Elinin hamuruyla esas,'insan' olur erkek!

Cenk'in Ev Hali', evle ve ev işleriyle meşguliyeti kadına mahsus sayan 'ataerkil' koşullanmamıza haklı ve tatlı bir itiraz

Cenk Eren’in Cine5’te sabah kuşağında yaptığı program, kadına özgülenen ve ‘kadınlık’la özdeştirilen ev-içi emeğe ‘erkek-çe’ bir yaklaşım olduğu için takdire değer her şeyden önce. Malûm olduğu üzere, ‘ev-işi’ne fazla aşinalık ve rağbet bizde erkeği bozar! Yaşadığımız ataerkil dünya, erkeğe ‘evren’i sunarken kadına ‘ev’i lâyık görür çünkü. O eski kırsal-geleneksel zamanlardan beri köprülerin altından çok sular aktıysa da şu şehirli-endüstriyel hayatın içinde bile ‘ev’i kadınla düşünmek hâlâ adetten. ‘İş adamı’nı dengeleyecek mahiyette ‘iş kadını’ tabirinin kullanılması güzel, ama ‘evhanımı’ tabirinin karşı cinse atfen işlerliğe sokulabilecek bir muadili henüz yok.

‘Cenk’in Ev Hali’, zihnimizde adeta toz zerrecikleri halinde belli belirsiz dolaşan bu düşünceleri ‘kristalleştirme’ imkânı veren bir program. Bu tür programlarda ataerkil koşullanmamız gereği, ‘doğallıkla’ kadın sunucu bekleriz. Evle ve ev işleriyle meşguliyetin kadına mahsusluğunu doğallaştırmış oluruz böylece. Cenk’in programı bu yanlış, ‘politik’ ve ideolojik ‘doğallaştırma’ya itiraz aynı zamanda.

Çok da haklı bir itiraz. Çünkü bizim yadırgadığımız, kadından erkeğe (tabii erkekten kadına da) bu türden cinsiyet kimliği, rol ve davranış değişimi, dünyanın başka toplumlarında da karşımıza çıkıyor. Üstelik, ne yazık ve ayıp ki adına ‘ilkel’ denen bu toplumlar, içerisinde nefes alıp verdiğimiz ‘modern’ toplumsallık gibi hayatın her alanında eşitsizlik üretmemekte. Bunlar ‘eşitlikçi toplumlar’ ve erkekleri, ortalığı silip süpürmekten, yemeği pişirip aşırmaktan, çocukları besleyip büyütmekten gocunmaz. Yanlış anlaşılmasın, ortada ‘kadın iktidarı’ yok. Hayatın her alanı, evin içi de dışı da, tabii yapılan işler de her iki cins tarafından paylaşılmakta.

Böylesi bir paylaşımcılığın mesajında içkin olduğu söylenebilecek programında Cenk Eren, ağzımızın suyunu akıta akıta ‘Bulgurlu Üçgen Pazı Dolması’ yaptı. Programa telefonla bağlanan kadın seyircilerinden gelen pişirme tavsiyelerini dikkate almayı da ihmal etmeden... Kadınlar tabii çok seviyor Cenk’i. Zeki Müren’i de çok severlerdi; nezaketiyle, zerafetiyle, inceliğiyle, hissiyatı ve hassasiyetiyle... Cenk’i de muhtemelen bunlardan dolayı seviyorlar.

Çünkü kadınlar, ‘feminen’ sayılıp sadece onlara yakıştırılan bu ‘insanî’ hasletleri bir erkekte fark edince kendilerini çok yalnız ve çaresiz hissettikleri şu ataerkil iklimde tutunacak ‘eril’ bir dal bulmuş oluyorlar. Cenk’le konuşurken sevgiyle, hatta aşkla çalkalanan seslerinden anlıyoruz.

Ama yalnız kadınlar değil, erkekler de seviyor Cenk’i. Elimde ‘istatistik’ yok, ama hep kadın izleyici hedeflenerek kotarılmış benzeri programlarda ben Cenk’inkinde olduğu kadar telefonla bağlanan erkeğe rastlamadım. Üstelik bağlanıp, bu yazıda alttan alta sorgulamaya çalıştığımız ataerkil önyargıları sarsma yolunda tatlı tatlı katkıda da bulunuyorlar. Cenk dolma yaparken Antalya’dan arayan İsmail Bey’le arasında geçen şu diyaloğa baksanıza:

“- Yemekle aranız nasıl İsmail Bey?

- Valla evde genelde yemekleri Hanım yapar, ama sizi gördükten sonra herhalde mutfağa giricem artık...”

Budur!..