scorecardresearch.com

Temiz Seçim Platformu, amaç nedir?

Kanunsuz işlemlere itiraz edilir; kanıtsız iddialar ortaya atılmaz. Güven yok edilmek mi isteniyor!

Seçimlerde dürüstlük ve şeffaflığın sağlanmasına yardımcı olmak amacıyla kurulan Temiz Seçim Platformu’nun (TSP) açıklaması, dünkü gazetelerde yayımlandı.

Seçimlerde dürüstlük ve şeffaflık sağlanması için platform veya dernek kurmak, bu yolda çalışmak demokrasimiz ve toplum barışımız için yararlı ve gereklidir; ancak karşılaştığımız girişim, hayal kırıcı ve üzüntü vericidir.

TSP’liler arasında, Sayın Hikmet Sami Türk’ü görünce üzüldüm. Onun, TSP’nin amaç ve hedeflerinin söyleneceğini sanarak o fotoğrafta bulunduğuna inanmak istiyorum. Sayın Türk bu işi gerçekten iyi bilen ve dikkatli konuşan bir kişidir; açık maddi hatalara ve dedikoduya dayanan iddialara haklılık kazandıracak birlikteliklere omuz vermez.
İktidarın yanlış değerlendirmeleriyle katılaşmış kutuplaşmadan da yararlanarak, ülkemizde büyük emeklerle kurulmuş seçim nizamı, güvensizlik ortamına dönüştürülmek mi isteniyor acaba? Bu hevesin bir adım bile atamaması için sade yurttaşlar da söylenenlerin karşısında durmalıdır.

Her bir TSP iddiasını yazıp karşı düşüncemi yazacağım:
1/ TSP iddiası: Seçmen kütüğüne 2007 ve 2009 seçimleri arasında sandık seçmen listelerine 7 milyon 694 bin 809 seçmen eklendi.
2007 seçimlerinde kullanılan seçmen kütükleri, eski usulle düzenlenmiş ve güncelleştirilmiş kütüklerdir. O günkü koşullar altında hazırlanan ve kesinleşen kütüklerde yazılı seçmen sayısı 42 milyon 800 bindir. Eğer bu sayı, yani 2007’de kullanılan kütükler doğruysa nüfusumuz 63 milyon 640 bin olmalıydı. Oysa TÜİK projeksiyonuna göre 73 milyon 870 bindi. TÜİK’in söylediği nüfus doğru olsaydı, doğru seçmen listesinde 50 milyon 500 bin mertebesinde kişi yazılı olurdu; oysa yazılı seçmen 42 milyon 800 bindi. Yani, 2007 seçimlerinde kullanılan seçmen ve nüfus sayılarıyla hesap yapılamazdı.

2009 seçimlerindeki seçmen kütükleri ADNKS’den türetilmiştir. Seçmen sayısı 48 milyon 50 bindir. 2007 kütüğünü doğru kabul eden
TSP, “20 ayda seçmen kütüğü 7 milyon artar mı?” diyor.

2009 sayıları, beş yıldan beri uygulanmakta ve tutarlı sonuçlar vermekte olan ADNKS bulgularıdır; bana göre de ufak tefek hataları vardır, ancak sistem giderek kendini düzeltmektedir.

Nüfusun 18 ve üstü yaş grubundakiler ile seçmen kütüğündekiler arasında bir farklılık olması tabiidir, ancak bu sayı 500 binden az olmalıdır.
Aşağıdaki tabloda bu farkın da azaldığı görülmektedir.


2/ TSP iddiası: 2007’den beri, seçimin dürüstlüğüne ve şeffaflığına ilişkin birçok olumsuzluk  yaşandı.
Seçim işlemlerinden benim de şikâyetlerim olmuştur; bunları da yazmaya çalışıyorum. Fakat TSP’yi anlamak olası değil; kuşku duyulan, şeffaf ve dürüst olmayan işlemlere itiraz edildi de tutanağa mı geçirilmedi veya üst kurul da kabul etmedi mi veya itirazlar zorla mı önlendi? Nedir 2007’de başlayan kanun dışılıklar? Bir örnek bile söylenmeden, bir memleketin 60 yılda kazandığı seçim güvenliği değerine hücum edilir mi?

2007 ve 2011’de, sandık tutanaklarının, ilçe seçim kurullarında birleştirme tutanağına geçirilirken farklı yazıldığı iddia edildi. Bunlardan biri İzmir Karşıyaka ilçesinde idi ve bana telefonda yakınan, 19 sandık birleştirme tutanağının yanlış geçirildiğini söylüyordu. Ben de, bana bu sandıkların numaralarını ve iki partinin sandıktaki oy sayısını bildir dedim. İddiayı Radikal’de yazdım. Bir-iki sandık numarası geldi, YSK internet sayfasındaki tutanaklarla karşılaştırdım, aynıydı.

