Bir pedagoji-şov: 'Süper Dadı'

Orijinali 10 yıl önce Britanya'nın Channel 4 televizyonunda belirmiş 'Supernanny'nin dünyanın pek çok ülkesinde gerçekleştirilmiş sürümleri arasında yerini alan 'Süper Dadı'yı seyrederken epey bir şeyin ters gittiğini düşündüm...
Bir pedagoji-şov: 'Süper Dadı'

STAR TV’nin realite programı ‘Süper Dadı’yı izlerken bir ‘aile terbiyecisi’yle karşı karşıyaymış hissine kapılabilirsiniz. Evet, aynen bir ‘aslan terbiyecisi’ nev’inden…

Bir evin içinde iki çocuğuyla başı dertte olan ana-babaya ‘annelik’ ve ‘babalık’ öğreten ‘pedagog’ Gözde Erdoğan, kameralar ve bir ‘dış ses’ eşliğinde performans sergiliyor. Yani bu, bir ‘pedagoji-şov’…

Böyle olduğu için de benzer formatlı ama başka konseptli diğer şovlara göre sanırım biraz daha fazla sorunsallaştırılması gerekiyor.

Benzeri formatta realiteler geldi karşımıza. Mesela ‘Bambaşka’ ya da ‘Emel Acar ile En Baştan’… Onlarda moda, sağlık, spor, kozmetik ve güzellik sektörlerinin işbirliği içerisinde dış görünüm itibarıyla ‘kötü’ görünen birini yeni bir görüntüye, çekici bir çehreye kavuşturma yolunda hızla çabalanıp sonuç alınıyordu. Bir diğeri, pejmürde evinizi şık bir çehreye kavuşturan ev-içi dekorasyon programı ‘’Evim Şahane’ idi.

‘Süper Dadı’ da tarz olarak bu kategoride bir realite… Bedeninizi, çehrenizi, evinizi değil, ailenizi ve çocuğunuzla ilişkinizi yeniliyor. Başlangıçta hemen her zaman ‘cehennemî’ durumda karşımıza çıkan ebeveyn-çocuk ilişkisinin topu topu 5 günde mucize kabilinden güllük-gülistanlık hale geldiğini izliyoruz.

‘Bambaşka’da bedeniniz, ‘Evim Şahane’de eviniz ‘nesne’leşirken pedagogumuzun ‘özne’sini oluşturduğu bu ‘gerçeklik gösterisi’nde nesneleşenler, zikredilen diğer şovlara kıyasla çok daha dolayımsız şekilde ana-baba olarak siz ve çocuklarınız oluyor! Tablo o kadar asimetrik ki ana-baba, “Hay ben böyle ana-babalığın” da diyebilir kendi kendine; onları ha bire pedagogun tembih ve tenkitlerine maruz gören çocuk da “Hay, sizin ana-babalığınıza” diye geçirebilir içinden!..

Orijinali 10 yıl önce Britanya’nın Channel 4 televizyonunda belirmiş ‘Supernanny’nin dünyanın pek çok ülkesinde gerçekleştirilmiş sürümleri arasında yerini alan ‘Süper Dadı’yı seyrederken epey bir şeyin ters gittiğini düşündüm ama ‘hariçten gazel okuma’ gafletine de düşmek istemedim. Ne pedagoji, ne çocuk psikolojisi, ne de çocuk gelişimi-eğitimi üzerine söz söylemek haddim. Fakat içim de rahat etmedi ve konunun uzmanı bir dostumla izledim diziyi. Tabii izlemek denebilirse! Söylendi de söylendi o çünkü izlerken… İşte onlardan bir demet:

“Davranışçı yaklaşım bu ve çoktan terkedildi. Eşitliksiz bir öğrenme ortamı var. Çocuğun kendini ifade etme hakkının ihlâli söz konusu. Çocuğun yanında ana-babanın hataları ve ne yapmaları gerektiği söylenerek çocuğun onlara saygısı azaltılıyor. Ana-baba pasif alıcı konumunda olmamalı. Ana-baba karşısında ‘Dadı’nın otoritesi yükseltilmekte. Şu ‘dış ses’ de bizi ‘Dadı’nın hatasız olduğuna inandırıyor, “Süper Dadı’dan önce…” diye başlayan cümlelerle!.. Âni getirilen “Anne ile yatamazsın” kuralı, çocukta travma yaratabilir. ‘Ödül-ceza’ yaklaşımı (‘hayvan terbiyesi’ gibi) bir süre sorunları erteler ve çocukta ‘yalancı uyum’ yaratır ama ileriki yıllarda bu da travma olarak dönebilir. ‘Süper Dadı’ ailede gerçekte olmayacak bir laboratuvar ortamı yaratıyor. ‘Mola paspası’ ceza! Çocuk ikna olduğu için değil, çırpınıp yorulduğu için onun üstünde duruyor; çaresizlikten… Çok hareketli, acaba ‘hiperaktivite’ olabilir mi diye de hiç sorgulanmadı; aile bir uzmana yönlendirilmedi. Çocuk için kullanılan dil de doğru değil; hem abartılı, hem otoriter. Ana-baba tutumu bir haftada değişmez; kalıcı değişim zaman ister. Çocuk boğuldu evde; dışarıda yaşam yok mu; enerjiyi nasıl atacak? Peki ya ‘Dadı’ gidince ne olacak?..”

Dayanamadım daha fazla ve müdahale ettim: “Bırak canım, alt tarafı bu bir şov!”

Tam o sırada ‘Süper Dadı’dan aldığı eğitimleri kendi başına çocuğuna uyguluyor görünen annenin gözünün bir an kendisini çeken kameraya takıldığını izledik.

“Bak”, dedim, “o bile bunun farkında!..”