28 Şubat'la 'dramatik' hesaplaşma: 'Ötesiz İnsanlar'

'Ötesiz İnsanlar', STV dizilerinin genelde düştüğü hatalara düşmezse yakın dönem tarihinde yaşanmış bir sorunla hesaplaş-maya tüm toplumu davet edebilir. Yapmazsa, bir 'öç ayini' olmaktan öteye gitmez.
28 Şubat'la 'dramatik' hesaplaşma: 'Ötesiz İnsanlar'

Samanyolu TV’de yeni başlayan ‘Ötesiz İnsanlar’ 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin ‘başına gelenleri’ dramatize eden bir dizi. ‘İkna odaları’ndan intikam dizisi de denilebilir.

STV’nin çoğu dizisi doğrudan iç ve dış politik göndermelerle ayırt edilen yapımlar. Bu bakımdan bir istisna belki ‘Küçük Gelin’… O, içeriğinde öncelikli olarak sosyolojik duyarlılık barındırdığı söylenebilecek bir dizi. Diğerleri, ‘Şefkat Tepe’den ‘Ekip 1’e, çoktan bitmiş ‘Osmanlı’da Derin Devlet’ten yeni başlamış ‘Hıyanet Sarmalı’na kadar, aralarında farklar olsa da milliyetçi-muhafazakârlık, diğer deyişle ‘Türk-İslâm Sentezi’ fikriyatında buluşan ‘hardcore’ politik-ideolojik diziler. (‘Hıyanet Sarmalı’nın alttan alta bir dönemki askeri vesayet sorgulamasına yönelik motivasyonuyla daha da ayırt edilmesi gerekiyor ki onu ayrı bir yazıda ele alacağız.) 

Bir de ‘İki Dünya Arasında’ var tabii. Onda da bu coğrafyanın Batıcı-laik ve gelenekçi-dindar olmak üzere iki ay(kı)rı kültürel yörüngede seyreden kimlik çatışmasına ikinciden yana kararlıca ağırlık konularak yol alınıyor. Yukarıda sıralananlar kadar sert ve ‘maskülinist’ (‘erkeklik’ yüceltmesi yapan) içeriği olmamakla, bu anlamda kadın seyirci kitlesini gözetmekle birlikte o da ideolojik motivasyonu yüksek bir dizi…

Şimdi bu seçeneklerin arasına ‘Ötesiz İnsanlar’ katıldı. İçerik, kadın izleyiciyi ekrana çekecektir. Ama genelde 28 Şubat sürecinin işlenecek oluşu nedeniyle sanırım hemen her kesimden, kadınlı-erkekli izleyiciye hitap etme potansiyeli mevcut.

STV’nin dizilerinde en büyük sorun, karakterlerin alabildiğine kategorik, statik ve steril (geçişsiz) sunulması… İyiler, alabildiğine iyi; kötüler, köküne kadar kötü. Oysaki ‘dram endüstrisi’ böyle net bir ‘ikili karşıtlık’ içinde sunulan karakter yapılandırmalarını çoktan tüketti. Bunlar çok çocuksu kaçıyor artık. İzleyende sürpriz arayışına yer bırakmıyor. Ve inanın bu, STV’nin izlerkitlesi açısından bile bir sorun! Bu dizileri izleyen bir vatandaşla sohbetimizi hatırlıyorum. Diğer kanallardaki dizileri ‘ahlaki’ nedenlerle çoluk-çocuk izleyememekten yakınmış, o yüzden STV’dekileri tercih ettiğini söyleyip “Ama” diyerek de eklemişti: “Bunlarda da en baştan Allah kimi çarpacak, hemen belli oluyor!..” 

Yani biraz ‘kötü’ sayılanın içindeki ‘bastırılmış iyi’ye sondaj yapmak; ya da ‘iyi’de belirebilecek ‘kötülüğe meyl’e kamerayı odaklamak lâzım… Ki böylece ‘gri’ alanda kalan en gerçek insanlık halimize ulaşılabilsin. Ve de salt propagandist olmanın ötesine geçilebilsin. 

‘Ötesiz İnsanlar’ bunu yapabilirse, evet, yakın dönem tarihinde yaşanmış bir sorunla hesaplaşmaya tüm toplumu davet edebilir. Yapmazsa, bir ‘öç ayini’ olmaktan öteye gitmez.

Dizinin adı da düşündürücü. Tanıtım fragmanlarında ve jenerikte ‘Ötesiz’in ‘t’si tesettür yüzünden ‘damgalanmışlık’ gibi sunuluyor. Bundan hareketle ‘Ötesiz İnsanlar’, inançları nedeniyle geleceği elinden alınmış olanları işaret ediyor diye düşünmek mümkün. Ama bu geleceği onlardan alanlara yönelik bir dinî ‘temenni’nin dışa vurumu olarak da yorumlanıp okunabilir; ‘ötesiz’, yani ‘öteler âlemi’nde yeri olmayanlar anlamında!..

Hangisidir dersiniz?!