3/ TSP iddiası: Kayıtları seçmen kütüğünden bilgisi dışında silinen seçmen sayısı yüz binler düzeyindedir.
Seçmen kütüklerinin ADNKS’dan yararlanılarak çıkarılması kararına yazılarım ve çabalarımla ilk karşı çıkan benim. Sistemin ilk uygulama yılıydı, örnekler topladım, zamanın başbakan yardımcısı Cemil Çiçek’e gittim, meşgul olacağını söyledi, ayrıca beni YSK başkanıyla konuşturdu; ona da anlattım.

TSP’nin söylediği yasa yeterli değildir, sakıncayı ortadan kaldırmıyor, ama haberi olmadan seçmen kütüğünden yüz binlerce kişinin silindiği sözünün uluorta söylenmesi de doğru değildir, büyük haksızlıktır. Kimin ismi hangi listeden silinmiş de seçim kurulları itirazı kabul etmemiş? Bu soruya cevap vermek gerekir, uluorta konuşmak değil.

4/ TSP iddiası: Parmak boyasının kaldırılması mükerrer oya olanak sağlamıştır. Mükerrer oy vermek suçtur; bunun örneğini bulup itiraz edilmeden kimse suçlanamaz. Partiler ne güne duruyor? Seçmen kütükleri partilere veriliyor, takip edip mükerrer yazım ve oy vermeyi bulsun ve itiraz etsinler. Ben yapılan itiraz duymadım.

5/ TSP iddiası: Suriyeli göçmenlere (iltica edenler de kapsanıyor), seçmen olmayanlara, ölülere, yurtdışından olanlara, üretilen hayali seçmenlere oy kullandırtılacağı endişesi kamuoyunda yaygındır.
Yurtdışındaki vatandaşlara, bulundukları yerde oy verme meselesi 1995’ten beri yanlış bir düşünceyle genişletilmektedir. Kanunda yapılan son değişikliklerin ilk uygulaması önümüzdeki seçimlerde görülecektir. Seçim güvenliği için önemli bir zayıflık yaratılmıştır.
Bunun dışındaki iddialar, muhalefet partilerinin zayıflığını ve iktidarın oy dalaveresi yapabilirliğini kabule dayanır. İkisi de kabul edilemez.

6/ TSP iddiası: TÜİK, 2012 yılsonu ülke nüfusunu 74 milyon 724 bin 269 olarak açıklarken güvenilir akademik kaynaklar 81 milyondan fazla olduğunu bildirmektedir. TÜİK’in açıklamış olduğu nüfus 2012 değil, 31 Aralık 2011 nüfusudur. 2012 nüfusu, 75 milyon 627 bin 384 kişidir.

TSP’nin diğer iddiaları da, bu örnekteki gibi, ufak bir zahmetle doğrusu görülebilecek hatalardır.

7/ TSP iddiası: Seçimlere güven azaldı.

Niçin? Benim hiç azalmadı, YSK ile de halkla da hiçbir sorunum yok! Kanunsuz işlemleri seçim kurulları mı yapıyor yoksa partiler mi? Kanunsuz işlemlere itiraz edilir; yıllar sonra halkı aldatmak için birtakım genel, dayanaksız, kanıtsız iddialar ortaya atılmaz, seçim hukukunun kuralları vardır. Bu kurallar zamanında işletildi de sonuç mu alınmadı? Güven azalmadı, güven yok edilmek isteniyor!
Eğer bu değilse, ne yapılmak istendiğini, Sayın Hikmet Sami Türk, lütfedip açıklasın!

http://www.radikal.com.tr/114435611443568

YORUMLAR
(8 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Ölülerin oy kullanması iddiası - turq_82

Fethullah Gülen'in 12 Eylül referandumu öncesi yaptığı açıklama : "İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da, ben zannediyorum ruhları koşar da." Kendini siyaset üstü gösteren cemaatin liderinin şu açıklamasını biri bana açıklayabilir mi?

ugur-timsah - muratcelik123

Türkiyede oldum olsası hep "muhafazakarların" vesayeti vardı. Asker hep muhafazakarların çıkarlarını kollamak için darbe yaptı. Zorunlu din dersi, imam-hatipler, tarikatların holdingleşmesi hep 12 eylülden sonra olmuştur. Kenan Evren değil miydi gençler anarşist olacağına dindar olsun diyen ve solu ezen? Fethullah Gülen Kenan evreni sağol paşam sen olmasan din elden giderdi diye tebrik etmedi mi? Birtek altmış darbesi kemalist-sol ittifakıyla yapılmıştır. Ondada zaten bu toprakların görüp görebileceği en "demokratik" anayasa hazırlanmıştır...

ugur_timsah - muratcelik123

Matkar Esayan Erdoğan camdan atla dese camdan atlar. Maalesef durumu bu kadar vahim. Bu arada nefretten bahsetmişsin. Tayyip Erdoğanın gezi eylemcilerine neler dediğinden bahsediyorsun herhalde. En hafifi çapulcuydu. Halkın bir kesimine sürekli hakaret eden nefret kusan bir başbakanımız yok mu? Bu lafların en hafifi çapulcu en komiği ise kemirgendi. Daha önceki örneklerden bahsetmeyeceğim bile. Kürtlere. ermenilerei, alevilere, zerüştlere, solculara, alevilere, laiklere nefret kusmak konusunda kimse Erdoğanla boy ölçüşemez herhalde. 1920-2000 vesayet sistemi demişsin. Buda "komik" bir tanımlama. Varsayalım 1920-2000 arasında vesayet sistemi vardı. Daha öncesinde ne vardı? Yada ittihatçılardan önce ne vardı? Demokratik bir sistem mi vardı? Padişah vardı. Bugün oy kullanabiliyorsan bu bile ittihatçı-kemalist çizginin eseridir. Yani o kadar saçmaki eleştirilerin padişahı deviren, meclisi kuran, vatandaşa oy hakkı veren ittihatçı-kemalist çizgi değil mi?

