Elveda evlilik, merhaba hayat!

Merhaba Hayat', kadın-erkek, aşk ve seks ilişkilerinde evliliğin belirleyici olmaktan uzaklaştığını anlatıyor
Elveda evlilik, merhaba hayat!

Vahide Gördüm Merhaba Hayat ta Deniz rolünde.

‘Merhaba Hayat’, evliliğin günümüz dünyasında nasıl giderek ‘imkânsızı istemek’ haline geldiği üzerine güle-oynaya düşünmeye kışkırtan bir komedi-drama. İthal, ama başarılı şekilde yerli ruh üflenmiş. FOX’un yeni dizisi, haftalar önce TRT 1’de başlayan ‘Böyle Bitmesin’le de karşılaştırılabilir yapıda. Yazmıştık, boşanmaları engelleme, evliliğin hayatiyetini sürdürme yolunda bir tür ‘operasyonel’ girişim ‘Böyle Bitmesin’... ‘Merhaba Hayat’ da aynı olguyu sorunsallaştırıyor, ama bunu yaparken ‘sonuçtaki sorun’dan (boşanma) ziyade o sonuca ‘neden olan sorun’a (evlilik), daha doğrusu onu artık sorun kılan hayata odaklanıyor.

Bir özel klinikte geçen hikâyenin merkezinde bir kadın ve bir erkek var. Yıllarca nikâhsız yaşadıktan sonra şimdi RTÜK marifetiyle ‘everilen’ Ozan ile Zeynep’in (‘1 Erkek 1 Kadın’) aksine yıllarca nikâhlı yaşayıp sonra ‘hayat’ marifetiyle eşlerinden boşanmış bir erkekle bir kadın bunlar... Çiçeği burnunda ‘dul’ jinekolog Deniz (Vahide Gördüm) ve onun tıp fakültesinden sınıf arkadaşı ve sevgilisi olan dahiliyeci Sinan (Yetkin Dikinciler).

Tamamlayıcı karakterlerin başında Sinan’ın boşandığı eşi Hümeyra (Yasemin Sanino) geliyor. Kısırlık ve tüp bebek konusunda uzman olarak eski kocasıyla birlikte kliniği işletmekte. Üç de ortak var: Evde kalmış kızların kısmetini açması beklenen, karısının ölümünün acısı hâlâ taze alternatif tıp uzmanı Burak (Barış Kılıç); âşık olduğu adam tarafından bir başka kadın için terk edilmiş, kendi ilişkilerini düzene koymaktan mahrum psikiyatr Nilüfer (Seda Güven) ve sevgililerinin isimlerini karıştıran çapkın çocuk doktoru Ömer (Keremcem).

Bunlara jinekolog cerrahımız eklenip tablo tamamlanacak. Bu ‘simgesel’ tabloda insan yaşamının evvelinde yerleşikleşmiş, ahirinde ne olacağı meçhul evlilik kurumunu ‘norm’ olarak türeten bütün unsurlar var dikkat ederseniz: Aşk, seks, üreme, doğum, çocuk... Evlilik, kaçınılmaz sonucu doğum ve çocuk olan aşkla sekse verilen toplumsal izin belgesi değil de neydi onca zaman?!

Bugünün dünyasında ‘denklem’ bozuldu. Ne evlilik aşk ve seks için ‘evrensel’ olarak bağlayıcı artık, ne de çocuk sahibi olmak için evliliğe, hatta eşe ihtiyaç  var. Üstelik çocuk da kariyer de yaparken bir eş ‘külfet’ bile! Doktor Sinan’ın boşandığı eşi, çocuğunun annesi Hümeyra’ya dair sözlerine kulak verelim: “Tüp bebek tedavisinde marka oldu ‘Arkadaş’! Haa, bir de boşandı ya, hayatından pek bi memnun!..”

Kadın-erkek, aşk ve seks ilişkilerinde evlilik-dışılığın anormallikten çıktığı yeni, tabii ki sorunlu ama ‘gerçek’ bir hayata bu coğrafyanın zemininde merhaba diyen dizi, önemli. İstanbul’da boşanma oranları yüzde 50’ye varmış durumda. Dolayısıyla hayatımızın içinde karşılığı olan bir kurgu bu. Bize bu gerçekten kaçmayı değil onunla yüreklice ve olgunlukla yüzleşmeyi öneriyor.

Dahası, en az üç çocuk isteme takıntısının ‘gideni ve gelmekte olanı’ görme telaşından kaynaklandığını düşünmeye de yönlendiriyor. Sözü tüp bebek, doğum, çocuk hastalıkları uzmanı ekibin jinekolog Deniz’i de aralarında görme ısrarına ironiyle katılan Doktor Sinan’a bırakalım yine: “Tabii, doğurma kapasitemizi arttırmamız lazım! Günde en az üç çocuk!..”