Evlilikleri kurtarma timi

Evlilik kurumunu sağaltma yolunda 'kurgusal' destek vermeyi hedefleyen 'Böyle Bitmesin', nedenlere odaklanmadan boşanmaları hedef tahtasına oturtuyor
Evlilikleri kurtarma timi

Önceki gün başlayan ‘Böyle Bitmesin’, hanidir kan kaybeden evlilik kurumunu sağaltma yolunda ‘çorbada tuz’ olmayı vaat eden bir kurguya sahip. Her hafta boşanma eşiğindeki çiftlere acil kurtarma operasyonları izleyeceğimiz anlaşılıyor. Operasyonların üç koldan, bir komiser, bir psikolog ve bir avukat tarafından koordineli yürütüleceği de... Ben kendimi bir an ‘Arka Sokaklar’ı izler gibi hissettim. Çağrışım yabana atılmamalı! Bu dizide de kahramanlarımız ‘suçlu’nun peşinde ve onu etkisiz hale getirme, suç işlemekten vazgeçmeye ikna etme derdinde. ‘Suç’ boşanma ve ‘suçlular’ da boşanmak isteyenler!..

İlk bölüm esasen bir tanışma seremonisiydi. ‘Açılış’ kısmında evlenmeleriyle boşanmaları bir olan psikolog Nazlı (Yeliz Kuvancı) ve avukat Yusuf’un (Cemal Toktaş), bize hissettirildiği kadarıyla çocukluğu parçalanmış aileye kurban gitmiş Komiser Nisa (Nergis Öztürk) ile kesişen yolu, ‘boşanma canavarı’na karşı mücadele edecekleri bir ekip oluşumuna varır. Bölümün can alıcı noktası, Nazlı ile Yusuf’un boşanma sebepleriydi. Yusuf, çok sevdiği, çiçeği burnunda karısının babasının (Adnan Biricik), Nazlı’nın en yakın arkadaşı Özlem’le (Pınar Göktaş) ilişkisini deşifre eder. Ama Nazlı tarafından yanlışlıkla kendisi bu ilişki içindeymiş gibi anlaşılır. Fakat esas vurgu şu ki sadakatsiz baba, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı (evlilikleri kurtarmaya çalışan) ‘Aile Masası’nın başkanıdır!..

Bu ‘ters vuruş’ dikkate değerse de yaşadığımız çağın önemli gerçeği ‘boşanma patlaması’nın kök nedenleri üzerine çok şey sunmayan bir dizi ‘Böyle Bitmesin’. Sorun salt boşanma mıdır, yoksa evlilik mi bugünün ‘tekno-ekonomik’ altyapısı eşliğinde insan toplumsallığı açısından sorun üreten bir kurum haline gelmiştir? Sorun boşanmaların yaygınlaştığı bugünde mi sadece, yoksa zoraki evliliklere zoraki katlanılan dünde de var mıydı? Bireyleşmenin, profesyonelleşmenin, hısım-akraba ve ‘erkek’ baskısından özgürleşmenin parametrelerini oluşturduğu post-endüstriyel şimdiki zamanın ‘bir celsede boşanmaları’ sorunlu da geleneksel, cemaatçi, ataerkil eski zamanların kuşatıcı ve baskıcı ‘bir yastıkta kocama’ telkinleri sorunsuz muydu?..

Bu soruları akla getirmeden, yaşanan değişimin sonuçlarına statükocu, hatta bir ölçüde ‘resmî’ pencereden bakan dizi, ‘sorun’u ideolojik olarak ‘tu-kaka’ ediyor sadece. Halbuki yukarıda sözü edilen, Nazlı ile Yusuf’un ‘bir çırpıda evlenip boşanmaları’ ne kadar da simgesel değere sahipti içinde bulunduğumuz durumu irdeleme yolunda?! Evet, evlilik bu zamanda boşanmayla muteber! İster yanlış sayın ister doğru, olgu şu ki herkes bu yaşam biçimiyle bir ömre bir tek evlilik sığdırmanın kolay olmadığını biliyor. Evliliklerin hemen başında, ilerde boşanma olursa karşılıklı mal beyanında bulunulmayacağına dair sözleşme imzalamak mesela, başka nasıl açıklanabilir?! Demek ki daha evlenirken boşanma öngörülür haldedir. Sadakatsizlik ve aldatma bu sürecin katalizörleri sadece...

Sonuçta hem tarihsel, hem ekonomik hem de toplumsal bakımdan çok yönlü düşünülmesi gereken hayli hacimli bir olgu/sorun, dar ve kısıtlı çerçevede “evlilik kutsaldır” klişesi üstünkörü yeniden üretilerek işleniyor. Dolayısıyla, içerik sizi ürkütmesin, ‘zararsız’ bir dizi bu.