Elveda Radikal!

2011 yılında başladığım Radikal maceramızda ana yazı mecramız popüler kültür ve onun içinde televizyon-medya dünyasıydı. Ama "Popüler, politiktir" de temel ilkemiz!.. Şimdi bu maceranın sonuna geldik...

Tatlı bir rüzgâr, hatta rüya gibi geçen maceranın sonuna geldik. Bugün yazımı yıllardır bu gazetenin matbu ve elektronik yayın ortamında beni ilgiyle takip etmiş okurlarıma veda için kaleme alıyorum!..

Gazete ‘aşkı’ 2003’te Milliyet bünyesinde bir yıla yakın çıkan ‘Popüler Kültür’ ekine hem yazar hem de yayın koordinatörü pozisyonunda katkıda bulunmamla başladı. O bittikten sonra iki yıl BirGün gazetesinde, sonra üç yıla yakın da Doğan Akın dostumuzun T24 internet gazetesinde bu serüvene devam ettim.

Bir sosyal bilimci-akademisyen için gazetede yazmak, üniversite ortamında üretilen, kotarılan, paylaşılan bilgiyi toplumla buluşturma hedefine yönelik olmalı diye düşündüm hep… Üniversitede ders verirken hayatı üniversiteye taşıma hedefiyle hareket ettim; hayata değmeyen bilgi kazanılamaz inancıyla… Gazete sayfalarında da hep üniversiteyi hayata taşımaya çalıştım; kitaplar, kavramlar, kuramlar eşliğinde çevremizde olup bitenlere ilişkin değerlendirmelerimi popüler ilgiye açma gayretiyle…

Radikal’e geçişim Cem Erciyes sayesinde oldu. Cem, gazete yazarlığı serüvenimin aslında bütününü değil, sadece bir parçasını oluşturan popüler kültüre, onun içinde de televizyona yönelik performansa seçici bir ilgiyle yaklaşarak Radikal’de televizyon yazıları yazmamı teklif etti. Eleştirel perspektiften program tanıtım, çözümleme ve değerlendirmeleri yapacaktım.

Hayli mütevazı, hatta ürkek denilebilecek şekilde 2011 Nisan’ında başladık. Farklı bir ruh ve taptaze bir umutla ‘tabloid’ boyutta okurla buluşmaya başlamış ‘Yeni Radikal’in ‘Hayat’ eki içinde bir ikinci ek olarak Pazar günleri üretilen ‘Kritik’te ve 15 günde bir yazı sıklığında…

Tabii o zamana kadar televizyona ve televizyon programlarına dair yazılar yazmış olmakla birlikte bu alana başlı başına sistematik bir ilgi ve yaklaşım içinde olmamıştım. İşin hakkını verme yolunda bir yeni sayfa açtık ve televizyon üzerine yazdığımız kadar da okuma sürecinin içine girdik. Adeta bir yeni araştırma, hatta tez çalışması gibiydi bu süreç benim için…

Galiba her şey yolunda gitti ki haftada bir yazmaya terfi ettik! Sonra ‘takdir’, daha da sık yazmamız yönünde oldu ve Haziran 2012’den itibaren artık bize ayrılmış bir köşede haftada dört gün yazmaya başladık. Yerli ve yabancı ekranlardan bize sunulanları anlamaya çalışma ve insani, vicdani, emek-yüklü olanla olmayanı ayırt etme yolunda köşemizin adını da ‘Turnusol Kâğıdı’ koyarak…

O zamandan bu yana ‘haftada dört’lük yazı düzenlemesini aksatmama gayreti içinde burada olduk. Tabii hep ‘televizyon’ da yazmadık. BirGün’de, T24’te olduğu gibi Türkiye ve dünyada olup bitenlere, siyasetten dine, edebiyattan bilime, cinsiyet ve cinselliğe, ekonomi ve ekolojiye kadar, insani olan her şeye ‘antropolojik’ bir dağarcıktan katkıda bulunmayı hedefleyen yazılara Radikal’de de devam ettik.

Ana yazı mecramız popüler kültür ve onun içinde televizyon-medya dünyasıydı. Ama “Popüler, politiktir” de temel ilkemiz!..

Zaten biz istemesek dahi popüler olandan ‘politik’ olana sıçramamak olanaksızdı. Söz gelimi Gezi olaylarında ‘İsyan’ın dinamiğinin ne kadar politik, ne kadar popüler kültürden çıktığını kim bilebilirdi ki?! O yüzden ‘Popüler kültürün seküler isyanı’ başlıklı bir yazı ve bunu çevreleyen çok sayıda başka ‘politik’ çerçeveli yazı kaleme almak kaçınılmazdı o süreçte…

Bu tür yazıları yazabildim. Yayın yönetmenim Cem Erciyes, sağ olsun, engin bir müsamaha gösterdi bu bakımdan… Hayata da, politikaya da, ‘aşk’a da dair ‘antropolojik’ çokbilmişliklerimi paylaşma arzuma hiç hayır demedi.

Cem, yine sağ olsun, kaprisli mi kaprisli bir ‘Hoca’ ile uğraşma noktasında da eli öpülesi bir ‘sabır taşı’ydı! Şimdi burada Radikal macerasına son noktayı koyarken, hem bana Radikal’in kapısını açtığı, hem de 3,5 yıl hep sabırla, anlayışla, sakinlikle yaklaştığı için ona sevgiyle şükranlarımı sunuyorum!..

‘Dijital Radikal Çağı’nda ise aynı sorumluluğu içtenlikle, incelikle ve muhabbetle üstlenip kahrımı çeken sevgili Bahadır Özgür kardeşime de çok teşekkür ediyor ve gözlerinden öpüyorum!..

Hoşça kal Radikal!..