'Amirim' kendini ezdirmedi, 'Reaksiyon' bitti!

'Reaksiyon', 'halka inemedi', ne kadar 'hardcore' olmaya çalışsa da özellikle total izleyici açısından yeterince 'harbî', 'delikanlı' ve de 'kavruk' olamadı
'Amirim' kendini ezdirmedi, 'Reaksiyon' bitti!

Artık dizi sürümü kadar ‘dizi dökümü’ de yazı repertuvarımızın bir parçası. Öyle ki yayına giren dizi yazmakla yayından kaldırılan dizi yazmak at başı gider oldu! Neredeyse bazı dizilere hoş geldin diyemeden güle güle yazısı kaleme almak durumunda kalıyoruz.

‘2014 dizi-dökümü’nün en çok üzerinde durulması gereken yapımlarından biri de ‘Reaksiyon’… İlk yayına girdiğinde “Yeni Türkiye’nin derin devleti için bir kurgusal resmigeçit” olarak tanımladığımız STAR dizisi 13’üncü bölümüyle ekrana veda ediyor.

Kurgu, senaryo ve oyuncu kalitesi ortada olan dizinin seyirci ilgisine mazhar olamaması nasıl değerlendirilmeli?.. Siyaseten nerede durduğunuza bağlı olarak hayra da şerre de yorulabilecek bir durum söz konusu. Şu malûm MİT krizini iktidar yanlısı (ve ‘Cemaat’ karşıtı) bir pozisyondan kurcalayıp kurgulayarak yola koyulan dizi, kendisine seçim meydanlarındaki sonuçla uyarlı ölçüde seyirci devşirip reyting çıkaramadı. Demek ki hayatın içinde verilen oyların hayalin içinde karşılığı yok! Bu bakımdan gün, ‘Şefkat Tepe/Sungurlar’ın günüdür de denilebilir.

Geçen sene yolsuzluk operasyonları ve seçimlerle sarmalana sarmalana akan siyasi çatışma sürecinde STV dizisi ‘Şefkat Tepe’ (artık ‘Sungurlar’) iktidarı ve yandaşlarını çok rahatsız eden atraksiyon ve aplikasyonlarla karşımıza gelmişti. ‘Şefkat Tepe’nin gayet doğrudan bir hükümet karşıtlığına soyunması ve bunun reyting karşılığının da olması bayağı rahatsızlık yarattı ve tartışıldı.

Hiç kuşkusuz ‘Kurtlar Vadisi’ bunu dengeleme yolunda iktidarın elinin altındaydı. Fakat ‘Reaksiyon’, daha da doğrudan ve neredeyse belgesel-drama cinsinden bir içerikle popüler kültürün politikleştirilmesinde doz artırımı olarak belirdi.

Dizinin hem en büyük, hem de en şaşırtıcı kozu Erdal Beşikçioğlu idi. Anti-statükocu bir anti-kahraman ‘Behzat Ç.’ olarak seyir dünyamızda kültleşen oyuncu, bu defa bir ‘arka başrol’de, eski derin devletin bir numaralı adamı ve artık bir anti-kahraman değil ‘antagonistik’ bir (kötü) karakter olarak karşımızdaydı. Tabii yine müthiş bir performansla…

Ama olmadı işte. ‘Behzat Amirim’, kendisini ‘Reaksiyon’un ‘Dayı’sı Yavuz Arslan’a yedirmedi!..

Kültleşme iyi ama galiba başa da belâ… Seyirci gözünde bir rolle alabildiğine özdeşleşen oyuncunun öyle çabucak bir başka rolde çok büyük ilgi toplaması kolay olmuyor. Üstelik sinemadan farklı şekilde dizi film akışı çok daha ‘seri’, etkisi de uzun erimli olduğu için seyircinin algı ve imgelem dünyasında bazen eskiden yeniye geçişte bir ‘benimseme’ sorunu doğabiliyor.

Bir karşılaştırma için Necati Şaşmaz’ı düşünün! ‘Polat Alemdar’ olarak 13’üncü yıla yol alıyor. Bu noktadan sonra bir başka projede etkin bir izlenme şansı yakalamasına imkân var mı? Ne yaparsa yapsın, ‘Polat Alemdar’ın hayaleti üzerinde olacaktır.

İşte üç sezon sürmüş ‘Behzat Ç.’nin hayaleti de belli ki daha bir süre Erdal Beşikçioğlu’nun üzerinde olacak. Belki o yüzden biraz uzaklaşmak ve imajını mazi kılmak için dinlenmek zorunda.

Tabii dizinin tutmama nedeni doğrudan Erdal’la, daha doğrusu ‘Behzat Ç.’ faktörü ile açıklanamaz. ‘Yeni derin devlet’ üzerine bu iddialı kurmacanın içeriksel olarak müttefik ve mutabık olduğu ‘Kurtlar Vadisi’ karşısında da, muhalif ve muarız olduğu ‘Şefkat Tepe/Sungurlar’ karşısında da aradığını bulamamasının başka nedenleri düşünülmeli.

Bu bakımdan öne sürülebilecek bir etken, özellikle ‘Kurtlar Vadisi’ ile karşılaştırıldığında daha elit, didaktik ve ‘bürokratik’ bir akışın söz konusu olması… Yani ‘Reaksiyon’, ‘halka inemedi’, ne kadar ‘hardcore’ olmaya çalışsa da özellikle total izleyici açısından yeterince ‘harbî’, ‘delikanlı’ ve de ‘kavruk’ olamadı izlenimine sahibim. Kadın başrollerin fazla ‘çıtkırıldım’ olduğuna da en başta, dizi yayına girdiğinde değinmiştim. Bir de bu tür dizilerde kadın kontenjanını ‘şeytan’ sureti üretmeyi de ihmal etmeden kullanmak gerekiyor! Alıcı kitle belli çünkü… Bu da eksikti ‘Reaksiyon’da.

Ne demiştik ‘Reaksiyon’a karşılama yaptığımız o ilk yazının sonunda: “Bakalım ‘Amirim’in âhını çıkarmak ‘Polat Alemdar’a mı nasip olacak, göreceğiz…”

Vallahi, olmadı diyemeyiz!..