Bir yıldızlar ve 'kültürler geçidi'ne veda: 'Yalan Dünya'

Böylesi sıra dışı, kaliteli, emek dolu ve yıllar sonra bile hatırlanacağı aşikâr bir yapım için sembolik değeri çok yüksek olan 'dalya yapma' imkânının esirgenmesi, bu bakımdan bir parça daha ticarî özveride bulunulamamış olması üzücü ve düşündürücü.
Bir yıldızlar ve 'kültürler geçidi'ne veda: 'Yalan Dünya'

‘Yalan Dünya’ bir süredir muhafazakâr siyasi baskıyla adeta ‘karartma geceleri’ yaşayan dizi evrenimizde titrek bir mum ışığıydı… Söndü.

Gülse Birsel’in önceki günkü yazısında belirttiğine göre dizi, birkaç hafta içerisinde erken final yapacak. 90-küsuruncu bölümleriyle aramızdan ayrılacak.

Böylesi sıra dışı, kaliteli, emek dolu ve yıllar sonra bile hatırlanacağı aşikâr bir yapım için sembolik değeri çok yüksek olan ‘dalya yapma’ (100’üncü bölüm) imkânının esirgenmesi, bu bakımdan bir parça daha ticarî özveride bulunulamamış olması üzücü ve düşündürücü. Anlaşılıyor ki sektörel işleyiş, yetkililer açısından hiçbir kadirşinaslığa el vermeyecek ölçüde bir ‘bilinç-vicdan’ körelmesine iyice yol açmış.

Yoksa 4’üncü sezonuna başlatılan dizi, hemen ikinci bölümünün ardından, daha dün bir-bugün iki demeden bitime maruz bırakılır mıydı?!

Tek kelimeyle çirkin bir durum!..

Tabii başlar başlamaz, ‘Bismillah’ der demez ‘Eyvallah’ da diyen, 2’nci bölümünü dahi göremeyen yeni dizilerle karşılaştık önceki yayın dönemlerinde; hemen birkaç hafta içinde yayından kaldırılanlarla da… Bunlar da çirkindi ve üzerinde durduk.

Ancak üç yıldır rüştünü ispatlamış, 4’üncü sezonu için devam kararı alınmış, kalitesi-değeri ortada olan bir dizi bu… Her bir karakterinde bir başka hayat, farklı bir ‘kültür’ saklı… Yaşadığımız coğrafyanın insanlık hallerini bir ‘kültürler geçidi’ şeklinde, üstelik bunu belki de dizi film tarihimizde bir daha bir araya gelmesi hemen hemen imkânsız bir kadro eşliğinde ‘yıldızlar geçidi’ ile takviye etmiş olarak sunan bir yapım…
Böyle bir yapımın yeni sezona başlamasıyla bitirilmesinin bir oluşunu ne ilkesel ne de ‘profesyonel’ açıdan anlamak mümkün değil!..

Gülse, dizinin bitirilmesiyle ilgili kaleme aldığı yazıda hayli nüanslı serzenişlerde bulunmuş: “Yeni reyting evreni bu yıl herkese çok gizemli sürprizler sunduğundan (!), finale doğru hikâyeleri toparlayıp noktalama imkânı bulamadık. Sevdiğiniz karakterleri ‘Yalan Dünya’nın kurmaca Cihangir’inde hayalinizde yaşatmaya devam edin ve kusurumuza bakmayın…”

‘Yeni reyting evreni’ni, herkesi bilmem ama kanalların ‘gizemli’ sayma lüksü artık kalmadı; yok!..

‘Evren’ gizemli falan değil, belli. Onun içinde ‘Yalan Dünya’ gibi, ‘Benim Adım Gültepe’ gibi yapımları ya baştan işlerliğe sokmayacaksınız ya da ister yeni dizi, ister yeni sezon adı altında başlattıysanız da ‘profesyonel’ce, makul ölçülerde arkalarında duracaksınız. Yoksa, taşra tüccarı tavrıyla ‘kültür endüstrisi’ içerisinde koşuşturmak yakışık almaz!..

Evren belli. Reytinge siyasi müdahale doğrultusunda bir lümpen muhafazakârlık, seyir yelpazesini totalden AB’ye kadar belirliyor artık. Formül, birkaç tık daha yukarıda dinsellikle, birkaç tık aşağıda cinselliği avantür, komedi, drama olarak, fazla estetik-entelektüel talepte de bulunmadan buluşturmak…

Evren belli. Millet takır takır ‘Kurtlar Vadisi’, fosur fosur ‘Karagül’, çatır çatır ‘Güzel Köylü’ seyrediyor.

Böyle bir evrende ‘Yalan Dünya’ya, kabul, eğer ticari kaygılarınız ölümcülse yer yoktur. İlkelice ve saygın şekilde 3’üncü sezon sonunda final yapar, helâlleşirsiniz.

Ama ‘Yalan Dünya’, yeni sezona tak diye başlatıp şak diye de kaldırarak ayağa düşürülecek bir yapım değildi.

‘Yalan Dünya’, hep yazdık, bir ‘memleketimden insan manzaraları’ idi.

‘Yalan Dünya’, sosyolojik, antropolojik bir ‘ders’ kaynağı idi.

‘Yalan Dünya’, yazınsal emeğin görsel kültür evrenine ustalıkla taşındığı bir edebî çalışma idi.

Ve görüyoruz ki dünyada olduğunun aksine ‘edebiyat’, bizim dizi âlemimizde hiç de hak etmediği tarzda kapı-dışarı konulmuş durumda!..