleştirilen reformların Türkiye'yi nasıl değiştirdiğinin aktarılmasında partisinin rol üstlenmesini öneriyor.
CHP Genel Başkanı, milletvekili Damla Gürel'e 3 Ekim'in, 17 Aralık'ın gerisindeki bir belgenin tarihi olduğunu anlatamamış!
Lider ile milletvekili arasında görüş farklılığı nasıl oluşur ve sürer?
Ülkemizde bunun başlıca iki nedeni vardır: Biri parti içinde demokrasi ilke ve anlayışının olmaması; diğeri de, politikaları genel başkanın kimseye sormadan, ayaküstünde söylemesidir!
Bir siyasal partide bunlardan herhangi biri varsa, o partide siyasal konularda düşünen milletvekilleri ve örgüt yöneticilerinin, genel başkanlarının söylediklerini anlamaları ve içtenlikle kabul etmeleri beklenemez. CHP'de her ikisi de vardır; CHP'de örgüt, üyeler ve organlar arasındaki ilişkilerde demokratik kurallar uygulanmamaktadır, aynı zamanda politikaları kendi başına genel başkan 'söylemektedir'!
'Söylemek' fiilini kullanmamın nedeni şudur: Benim görebildiğim, CHP Genel Başkanı'nın yöntemi, kendi başına da olsa düşünüp taşınarak politika 'belirlemek' değildir; konuşurken düşünüp, o anda aklına geleni 'söylemek'tir.
Kararların demokratik kurallar içinde oluşmadığı partilerde, 'genel başkanın söylediğinin' karşısına geçilemez, çünkü üyelerin örgütte bir göreve seçilmesi veya milletvekili adayı olması genel başkanın karşı çıkmamasına bağlıdır.
Liderinin 'söylediklerinden' farklı olan görüşlerini yayımlaması, Damla Gürel'in seçimlerde milletvekili seçilme isteğinden vazgeçtiğini ve partiden koptuğunu gösterir.
Uzun süredir birçok kişi, CHP'nin somut politikalarının bulunmadığından, varsa da halkın bunları bilmediğinden yakınmaktadır. Politika çarşı pazardan satın alınmaz, üretilir. Kim nasıl üretecek?
Her gün, genel politikaları lider 'söylüyor' ve kamuoyuna ilan ediyorsa, milletvekilleri, örgüt ve üyeler politika tartışamaz; ya genel başkanlarını alkışlar ya da susar! Susmayanlar, partisiyle gönül bağı kopmuş olanlardır.
Daha yeni yayımlanan iki yönetmeliği örnek vererek, görüşümü daha iyi anlatabileceğimi sanıyorum: İktidarın temel siyasal tercihlerinin ürünü olan, 'Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik' ve 'Belediye Meclisleri Çalışma Yönetmeliği' başlıklı bu belgeler hakkında CHP'nin görüşünü duydunuz mu? Ya da, bu hafta Meclis'te görüşülmekte olan kanun tasarıları hakkında CHP'nin politikalarını biliyor musunuz?
CHP'nin AB politikası genel başkanın dilinde oluşmamalı; dün Gürel'in yazdıkları, çok önceleri, grupta AB politikaları tartışılırken söylenmeli ve partinin bütününün sahip çıkacağı bir politika parti organlarında 'belirlenmeliydi'!
Uluslararası bir anlaşmanın kendilerine sorulmadan müzakere edildiğini söyleyen Baykal, partisinin AB politikasını hiçbir organda görüşülmeden, canlı yayında ve grup kürsüsünde söyleyebilmiştir.