Bir muhafazakâr 'marka': Fatih-Harbiye

Daha dinamik-hareketli bir kurgu uğruna romanda olmayan yeni karakterler yaratıp bazı karakterlerin kimliklerini de değiştirebilirsiniz. Ama mizaç dönüştürmesine gitmek, yazara ve esere çok büyük haksızlıktır.
Bir muhafazakâr 'marka': Fatih-Harbiye

Dizide Yunus Emre Yıldırımer, Neslihan Atagül ve Kadir Doğulu rol alıyor.

Biraz ‘keskin’ girelim! ‘Fatih Harbiye’nin, Peyami Safa’nın edebiyattan öte düşünce dünyamızda da büyük yeri olan romanından uyarlama denmeyi hak eden bir dizi olduğunu söylemek zor. Esinlenme desek o da hafif kalır çünkü romanın adını aynen (aradaki ‘tire’yi ihmal ederek de olsa) almışsınız! Bu durumda Fox’ta başlayan iddialı dizi, Türk sağ-muhafazakâr düşüncesinde köşe taşı niteliğindeki bu eserin ‘marka değeri’nden istifadeyi hedefliyor demek belki en doğrusu…

Romanı okumadan diziyi seyredenlerin Peyami’nin eseri üzerine yanlış izlenim edinmemesi için bu girişi yapmak kaçınılmaz.
Fatih-Harbiye, bize Şark ve Garp, ‘eski’ ile ‘yeni’ arasında kimlik-kişilik olarak sıkışıp kalmış bir kadının (Neriman), romandan aynen aktarmak gerekirse, “iki ayrı medeniyetin zıt telkinleri altında gizli bir derunî mücadele” verişini anlatır. Bu, toplumsal-kültürel bir dönüşümün bireysel-psikolojik sarsıntılarını izlemeye davettir. Ve içerik itibarıyla popüler bir film denemesine çok da elverişli değildir. Böyle bir girişim için en çekici noktası, evet, adıdır. O ad, ‘Fatih-Harbiye’, zaten Türkiye’de kültür sorunu, Doğu-Batı sorunsalı, Batılılaşma meselesi üzerine yıllardır kafa yorup tartışan düşünce erbabınca da dillerden düşmez bir simgedir.

Bu çerçevede romanı, hem de bugünün hayatına güncelleme yolunda bir takım değişmelere gitmenin kabul edilebilir yanı vardır tabii. Ama bunun, Peyami’nin düşünce dünyasını, yaşam anlayışını sabote edecek noktalara varmaması gerekir. Salaş Yeşilçam filmlerinden fırlamış gibi duran bazı sahneler, mesela kızlarının bekâret kontrolünü yapan bir kenar mahalle veya varoş aile tasarımı, bu romanın doğası açısından kaldırılabilecek bir şey değildir! Ne de kız kardeşini ‘bozmuş’ bir yeniyetmeyi sokak ortasında evire-çevire dövüp, kızı ‘almaya’ zorlama sahneleri vardır romanda… Peyami, ne bunları yazmıştır, ne de kültür, düşünce ve karakter itibarıyla bunları yazacak biridir.
Kabul, daha dinamik-hareketli bir kurgu uğruna romanda olmayan yeni karakterler yaratıp bazı karakterlerin kimliklerini de değiştirebilirsiniz. Şinasi’nin ailesine bir kız kardeş ilave edebilir; Macit’i Neriman’ın dayısının kızıyla ilişkiye sokabilir; ve Gülter’i evin hizmetçisi olmaktan Neriman’ın halası olmaya terfi ettirebilirsiniz… Ama mizaç dönüştürmesine gitmek, yazara ve esere çok büyük haksızlıktır. Tıpkı ‘Şinasi’de yapıldığı gibi!..

Peyami’nin ‘Şinasi’si dizide sunulduğu şekilde alabildiğine dışa dönük, öfkesini açığa vuran, sokağın orta yerinde adam dövecek noktada, adeta bir mahalle kabadayısı değildir. Aksine şöyledir: “Sessiz, halûk, fevkalade terbiyeli, fıtraten asil bir çocuk… Daima ‘pasif’ döğüşüp yenmesini isteyen bir mizacı vardı. Hücumu ekseriya karşı tarafa bırakarak sarsılmaz ve sessiz bir müdafaa ile muzaffer olmayı sevenlerdendi… Sessiz ve hareketsiz mücadelenin bütün vekarını taşımak istiyordu.”

Bu karakteri başka bir ‘tabiat’a ‘kırmak’ olmaz. Çünkü ‘Şinasi’nin bu mizacı, Peyami’nin ona temsilini yüklediği Şark kültürel örüntüsünün simgesel karşılığıdır. Benzer mahiyette Macit’in kişilik ‘vitesi’ni geleneğe, ‘Şark’a doğru ‘kırma’ yolunda işaretler de aldım ilk bölümü izlerken… Ona, “Keşke söylediğin kadar kolay olsaydı nereye ait olduğunu bilmek” gibi lâflar ettirmeniz; “Macit yurt dışında mı devam edeceksin, yoksa artık İstanbul’da mısın?” sorusuna “Yersizim” diye anlam yüklü bir cevap verdirmeniz, bunlar hayra alâmet değil… Romanda böyle bir Macit yok. İşi kolaylaştırmak, kitleleri yakalamak derdiyle akla ‘hidayet romanları’nı getiren bu savrulmalardan uzak durmak lâzım. ‘Fatih-Harbiye’ bir ‘Huzur Sokağı’ değildir.

Tatlı bitirelim: ‘Okunan’la ‘izlenen’ arasındaki uyarsızlıklara dayalı tüm bu sorunlara rağmen ortada özellikle oyuncu kadrosuyla seçkinleşen kaliteli bir çalışma var. Jenerikteki “Peyami Safa’nın romanından” ibaresinin hakkı verilsin, derdimiz bu.

Ve jenerik demişken de son bir uyarı ve öneri: Macit’i oynayan Kadir Doğulu’nun ismi en başta yazılmakta. Mutlaka ‘ticari’ gerekçesi vardır, ama romanı bilen için bu da yakışıksız. Macit romanda diyalog olarak bir ya da iki yerde karşımıza çıkar. Ana karakter Neriman ve Şinasi’dir. Doğulu’nun reyting katkısı da düşünülerek Macit karakteri dizide daha hacimlice işlenmiş olsa gerek. Fakat Neslihan Atagül (Neriman) gibi, sanatsal gücü ödüllerle de tasdikli bir oyuncuyu jenerikte ‘ikincil’ kılmak yine de olmuyor. Hem dizide gayet bariz olan (aynen romandaki gibi) birincil performansı nedeniyle, hem de diziyi ister esin kaynağı, ister ‘marka değeri’ olarak borçlu olduğunuz Peyami Safa ve romanına haksızlık itibarıyla!..