'Camia', Sungurlar'la ses verdi: Yıkılmadık ayaktayız!

'Parti-Cemaat' savaşı, popüler kültür kulvarından tam tekmil ve kıran kırana devam ediyor! 'Parti', devlete, siyasete ve medyaya hâkimiyetini iyice pekiştirdiği için daha etkin tabii. 'Kurtlar Vadisi' elinin altında. 'Reaksiyon' da öyle denilebilir. Ama işte 'Sungurlar' da bir başladı pir başladı.
'Camia', Sungurlar'la ses verdi: Yıkılmadık ayaktayız!

‘Şefkat Tepe’nin tarihi de tıpkı ‘Kurtlar Vadisi’ gibi Türkiye’nin yakın dönem sosyopolitik tarihiyle uyarlı seyreder. Tabii siyasetin, özellikle de iktidarın neresinde pozisyon aldığınıza bağlı olarak kurgu farkı, bir diziden öbürüne kendini göstermiştir.

‘Şefkat Tepe’ Kürt sorunu temelinde yaşanan çatışmayı hareket noktası yaparak çıkış bulmuş bir dizi... Güneydoğu’daki kandan beslenen başka pek çok dizi oldu, kimi tuttu, kimi tutmadı. ‘Sakarya-Fırat’ gibi ‘Şefkat Tepe’ de tutanlardan… Dizi bununla da bağlantılı olarak, ama esas 2002 seçimlerinden itibaren söz konusu ‘Parti-Cemaat’ ittifakına dayalı konjonktür gereği, iktidarla uyumlu bir ‘paralel’lik içinde epey bir süre yoluna devam etti.

Sonra ‘Barış Süreci’ ile birlikte tematik bir ‘reoryantasyon’ (yeni-yönelim) gerçekleştirildi. Türkiye’den çıkılarak ‘Suriye Kürdistanı’na yol tutuldu. Bu arada çözüm sürecinden rahatsız olduğu kamuoyunda, resmi ağızlarca da destekli olarak ha bire işlenen İran da önemli bir kaynak haline geldi ve ‘Acemofobik’ motivasyon kurguda iyice öne çıkartıldı ( o zamandan bugüne değişmeyen en önemli unsur bu).

Buradan da 2013 sonundan itibaren, yıllardır sessiz ve derinden süren AKP hükümeti ile Gülen Cemaati arasındaki çekişme adeta açık bir savaşa dönüştüğünde bir başka kurgusal evreye geçildi. Artık her bölümde kâh ‘Kara Kurul’, kâh ‘Karanlık Kurul’ denilen, nihayet ‘Karar Kurulu’ olarak tescillenen bir sahne plânında bize hükümetin içine sızmış ve hem ülkeyi hem de ‘Camia’yı bitirmeye azmetmiş iç-dış karanlık güç odaklarının görüşmeleri aktarılır oldu. Dershaneler, öğrenci evleri, AKP medyası ve onun önde gelen isimleri (son derece ‘fantastik’ müstear adlar üretilerek) ve 17-25 Aralık operasyonlarına bağlı gelişmeler, hep bu ‘Kurul’ bünyesinde ve ‘Parti’ karşısında ‘Cemaat’in duygu ve düşüncelerine tercüman olacak mahiyette dizide ‘değerlendirme’ye tâbi tutuldu.

Bu arada Suriye iç savaşında El Kaide uzantısı El Nusra’ya Türk hükümetinin desteğine yönelik iddialar da kurguya dâhil edildi ve TSK’ya bağlı Sungurlar timinin Nusracılar’la kapışmasını izler olduk.

AKP’nin 17-25 Aralık sürecinden de, 30 Mart yerel seçiminden de, cumhurbaşkanlığı seçiminden de güçlenerek çıkmasıyla içine girilen yeni mutlak-totaliter iktidar sürecinde ‘Şefkat Tepe’, ismini de kapsayan bir başka reoryantasyonla karşımızda şimdi. Toplumda güvenilen dağlara karlar yağıp ‘Tepe’-taklak hale gelince, adeta kaderlerine terk edilmiş ‘Sungurlar’ olarak, bir bakıma “Haksızlığa, nankörlüğe, zulme uğradık ama yıkılmadık ayaktayız” mesajıyla ortaya çıkılmış gibi…

Açılış, şu meşhur ‘Suriye’ye giden silahlar’ meselesi üzerinden yapıldı. Malûm, 2014 başında patlayan ve sınırda güvenlik birimlerince durdurulan TIR’larda Suriye’de Esad’a karşı savaşan muhalif güçlere, özellikle de El Kaide’ye verilmek üzere silah olduğu iddiası, AKP hükümetini ve Başbakan Erdoğan’ı özellikle dünyada hayli sıkıntıya sokmuştu. Ve yine bilindiği gibi, operasyonu gerçekleştiren birimlerin de ‘Cemaat’e yakınlıkları en kuvvetli ihtimal olarak ortaya atılmıştı.

‘Sungurlar’, ‘Şefkat Tepe’nin bıraktığı yerden ‘Parti’ye karşı mücadeleye bu noktadan devam ediyor. Hikâyeye yeni katılan ve katılır katılmaz Sungurlar’ın yakışıklı komutanı Serdar Yüzbaşı’ya (Mert Kılıç) şıp diye sevdalanan ama gel gör ki işte Türkiye’yi yöneten iradeyle irtibatlı olarak Suriye’de kirli işler çeviren devlet birimine çalışan ajan Meryem’in (Merve Anlağan) ağzından somutlaştıralım:

“Anladım şimdi! Amirlerimizin iş bilmezliği yüzünden bölgede batağa saplandık. Tonla silah verdik terör gruplarına… Deşifre olunca da toplamaya kalkıyoruz. Temizliği de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin timine [Sungurlar kastediliyor] yaptırıyoruz. Sonra da onları temizlemeye kalkıyoruz. Arkada iz kalmasın diye!..”

Yani ‘Parti-Cemaat’ savaşı, popüler kültür kulvarından tam tekmil ve kıran kırana devam ediyor! ‘Parti’, devlete, siyasete ve medyaya hâkimiyetini iyice pekiştirdiği için daha etkin tabii. ‘Kurtlar Vadisi’ elinin altında. ‘Reaksiyon’ da öyle denilebilir.

Ama işte ‘Sungurlar’ da bir başladı pir başladı. Görülen o ki bastırılan operasyonlara, kaybedilen seçimlere, emniyette, yargıda, medyada tasfiyelere, kısacası bariz bir ‘yenilgi’ye rağmen ‘Camia’ dizisi hâlâ ayakta.

Bir önceki yazımızda dizinin total izleyici reytinginde 1’inci olurken AB grubunda fahiş bir farkla 50’nci sırada yer almasını gündeme getirmiş ve araştırılması gerektiğini kaydetmiştik. Bir başka araştırılması gereken nokta da şu: İçerisinde yer aldığı ‘Camia’, seçim sürecinde kitlesel anlamda hiçbir varlık gösterememesine rağmen ‘Sungurlar’ hâlâ nasıl böyle bir kitlesel ilgiye mazhar olmaya devam ediyor?..

Yoksa ‘Serdar Yüzbaşı’, üniformasını çıkarıp siyasete mi atılsa, ne dersiniz?!