Dizilerin yine bini bir para!

Dizi sektörünün ekonomik cazibesi onun bünyesinde etkinlik göstermeye yığınla talipli eşliğinde aşırı şişme yaratırken muhafazakâr cendere onun hareket alanını ve kabiliyetini alabildiğine sınırlıyor. Bunlara yapısal ve yasal sorunlar da eklenince hayli ümitsiz bir vaka ile karşı karşıyayız.
Dizilerin yine bini bir para!

Yeni yayın döneminde dizilerin durumuyla ilgili tablo, sezon başında kaleme aldığımız yazıyı doğrular mahiyette şekillenmekte. (Okumak için tıklayın!) 

Bu sene televizyon tarihimizin en yüksek dizi sürüm rakamına ulaştık (90 civarı). Ancak bu, canlılık işareti olmaktan çok bir çaresizliğin ürünü gibi görünüyor. Daha önce de ileri sürdüğüm üzere kanallar, kendilerine önerilen dizileri adeta bir savaşta ilk elde ön saflarda cenge sürülecek, büyük olasılıkla ‘şehitlik’ neferler olarak stoklamış durumda. ‘Öncüler’ düştükçe yerlerine yenileri oturtularak neyin tutup neyin tutmayacağı hâlâ açıklık kazanmamış bir reyting ölçüm düzenlemesinde el yordamıyla yol alınmaya çalışılıyor.

Buna bağlı olarak ben şu ara hemen her dizi üzerine yazarken geriliyorum! Bir kere çok dikkat etmek gerekiyor dizi hâlâ yayında mı diye; öyle ki yazıyı yazarken de, hatta gazeteye gönderdiğiniz anda bile yayından kaldırılmış olabilir!.. Ya da üzerine kafa yorarak sosyolojik/antropolojik motifler, dokunuşlar, göndermeler yakaladığınız ve analize değer sayıp yazı kaleme aldığınız yapım, hemen bir-iki hafta içinde yayından kalkabiliyor; yazıyı biraz geç okuyan okur, okuduğunun karşılığını ekranda bulamayabiliyor.

Kısaca kanallar sezon başından, hatta yaz döneminden itibaren stoklamaya gittikleri ürünlerle “Ne tutarsa bahtına” hesabıyla yol alıyor. Alabildiğine acımasız bir endüstriyel işleyiş geçerli… Hâlâ sanatsal-edebi duyarlılıklı çalışmalar çıkıyor tabii ama kimse için onlar ne ‘prestij’ olarak ne de etik açıdan üzerine titrenilesi artık…

Sektör bünyesinde bu ‘soğukkanlı kıyım’a kafa yoracak vakti de yok. Çünkü (belki paradoksal gelebilir) sektörde krizin başladığı 2012’den bu yana dizilerin izlenme oranları düşse de genelde seyir öncelikleri sürmekte. Yarışmalar denendi, olmadı; insanlar hâlâ dizi tercihini en ön sıraya koyuyor. Bundan dolayı sektör, krize rağmen hâlâ revaçta olmanın ‘anlık’ (yani geleceği belirsiz) fırsatını harcamak da istemiyor.

Bununla bağlantılı olarak muazzam büyümüş bir ‘oyuncu pazarı’ da dikkat çekmekte artık. Yardımcı rollerdeki oyuncuların başrollere soyunduğu; alt rollerdeki çocuk-genç oyuncuların yetişkin konumda üst rollere taşındığı; olgunluk noktasındaki ‘star’ların yerlerini korumak için tutmayan bir diziden öbürüne çırpındığı; performanslarını hep tamamlayıcı mahiyette ama vaz geçilmez karakter rollerinde devam ettirenlerin de o dizi senin bu dizi benim ‘anne’, ‘baba’, ‘babaanne’, ‘dede’, ‘teyze’, ‘amca’, ‘yakın arkadaş’, ‘uzak akraba’, ‘komiser yardımcısı’ pozisyonlarında ‘ekmek yemeyi’ sürdürdüğü bir çalışma akışı bu… Böyle bir ‘ticari’ akışı aynı çapta ve ölçekte sağlayacak bir başka ‘kol’ yok medya-şov-eğlence endüstrisi içinde.

Bu şekilde sektörün ekonomik cazibesi onun bünyesinde etkinlik göstermeye yığınla talipli eşliğinde aşırı şişme yaratırken muhafazakâr cendere onun hareket alanını ve kabiliyetini alabildiğine sınırlıyor. Zaten her daim mevcut olan, sektörün işleyişine ilişkin yapısal ve yasal sorunlar da eklenince hayli ümitsiz bir vaka ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bu, meşhur 19’uncu yüzyıl siyasal-ekonomist ve nüfusbilimcisi Malthus’un insan nüfusunun dengesine dair geliştirdiği ‘kıyıcı’ kuramı da anımsatan bir durum: Kaynakların zenginliğine bağlı olarak yıllarca ‘demografik’ büyüme gösteren dizi ‘popülasyonu’, şimdi kaynakların daraldığı ortamda bile hâlâ (endüstriyel işleyiş sekteye uğramasın diye) ‘üreme’ye devam ediyor. Bu durumda tabii ki (Spencer ve Darwin’in ruhu şâd olsun!) ‘uygun olan hayatta kalacak’tır; fakat ‘seçilim’ kriterinin ne olacağına dair de açıklık yok. Yani ‘muhafazakâr yeni-normal’ dizilerden ne talep ediyor, tam olarak anlaşılmış değil ve iş tesadüflere bırakılmış olarak ‘sürüm-söküm’ usulüyle ‘kıyasıya’ yürütülmekte.

O yüzden de dizilerin bini bir para…