Yenilgiye peşinen kılıf - ugur_timsah

Dün Markar Esayan' ın harika yazısında tespit ettiği gibi bu ülkede yobazlık vardır ve bu yobazlığı kemalist-ulusalcılar yapmaktadır. Militam mantıkla Türkiye'yi 1930'lara götürmek isteyecek kadar yobazlaşmış bu kitle, seçim yoluyla iktidara Türkiye tarihi boyunca asla gelemediği için, demokrasinin altını oymak, sandığı şaibeli göstermek için her türlü yalana başvurmaktadır.Demografik olarak da dindar kesime ve nefret ettikleri Kürtlere göre hiç artış gösteremediklerinden ne kadar anti-demokratik yol varsa uygulamaktadırlar. Taha bey' in soruları çok yerindedir. Varsa deliliniz çıkın tartışın kamuoyunda ama amaç bu olmadığı için sadece tek taraflı kara propoganda yapılıyor. Sandık da olsa sokakta olsa her zaman yenilgiye mahkumsunuz, artık halkın eğitimsiz, cahil olduğu 1920 - 2000 arası gibi manipülasyonlarlar, vesayetlerle bu ülkede tahakküm kuramazsınız.

Kanıtsız iddialar ortaya atılmaz - muratcelik123

En çok bu kısmına güldüm :) Bu ülke "kanıtsız iddia" cenneti değil mi? KCK, Ergenekon, Balyoz, Oda TV vs.vs. kanıtsız iddialarla insanları içeri atmadılar mı? Kaldıki ÖSYMde şifre olduğu kanıtlandıda ne oldu? AK partide kilit isimlere ulaşan Deniz Feneri yolsuzluğu kanıtlandıda ne oldu? Erdoğanın işadamlarını tehdit ettiği, medyayı susturmaya çalıştığı kanıtlandıda ne oldu? Polisin protestocuya kurşun sıktığı kanıtlandıda ne oldu? Hiçbirşey olmadı. Yazar merak buyurmasın Ak partinin seçimlerde hile yaptığı kanıtlansa gene birşey olmaz. O yüzden korkmasın. Bıraksında insanların seçime güven artsın. Nüfus sayımı ve seçmen listeleri "şeffaf" bir şekilde yeniden oluşturulsun. Ben sayın yazar gibi AK partiye kefil olamam...

güven yok olalı çok oldu - cikaroatgozlugunu

Seçmenin seçim sistemine sonsuz güveni olduğunu iddia etmek çok saçma. Son yerel seçimlerdeki elektrik kesintilerini ve elektrik geri gelir gelmez onbinler bazında yükselen AKP oyunu ben bizzat yaşadım. Seçim sonrasında çuval çuval ortalıkta bulunan muhalefet partisine verilmiş oyların pusulalarının fotoğraflarını tüm millet gördü. Seçmene sandık kapısında AKP işaretli oy pusulasını verip kendisine verilen boş oy pusulasını getirmesini isteyen köy muhtarlarının öyküsünü her yerde okuduk. Mahalleden yeterli oy çıkmazsa sadaka gibi dağıtılan yardımların kesileceğini ilan eden malum provokasyon kralı belediye başkanını hepimiz tanıyoruz. Hangi güvenden bahsediyorsunuz? Gezi parkına cevap olarak demokrasi sandıktan ibarettir diyen, sürekli sandığa işaret eden vicdansız, 5 vatandaşının katili hükümete nasıl güvenelim şimdi biz? Güven lafla değil, eylemle kazanılır.

Yazar neden Ak partiye "kefil" oluyor? - muratcelik123

Fethullah Gülen "ölülerinize" bile oy kullandırın dememiş miydi? Bunun anlamı ne? Kaldıki ergenekon ve Balyoz davasında sahte delil üreten bir iktidar partisinden bahsediyoruz. Yazar "kanıtlayın" diyor. Hayret ediyorum. Neden tam seçim öncesi seçmen sayısı meçhul bir şekilde artıverdi? Nüfus sayımı ve seçmen listeleri tüm siyasi partilerin katılımıyla "şeffaf" bir şekilde yeniden oluşturulmalı. Hiçbirşey çıkmasa bile şaibe kalkar ortadan. İnsanların seçime güveni artar. Kaldıki madem yazar Ak partinin "dalavere" yapmadığından "kefil" olacak kadar emin neden bundan korkuyor? Ben hiçbirşeyden emin değilim artık bu ülkede...