Dizi rotasyonunda söz Kanal D'de

Kanal D Genel Yayın Yönetmeni Pelin Diştaş: 'Eğitim seviyesi düştükçe seyirci daha siyah-beyaz bakıyor ekrana. Ortalama seyirci sadece 'merak'ı satın alıyor.'
Dizi rotasyonunda söz Kanal D'de

Dünkü yazıda Kanal D’de gün-saat bazındaki ‘dizi rotasyonu’ üzerine bir değerlendirme yaptık. Bu amaçla konuştuğum kanalın kurumsal iletişim biriminden Ömer Koçak görüşmemizi uygulamadan sorumlu isimlere aktarmış. Yazıyı baskı için gazeteye gönderirken Kurumsal İletişim Direktörü Özlem Asmaz arayarak ne olup bittiğine dair daha doyurucu açıklamalar sundu. Sonra da kanalın Genel Yayın Yönetmeni Pelin Diştaş’la konuştuk.

Söylenenler özde şu önemli noktada merkezileşiyor: Kanalın uygulaması, Türkiye’de reyting ölçüm sistemindeki ‘radikal’ değişiklikle bağlantılı olarak seyircinin niceliksel ve niteliksel dönüşümü bağlamında kaçınılmazlaşan bir arayışın sonucu. Söz konusu gün-saat oynamaları için Asmaz, “Bizim de hiç alışık olmadığımız bir durum” dedikten sonra bunun seyirci ‘evren’inde ortaya çıkan ciddi değişiklikle ilgili olduğunu vurguluyor. “Yeni ‘evren’e adapte olmaya çalışıyoruz” diyor.

Genel Yayın Yönetmeni Diştaş da dizi gün-saatleriyle ilgili yeni düzenlemenin gerekçesini açıklarken AB grubunun toplam izlerkitleye oranının yüzde 21’den yüzde 11’e gerilediğine dikkat çekti. Dahası, bu niceliksel küçülmenin yanısıra niteliksel değişmeye değindi. Bilindiği üzere eski reyting ölçüm sisteminde AB grubunda eğitim kıstası esas belirleyici iken yeni sistem ‘gelir’ kıstasını öne çıkardı. Söz gelimi eskiden aile reisi ve eşinin hem kendileri hem de anne-babaları üniversite mezunuysa AB sayılırken, artık yanında 20 kişi çalıştıran biri lise mezunu da olsa AB’de sayılıyor. Bence de bunu pratikte ve ‘kültürel’ anlamda AB-Total ayrımının büyük ölçüde ortadan kalktığı, hem de eski (yüksek eğitimli) AB grubunun iyice minimalleştiği şeklinde yorumlamak mümkün. Diştaş tabloyu daha da ‘perçinli’ hale getirecek şu notları ekliyor: “Yeni ölçüm sisteminde evrenin yüzde 80’ini lise ve altı eğitim seviyesinde bir seyirci kitlesi oluşturuyor. Böyle bir tabloda ‘Kayıp Şehir’ gibi dizilerin zorlanacağı açık değil mi? Çünkü eğitim seviyesi düştükçe seyirci daha ‘siyaz-beyaz’ bakıyor ekrana. Alt metinlerle, yan temalarla, toplumsal eleştirilerle ilgilenmiyor. Sadece olay kurgusuna bakıp merak duygusu ile izliyor. Ortalama seyirci, ‘merak’ı satın alıyor.”

Fakat Diştaş, edebi değeri yüksek dizilerinden de vazgeçmeyeceklerini, onları ne pahasına olursa olsun yaşatmak istediklerini de belirtti. ‘Kayıp Şehir’ için “Gözbebeğimiz” demekte. Bununla da bağlantılı olarak ben Diştaş’ın sözleri arasında en çok ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ üzerinden örneklediği şu tespiti önemsedim (mealen aktarıyorum): Bu dizide kocası tarafından terk edilmiş dört çocuklu kadının ayakta kalma macerası her düzeyden insanı çekti ekrana. Ek olarak alt metinlerle başka pek çok şey de söylendi. Ölçü bu olmalı. Merakı baştan sona ve her kesimden insan için sürekli kılacak bir odaklaşma, yanısıra da toplumsal sorunlara temas eden tamamlayıcı metinler...

Diştaş, ‘Kayıp Şehir’de de bu ‘teknik’ noktaya tüm yapım ekibinin dikkatini çekmeye çalıştıklarını kaydetti. Evet bu belki tutturması zor bir ölçü; ama açık ki imkânsız da değil.