Game of Thrones-4: Cüce ve Piç

Lord Ned Stark'ın 'piç' oğlu Jon Snow, bir dürüstlük, şefkat ve merhamet timsali... Piçlik, hiçlikten evlâdır. Ve iktidar, evet en çok o, hiçliktir!..
Game of Thrones-4: Cüce ve Piç

(Spoiler-Uyarı!)

Son derece gerçekçi bir feodalite fantezisi olarak karşımıza çıkan ‘Game of Thrones’, sürekli vurguladığımız üzere, sosyo-tarihsel olduğu kadar felsefi-antropolojik mahiyette de değerlendirilmeyi fazlasıyla hak eden bir dizi. İyilik-kötülük, dürüstlük-riyakârlık, merhamet-gaddarlık, sevgi-nefret, şefkat-şiddet… ‘Game of Thrones’ insan türüne özgü bu ‘haslet’ yahut huy ikiliklerini ‘iktidar’ faktörü temelinde düşünmek gerektiğini kurgusal akışında bir saklı-tez olarak barındırmakta denilebilir. 

Feodalitede nasıl, ne kadar iyi olunabilir? Ya da kim(ler) iyi olabilir?.. Diziyi izlerken benim zihnimde sık sık dolaşan soru bu oluyor. Görülen o ki söz konusu ‘feodal’ koşullarda iyilik, en hafifinden zavallılık ya da acizlikle, en ağırından da ‘maktûl’lükle ‘yol arkadaşlığı’ anlamına geliyor. Şu ana kadar izlediğimiz sezon ve bölümler temelinde (dizinin dayandığı seri-romanlara girmeksizin) konuşuyoruz! Hikâyenin ‘iyicil’ ailesi/soyu olarak karşımızda duran Stark’lara, onların başına gelenlere bakarak söylüyoruz: Eddard (Ned) Stark, Robb Stark, Sansa Stark, Arya Stark, eşittir, katl, aciz, çaresizlik!.. 

Dizinin bir duyumsattığı bu ama iktidar karşısında iyiliğin sırtını tümden yere getirdiği de söylenemez. ‘İyiliğin iktidarla imtihanı’nı düşünmeye çağıran ve kışkırtan, akıbetinin ne olacağını da heyecan içinde merak ettiğimiz bir Daenerys Targaryen (Emilia Clarke) kesiti var mesela… 

Fakat ‘Game of Thrones’un ‘iyilik-kötülük’ problemine feodalite bağlamında (daha doğrusu, ‘anaforunda’) yaklaşımının beni en cezbeden, üzerine kafa yormaya, tartışma açmaya yönelten iki başka karakteri var: Kötücül yanları ağır basan Lannister’ların iyi mi iyi ‘cüce’si Tyrion (Peter Dinklage) ve Stark’ların en itilmiş, kakılmış, ötelenmiş ‘piç’ üyesi Jon Snow (Kit Harington)… 

Karşımızda ‘katışıksız iyi’ olarak duran iki önde gelen karakter bunlar… Evet, en iyilerimiz bir cüce ile bir piç!.. Ve onlar, iktidar oyununun en doğrudan, ‘takır-tukur’ oynandığı bir ortamda bu özellikleri nedeniyle de oyunun dışındalar. 

Dizinin başkarakteri Tyrion Lannister’a daha önce başka bir yazıda değindik. Hikâyenin vicdan, duygu ve sağduyu timsali olarak o, kahhar bir iktidar kapışmasının alabildiğine sürdüğü feodal hayatın içinde iyilik hiç yok değilse de ‘cüce’leşmiştir diye düşündürüyor!.. 

Lord Ned Stark’ın (Sean Bean) meçhul bir kadından doğmuş ‘piç’ oğlu Jon Snow ise Stark’ların ayakta kalan tek yetişkin ve en güçlü ferdi olmanın ötesinde bir dürüstlük, şefkat ve merhamet timsali… Dolayısıyla burada da soylu ailelerin krallık için kıyasıya mücadele eden ‘safkan’ (‘nesebi sahih’) üyelerinin iktidarla kirlenmişlikleri karşısında ‘piçlikteki temizlik’le bir ‘kontra’ vuruş yapılmaya çalışılıyor denebilir. Hatta bu, insanlık tarihine ve insan toplumsallığına ‘özcü’ (‘essentialist’) bakışın reddi olarak da okunabilir. 

O halde biz de Elif Şafak’ın o güzelim ‘Baba ve Piç’ romanından başlayarak bu memlekette gündeme gelip yer yer kaba, çirkin, iğrenç tepkilerle çığırından çıkarılmış ‘piçlik’ tartışmasına 
çeşitli vesilelerle katıldığımız yazılarda yer alan ve bir miktar popülerleştiği de söylenebilecek ifademizi tekrar not edelim:
Piçlik, hiçlikten evlâdır. 

Ve iktidar, evet en çok o, hiçliktir!..