Bir şöhret öğütme makinesi: Survivor

Evet, 'Survivor' budur: Bir kıyma makinesi!.. Eski şöhretleri tepeden boca edersiniz içine, ucundan yeni şöhretler 'kıyması' çıkar.
Bir şöhret öğütme makinesi: Survivor

Tahminim o ki önümüzdeki yıllarda ‘Survivor’ organizasyonunda en büyük sorun, ‘Ünlüler’ kategorisinde yarıştıracak aday bulmak olacak. Hatta Acun Ilıcalı’nın ‘Survivor/Ünlüler-Gönüllüler’ formatından vazgeçip yeni bir kombinasyon arayışına gitmesi dahi söz konusu olabilir. 

İlk emareleri geçen yıl belirmişti ama bu yıl iyice netleşti ki ‘Survivor’ ünlü sayılan şahsiyetler açısından ‘karizmayı çizme’ seansına dönüşebilecek büyük bir risk alanı da teşkil etmekte. Yıllar içinde büyük meşakkatle, uğraşa-didine belli (spesifik) bir alanda inşa edilmiş şöhret, ‘Survivor’da birkaç ay içerisinde bir kristal vazo tuz-buz olurcasına dağılıp gidebilir.

Duygu Bal’da, İsmail Baki’de gördük, şimdi de Tolga Karel’de çok daha bariz şekilde karşımızdaki durum bu… Kimsenin yok saymayacağı, bol sansasyon ve spekülasyonlu bir oyunculuk kariyeri olan Karel, haftalardır ne yazık ki ‘ölmüş de ağlayanı yok’ vaziyette adada dolanıp durduktan sonra, takım arkadaşlarının lüzumsuz, faydasız ve hatta zararlı bir figür olduğunu açıktan, fütursuzca dillendirmeleri eşliğinde elendi. Fiziksel olarak yetersizlik, rakiplerden (özellikle Turabi’den) gelen meydan okumalar karşısında mukavemetsizlik, nihayet son haftalarda sürekli sakat-rahatsız olduğu gerekçesiyle siliklik, Tolga’nın (belki çok ‘eşsiz’ denemezse de) bir şekilde hemen herkes açısından muteber ününü bence ciddi ölçüde zedeledi.

Kalan şöhretler açısından da durum, yukarıda zikredilenler kadar vahim olmasa bile çok da farklı değil. Canla-başla çalışan, yer yer kendinden çok genç yarışmacılara nal toplatan ama yaşlı bedeni yine de hırsına ayak uyduramayan Ahmet Dursun, hafızalarda ‘bıçak’ gibi durduğu Beşiktaşlı günlerle hatırlanmayı yeğlemez miydi? Ya da ‘rüzgarın kızı’ Merve Aydın, dünya çapında, uluslar-arası rakiplerden sonra bir Survivor-gönüllüsü ve aynı zamanda ‘şöhret-arzulusu’ Sahra’nın meydan okumasına maruz kalıp sıklıkla da onun karşısında madara olmayı acaba gerçekten ister miydi?..

Tabii olup bitene başka, daha ‘iyimser’ bir açıdan yaklaşılarak, mesela kitle kültürüne eleştirel-sorgulayıcı bakmaktan ziyade onu ‘selâmlayan’ kimi kuramcılara göndermeyle, ‘demokratikleştirici’ bir pratik olarak da yorumlanabilir ‘Survivor’… ‘Ortalamanın kültürü’ denilebilecek kitle kültürü, yukarıdaki şöhretlerle aşağıdaki isimsizleri ‘Survivor’da buluşturup ‘eşitlemekte’ diye de düşünülebilir. Daha da öteye giderek, şöhreti ona hanidir sahip olandan (ç)alıp onu nicedir arzulayana vererek (yine kitle kültürünün bir diğer icabı olarak) ‘şöhreti sıradanlaştıran’ bir işlev gördüğü de söylenebilir.

Ama ne desek de, düşünsek de, söylesek de sonuçta ‘Survivor’da şöhretleri giderek belirgin şekilde risk altına sokan bu dinamik, önümüzdeki yıllarda dişe dokunur isimler bulmayı çok zorlaştıracak gibi görünüyor. Zaten belli bir ölçüde halihazırda da söz konusu olan, çaptan düşmüş, unutulmuş veya dönemini kapatmış ünlülerden müteşekkil bir tablo, daha da yaygınlaşacak diye düşünüyorum. Şöhret serüveninde bir adım bile yola devam umudu olan hiç kimse, ‘Survivor’da kendini riske etmek istemeyecektir.

‘Gönüllüler’ açısından ise durum bunun tam tersi. Onlar, şöhret denen büyülü ‘huni’nin dar deliğinden geçmeyi bir türlü başaramayan büyük çoğunluğun karşılıksız kalmış arzusuyla ve o ‘delik’ten geçmiş olanlara duyulan hınçla Acun Ilıcalı’nın kapısını bolca aşındırmaya devam edecekler. Yarışmada şansları da ‘şöhrete açlık’ ve ‘şöhretliye kıskançlık’ nedeniyle çok daha fazla olacak. Tıpkı bu senenin iki gözde ismi ve kanımca finalin en güçlü adayları olan Turabi ve Sahra gibi...

Hele Turabi’nin şansı çok büyük. O, (Nurdan Gürbilek’e selâm ve saygıyla!) insanlarımızın ‘şöhret’ söz konusu olduğunda birbirinin ikiz kardeşi olan ‘arzu ve hınç’ duygularının ete-kemiğe bürünmüş hali… Dövüş sporları ustası olduğu için adanın ‘Ali kıran-baş kesen’i oldu ki halk bunu ister!.. Hemcinslerine ‘maşistik’ bir zevkle bol bol posta koyarken bir ‘ana kuzusu’ olduğunu da deklare etti ki halk bunu ister!.. Tüm ‘zorba’ tavrına karşın bir ‘halk filozofu’ edasıyla maniler patlatmasını da gayet iyi biliyor ki halk bunu ister!..

Daha ne olsun! Birinci de olsa ikinci de, bir ‘şöhret’tir artık. ‘Kurtlar Vadisi’ 12’nci sezonda ‘antagonist’ bir ön rol kapabilir. Atraksiyonlarıyla jilet, manileriyle çiklet reklamlarında da görebiliriz onu…

Evet, ‘Survivor’ budur: Bir kıyma makinesi!.. Eski şöhretleri tepeden boca edersiniz içine, ucundan yeni şöhretler ‘kıyması’ çıkar.