Babalık halleri: 'Poyraz Karayel'

Kanal D'de ekrana gelen 'Poyraz Karayel', 'babalık' betimlemeleri barındıran bir dizi. Dizideki üç 'baba' karakteri ve onların çocukları ile ilişkileri, hikâye akışına temel dayanak oluşturan bir 'sacayağı' sayılabilir. Dizi, başkarakteri Poyraz şekillendirilirken önemli bir esin kaynağı olduğu düşünülebilecek Oğuz Atay'ın 'Tehlikeli Oyunlar'ına göndermelerle edebi-estetik bir çeşni de kazanıyor.
Babalık halleri: 'Poyraz Karayel'

Babalık, bir erkeğin ‘erkeklik’le ‘insanlık’ arasında sıkıştığı bir pozisyondur. Diğer deyişle, şiddetle şefkat arasında en çok sıkıştığı pozisyon…

Biyolojik temelli kullanımının ötesinde ‘baba’ atfının kültürel kullanımlarına baktığımızda da böylesi bir sıkışmaya yol açan ikilik ya da ikilem, yer yer kategorik ayrışmaya da uğratılmış olarak kendisini açığa vurur. Gaddarlıklarından dolayı isimleri geçtiğinde bile dost-düşman herkesin içini ürperten mafya liderleri ‘Baba’dır. Ama bazı erkekler için de ‘Baba Adam’ nitelemesini şiddete olmaktan çok şefkate referansla kullanırız. Biraz da bununla bağlantılı olarak, okudukları şarkılar hüzünlere, acılara, ıstıraplara hem tercüman, hem de ilaç olan ünlü isimler de özellikle kimsesizlere, çaresizlere ve gariplere ‘baba’dır; ‘Orhan Baba’, ‘Müslüm Baba’, ‘Ferdi Baba’ gibi…

Baba, hem merhamet eden (‘Rahman’), hem de kahredendir (‘Kahhar’). Baba, hem bağışlayan, hem gazap saçandır. Hem sığınılacak bir liman, hem de korkunç bir fırtınadır.

Kanal D’de ekrana gelen ‘Poyraz Karayel’, yukarıdakileri düşünmeye teşvik edecek mahiyette içerisinde babalık betimlemeleri barındıran bir dizi… Üç haftadır izlediğimiz dizide şimdiye kadar üç babalık temsili belirginleşmiş durumda.

Poyraz Karayel dizisinin başrollerinde İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu yer alıyor.

Bunlardan birincisi, hikâyemizin başkahramanı Poyraz Karayel (İlker Kaleli). İlk bölümde izlediğimiz üzere, bir komploya kurban giderek zimmetine para geçirme suçlamasıyla hem mahkûm olan, hem de polislikten atılan Poyraz, ayrı yaşadığı ve yurt dışında alkol tedavisi gören eşinin anne-babası ile oğlu Sinan’ın (Ataberk Mutlu) velayetini alma meselesi nedeniyle kanlı-bıçaklı durumda. O, hayattaki tek dayanağı, yaşamını anlamlı kılan biricik varlık olan oğluna kavuşabilme uğruna büyük bir tehlikeye atılmayı göze alarak polise bilgi sızdırmak üzere İstanbul’un en güçlü mafya babasının adamı olur.

İkinci ‘baba’mız da işte bu mafya lideri Bahri Baba (Musa Uzunlar). Aynı zamanda hikâyenin kadın başkahramanı, Poyraz’la yavaş yavaş aşka düşen Ayşegül’ün de (Burçin Terzioğlu) babası…

Ama asıl, ‘İstanbul’un babası’!.. Bunu, Ayşegül’ün annesi ve kardeşinin ölümünden onu sorumlu tutup o yüzden de hiç affetmediği, semtine dahi uğramak istemediği babasına bir tartışma anında sarf ettiği şu sözlerden alıntılıyoruz: “Sen bütün İstanbul’a baba oldun… Bir tek evlâtlarına baba olamadın!..”

Kızı böyle dese de Bahri Baba’nın, herkesin önünde tir tir titrediği bu dehşet verici adamın ‘yumuşak karnı’dır Ayşegül… Bütün İstanbul’un ‘şedit’ babasını, yine bir ‘baba’ olarak şefkate diz çöktüren tek varlık, Ayşegül’dür. O, benliğini ‘erkeklik’le köreltmiş Bahri’nin insanlığından yadigâr bir ‘damla’dır adeta…

Nihayet, üçüncü babamız: Dizinin ‘kötü’ karakteri, Engin Benli’nin insanın iliklerini donduracak derecede başarılı performansıyla ‘buz gibi’ bir korkunçlukla hayat verdiği, Bahri’ye ölümcül bir meydan okuma ile ortaya çıkan genç mafya lideri Zafer…

‘Eski toprak’ mafya babası Bahri’nin suçla iştigal etse de ‘kötülük’ten olabildiğince kendini sakınan tavrı karşısında adeta bir ‘kötülük çiçeği’ gibi açan Zafer, çok büyük bir kazanç için yeni-sentetik uyuşturucularla gençleri zehirlemekten geri kalmayacak kadar vicdansız ve acımasızdır.

Gelgelelim onun da kötü mü kötü bir ‘kara delik’ olarak resmedilen hayatında zayıf bir iyilik hüzmesi olarak beliren biri vardır. 10 yaşında, kalp yetmezliğinden mustarip , o yüzden de sürekli yatağa bağlı ve bakıma muhtaç kızı bu… Bahri’nin tüm İstanbul’a ‘baba’ olup çocuklarına olamamasına nazire ile diyebiliriz ki Zafer de İstanbul’un tüm çocuklarına zehir saçarken kendi kızına şifa derdinde bir ‘Baba'dır.

Bu üç ‘baba’ karakteri ve onların çocukları ile ilişkileri, hikâye akışına temel dayanak oluşturan bir ‘sacayağı’ sayılabilir. Bu çerçevede hem genç hem tecrübeli, hem olgun hem dinamik, hem pırıltılı hem ölçülü bir oyuncu kadrosu eşliğinde yol alan dizi, başkarakteri Poyraz şekillendirilirken önemli bir esin kaynağı olduğu düşünülebilecek Oğuz Atay’ın ‘Tehlikeli Oyunlar’ına göndermelerle edebi-estetik bir çeşni de kazanıyor.

‘Erkeklik’ sorgulamasına da, insan olma sorununa da ‘babalık’ kurgulamaları üzerinden, toplumcu bir duyarlılıkla ama ‘muhafazakâr yeni-normal’le biçimlenen seyirci profilini de ürkütmemeye dikkat ederek yaklaşan bir yapım ‘Poyraz Karayel’. Hem iç açıcı, hem de düşünce kışkırtıcı…